Ehadiyet Sırrı ve “Ve Men Yercu Likâe Rabbi” Ayetinin Hakikat Manası

Ehadiyet Sırrı ve “Ve Men Yercu Likâe Rabbi” Ayetinin Hakikat Manası “Ve men yercu likâe rabbihî fe’l-ya‘mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ‘ibâdeti rabbihî ehadâ.”(Kehf, 110) Sen Rabbi’ne mülaki olmak için amel-i salih ile ibadet et; fakat Ehadiyet’e el uzatma.Rabbini arzu eden kimse, O’na hiçbir şeyi ortak etmez.Bu zahir manasıdır.Ehad birdir. Halk, Hak’tan gayrı bir şey görür. Hazret, Ehad’ı Ehadiyet manasında almıştır.Cenab-ı Hakk’ın Zât-ı Kudsi İlâhî’si gayr-i misliyetle anılır.Bu makamda zuhur namına bir şey yoktur. Hadiste bu makama işaret vardır: “Küntü kenzen mahfiyyen – Ben gizli bir hazine idim, bilinmek murad edince halkı halkettim.” Cenab-ı Hak mertebe-i gaybdan […]

Ehadiyet Sırrı ve “Ve Men Yercu Likâe Rabbi” Ayetinin Hakikat Manası Devamını Oku »

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Mektubu

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin mektubu(1872-1968) Hüseyin Şemsi Ergüneş (1872-1968) Muhammed Nur’ul Arabi hazretlerinin varisi Hüseyin Şemsi Ergüneş hazretlerinin nutkudur: Ey insanoğlu, sözlerimi can kulağı ile dinle. Dinlediğin sözleri kulağına küpe, kalbine nücum (yıldız) et. Evladım, ihvanlık Peygamber ve Evliya yoludur. Bu yolun salikleri, tamamen vakfullahtır. Şu halde, Hakk için, vücudunu vakf edeceksin. Yapacağın hizmet için kimseye minnet etmeyeceksin, her işini hoş, kendini boş göreceksin. Katiyyen yalan söylemeyeceksin. Elin ile koymadığın, mezun olmadığın bir şeye el vurmayacaksın. Vücudun sıhhatte iken kimseye el açmayacaksın. Kudretin yettiği bir işle meşgul olacaksın. Helalinden kazanıp yiyeceksin. Gıybet etmeyeceksin. İlim ve kemal davasında bulunmayacaksın. Bütün

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Mektubu Devamını Oku »

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Hayatı

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Hayatı(1872-1968) Nakşibendî Melâmîliği’ne mensup müellif. Sofya’da doğdu. Babası Gerede’nin Dânişmendler köyünden halk şairi Âşık Mustafa Hıfzı Efendi, annesi Sofya Bâlî Baba Tekkesi şeyhi Ahmed Baba’nın kızı Redife Hanım’dır. Doksanüç Harbi sebebiyle Sofya’da asayişin bozulması ve babası Mustafa Hıfzı Efendi’nin postnişini olduğu tekkenin Bulgar çetecileri tarafından yakılması üzerine ailesiyle birlikte daha güvenli bir yer olan Usturumca’ya göç etti. Mürşidi Muhammed Nur’ul Arabi ile on üç yaşında iken Hacı Fâik Bey vasıtasıyla Usturumca’da tanıştı. Tahsiline devam etmesi şartıyla dervişliğe kabul edildi. Sesinin güzelliği ve müziğe yatkınlığı sebebiyle bu dönemde tekke mûsikisiyle de ilgilenmeye başladı. 1887’de Muhammed Nur’ul

Hüseyin Şemsi Ergüneş Efendimizin Hayatı Devamını Oku »

Scroll to Top