Risâle-i Şerh-i Nefes-i Hilmi Dedebaba

Risâle-i Şerh-i Nefes-i Hilmi Dedebaba Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm Cenâb-ı Hakk’a hamd ü senâlar olsun ki, esmâ ve sıfâtın mazharı olan varlıkta kullarına tecellî eylemiştir. Salât u selâm, İsra gecesinde Rabbini müşâhede eden Fahr-i Kâinât efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.s.) ve fenâ ve bekâ yolunu takip eyleyen âl ve ashâbına olsun. Aynayı tuttum yüzümeAli göründü gözümeNazar kıldım ben özümeAli göründü gözüme Bu nutk-i şerifte Ali olarak her ne kadar hazret-i Ali (k.v. ve a.s.) efendimiz kastediliyor olsa da hakikatte bu nutkun müellifi olan “mürid” ile “mürşid” arasındaki ilişkiyi remzeder. Bu sebeple bu nutk-i şerif Ali’den kasıt mürşidtir. Mürid ve Mürşid birbirinin aynasıdır. […]

Risâle-i Şerh-i Nefes-i Hilmi Dedebaba Devamını Oku »

Seyyid Muhammed Nurul Arabi Hz. Düşünceleri

Seyyid Muhammed Nurul Arabi Hz. Düşünceleri Not: Bu resim orjinal fotoğrafa sadık kalınarak, yapay zeka teknolojisi kullanılıp İlker Kurtuldu tarafından hazırlanmıştır. Hat Çalışması: Burak Anılır. Gönülden dökülen emeği için teşekkür ederiz MÜRŞİD-İ KÂMİL Tasavvuf, herşeyden önce maddî-manevi bir eğitim işidir. Eğitilmeye muhtaç insanın ilk işi, kendisine yol göstermeye muktedir (mürşid-i kâmil) birini bulmaktır. İnsanların mîzaç ve tabiatları birbirinden farklı olduğu için eğitim yolları da farklı olacaktır. Bilhassa bu bakımdan bir rehber ve üstada olan ihtiyaç üzerinde ne kadar ısrar edilse yeridir. İnsanoğlu, kendi noksanlarını nadiren görebilir, hele noksanlarını derhâl düzeltmesi haline daha az rastlanır. Bu konuda ilk tedbir olarak,

Seyyid Muhammed Nurul Arabi Hz. Düşünceleri Devamını Oku »

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Mektubu

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin mektubu(1872-1968) Hüseyin Şemsi Ergüneş (1872-1968) Muhammed Nur’ul Arabi hazretlerinin varisi Hüseyin Şemsi Ergüneş hazretlerinin nutkudur: Ey insanoğlu, sözlerimi can kulağı ile dinle. Dinlediğin sözleri kulağına küpe, kalbine nücum (yıldız) et. Evladım, ihvanlık Peygamber ve Evliya yoludur. Bu yolun salikleri, tamamen vakfullahtır. Şu halde, Hakk için, vücudunu vakf edeceksin. Yapacağın hizmet için kimseye minnet etmeyeceksin, her işini hoş, kendini boş göreceksin. Katiyyen yalan söylemeyeceksin. Elin ile koymadığın, mezun olmadığın bir şeye el vurmayacaksın. Vücudun sıhhatte iken kimseye el açmayacaksın. Kudretin yettiği bir işle meşgul olacaksın. Helalinden kazanıp yiyeceksin. Gıybet etmeyeceksin. İlim ve kemal davasında bulunmayacaksın. Bütün

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Mektubu Devamını Oku »

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Hayatı

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Hayatı(1872-1968) Nakşibendî Melâmîliği’ne mensup müellif. Sofya’da doğdu. Babası Gerede’nin Dânişmendler köyünden halk şairi Âşık Mustafa Hıfzı Efendi, annesi Sofya Bâlî Baba Tekkesi şeyhi Ahmed Baba’nın kızı Redife Hanım’dır. Doksanüç Harbi sebebiyle Sofya’da asayişin bozulması ve babası Mustafa Hıfzı Efendi’nin postnişini olduğu tekkenin Bulgar çetecileri tarafından yakılması üzerine ailesiyle birlikte daha güvenli bir yer olan Usturumca’ya göç etti. Mürşidi Muhammed Nur’ul Arabi ile on üç yaşında iken Hacı Fâik Bey vasıtasıyla Usturumca’da tanıştı. Tahsiline devam etmesi şartıyla dervişliğe kabul edildi. Sesinin güzelliği ve müziğe yatkınlığı sebebiyle bu dönemde tekke mûsikisiyle de ilgilenmeye başladı. 1887’de Muhammed Nur’ul

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Hayatı Devamını Oku »

Üsküplü İsmail Hakkı Türâbî Efendimizin Hayatı

Üsküplü İsmail Hakkı Türâbî Efendimizin Hayatı d.1915 – v.1 Mayıs 1989 Üsküplü İsmail Hakkı Efendi, şuan Kuzey Makedonya’nın başkenti olan Üsküpte 1915 yılında dünyaya geldi. Fakat resmi kayıtlarda bu tarih 1912 olarak geçmektedir. Babası Behçet efendi annesi ise Kamile hanımdır. İki ağabeyi üçte kız kardeşi  vardır. Ataları Balkanların fethi ve iskanı için bölgeye yerleştirilen Konya veya Karaman Türklerindendir. Ticaret okulu mezunu olup başarılı bir eğitim süreci yaşamıştır. 1935 yılında askere gitmiş dönüşünde manifaturacı olarak mesleki yaşamına başlamış, ardından Hüsniye hanımla evlenmiştir.  Bu evlilikten altı çocuğu olmuş bunlardan Sebahat ve Hüsamettin küçük yaşta vefat etmiş, Gülten, Gülseren ve Burhan halen

Üsküplü İsmail Hakkı Türâbî Efendimizin Hayatı Devamını Oku »

Bey’at-I Hakk’ı Muhammed’den Kılanlar Merhaba

Bey’at-I Hakk’ı Muhammed’den Kılanlar Merhaba Bismillahirrahmanirrahim Hamd, âlemleri yokluktan varlığa çıkaran, vücûd nimetini lütfeden, her şeyi hikmetle takdir edip her hâdisede kemâlini gösteren Cenâb-ı Hakka’dır. Kalpleri tevhid nûruyla nurlandıran, sâlikleri aşk-ı ilâhîyle dirilten, Hak yolunun fânî seyyahlarını bekâ ile müşerref kılan yalnız O’dur. Biz dahi bu acz ve kusur tahtında, kalem tutan elimizle niyaz ederiz ki bu çalışmamız kendi rızâsına muvâfık ve habîbine vuslata vesîle olsun. Salât ü selâm, âlemlere rahmet olarak gönderilen, Miraç’ta sidretü’l-müntehâdan öteye varıp ümmetine şefâat niyaz eden Fahr-i Kâinât, Hazret-i Muhammed Mustafa Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Efendimize ve onun pâk âline ve ashâbına olsun. Ve

Bey’at-I Hakk’ı Muhammed’den Kılanlar Merhaba Devamını Oku »

Hasan Özlem Efendimizin Hayatı

HASAN ÖZLEMEFENDİMİZİN HAYATI Hasan Özlem Efendi, 1911 yılında Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, bugünkü Kuzey Makedonya sınırları içerisinde yer alan İştip vilayetine bağlı Kiliseli (Bereketli) kasabasında dünyaya gelmiştir. Babası Mehmet Efendi, annesi ise Fatma Hanım’dır. Osmanlı coğrafyasının çok kültürlü yapısının son halkalarından birinde dünyaya gelen Hasan Özlem Efendi’nin çocukluğu, Balkanlar’da yaşanan siyasi, demografik ve sosyolojik dönüşümlerin etkisi altında geçmiştir. İlk tahsilini, dönemin yaygın eğitim kurumlarından olan mahalle mektebinde iki yıl kadar sürdürmüştür. Bu kısa ama temel eğitimin ardından, klasik İslami metinleri kendi çabasıyla okuyarak, özellikle zahirî ilimlerde kendini yetiştirmiştir. Bu yönüyle, medrese eğitimi dışında da geleneksel İslami ilimlerde temayüz etmiş,

Hasan Özlem Efendimizin Hayatı Devamını Oku »

Ustrumcalı Hacı Faik Efendimizin Hayatı ve Eserleri

Mehmed Fâ’ik Bey (hacı faik efendi) efendimiz hayatı Hacı Faik Efendi (ö. 1319/1901) Melâmî şeyhi, müellif ve mutasavvıf şair Ustrumca’da dünyaya gelen Hacı Faik Efendi’nin asıl adı Mehmed Faik Bey’dir. Şiirlerinde ve ilmî risalelerinde “Fâ’ik” mahlasını kullanmıştır. Melâmîliğin önemli temsilcilerinden ve Seyyid Hoca Muhammed Nûru’l-Arabî el-Melâmî’nin halifelerindendir. Muhammed Nûru’l-Arabî’nin vefatının ardından onun yerine geçerek dergâhın şeyhliği görevini üstlenmiştir. Tasavvufî terbiyesi, ilmi birikimi ve manevi önderliğiyle Melâmî çevrelerinde saygı ve itibar kazanmış; ihvan arasında “Hacı Faik Efendi” unvanıyla tanınmıştır. 1319/1901 yılında, misafir olarak bulunduğu Selânik’te vefat eden Hacı Faik Efendi’nin cenazesi İstanbul’a nakledilmiş ve Yenikapı Mevlevîhânesi civarındaki kabristanda, Langa Caddesi’nin

Ustrumcalı Hacı Faik Efendimizin Hayatı ve Eserleri Devamını Oku »

Ustrumcalı Abdülkadir Bey (Kavadar’lı Hacı Kadir Ağa) Efendimizin Hayatı

Ustrumcalı Abdülkadir Bey(Kavadar’lı Hacı Kadir Ağa) Efendimizin Hayatı 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyıl başlarında yaşamış olan Ustrumcalı Abdülkâdir Bey (Kavadar’lı Hacı Kadir Ağa), hem divan şiirine hem de tasavvufî düşünceye katkılarıyla dikkat çeken müstesna şahsiyetlerden biridir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Balkan Savaşı sonrası yaklaşık doksan beş yaşında vefat ettiği bilgisine dayanarak, 1830’ların başlarında doğmuş olabileceği tahmin edilmektedir. Doğum yeri, Osmanlı döneminde önemli bir kültürel ve tasavvufî merkez olan Ustrumca (bugünkü Kuzey Makedonya sınırları içindedir)’dır. Abdülkâdir Bey, aynı zamanda Hacı Süleyman Bey’in kardeşidir. Melâmîlik geleneği içerisinde yetişmiş ve bu yolda önemli görevler üstlenmiştir. Melâmîliğin güçlü temsilcilerinden Seyyid

Ustrumcalı Abdülkadir Bey (Kavadar’lı Hacı Kadir Ağa) Efendimizin Hayatı Devamını Oku »

Scroll to Top