Seyyid Muhammed Nurul Arabi Hz. Düşünceleri

Seyyid Muhammed Nurul Arabi Hz. Düşünceleri Not: Bu resim orjinal fotoğrafa sadık kalınarak, yapay zeka teknolojisi kullanılıp İlker Kurtuldu tarafından hazırlanmıştır. Hat Çalışması: Burak Anılır. Gönülden dökülen emeği için teşekkür ederiz MÜRŞİD-İ KÂMİL Tasavvuf, herşeyden önce maddî-manevi bir eğitim işidir. Eğitilmeye muhtaç insanın ilk işi, kendisine yol göstermeye muktedir (mürşid-i kâmil) birini bulmaktır. İnsanların mîzaç ve tabiatları birbirinden farklı olduğu için eğitim yolları da farklı olacaktır. Bilhassa bu bakımdan bir rehber ve üstada olan ihtiyaç üzerinde ne kadar ısrar edilse yeridir. İnsanoğlu, kendi noksanlarını nadiren görebilir, hele noksanlarını derhâl düzeltmesi haline daha az rastlanır. Bu konuda ilk tedbir olarak, […]

Seyyid Muhammed Nurul Arabi Hz. Düşünceleri Devamını Oku »

Hasan Fehmi Tezdoğan

Hasan Fehmi Tezdoğan (k.s.) Efendimizin Hayatı

Hasan Fehmi Tezdoğan Efendimiz’in Hayatı ve Manevî Mirası Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi, 1885 yılında Osmanlı Devleti’nin Makedonya vilayetine bağlı İştip sancağının Muşansa köyünde dünyaya gelmiştir. Babası, bölgenin tanınmış ailelerinden Mahmutağalar sülalesinin reisi Mahmut Efendi; annesi ise Nefise Hanım’dır. Ailesi, II. Kosova Muharebesi (1448) sonrası Osmanlılarca fethedilen toprakların iskan ve Türkleştirme siyaseti kapsamında, Anadolu’nun Bursa vilayetinden Rumeli’ye göç ettirilmiş köklü bir Türk ailesine mensuptur. Bu göç hareketi, Osmanlı devlet aklının Balkanlardaki demografik dengeyi sağlama çabasının bir parçasıdır. Ailenin atası Kadir Dede’nin Bursa’dan geldiği, mezar taşında kayıtlıdır. Kadir Dede’nin soyundan gelen Talip Efendi, Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi’nin dedesidir. Talip Efendi’nin oğulları

Hasan Fehmi Tezdoğan (k.s.) Efendimizin Hayatı Devamını Oku »

Hasan Fehmi Tezdoğan Efendimizin Divanı

HASAN FEHMİ TEZDOĞAN DİVANI Divanı Linke Tıklayarak Pdf Olarak İndirebilirsiniz – Hasan Fehmi Tezdoğan Divanı Ya Rabbi beni ağyare saldırmaBu’d fırkatın narına yandırmaMu’tad et kalbimi zikrinle daimUyandır nevm-i gaflete daldırmaBad-ı seher-i aşkını kalbimdeEstir erisin ol şirk-i hafiyeŞems-i hakikatin tığını saldırAçılsın marifet gülün soldurmaÖzümü özünden olduğun bildirSözümü sözünden olduğun bildirEmraz-ı a’veri gözümden kaldırBiri bir göreyim iki sandırmaHadis-i kudsinde kim buyurdun SenSevdiğin kuluna hep verirsin SenGözünden görmeye göz olursun SenBu zümre kullardan beni ayırmaSehab-ı cehlimi kaldır aradanNur-i irfan ziya salsın her yandanGöreyim cemalin ben ben olmadanGözümü serab-ı zille kaydırmaVaslına muhabbet nimettir banaBirliğe ulaşmak izzettir banaHicab-ı cenneti sed çekme banaHuri gılman ile

Hasan Fehmi Tezdoğan Efendimizin Divanı Devamını Oku »

Mânâ Denizi

Mânâ DeniziAbdülkâdir GeylânîMektubat-ı GeylaniS.23-27 Bu mânâ denizi çok engindir… Orada azîmet sefineleri (gemileri) yüzer… İçinde ise Hak yolcuları… Onlar için ne dalganın önemi vardır ne de çeşitli deniz tehlikelerinin… Sakın o yolcuları taşıyan sefineleri küçük sanmayasın… İşte onun tarifi: “O sefineler, dağlar gibi dalgalar arasından süzülür gider… O, yolcuları çeker götürür.” (Hûd, 42) ve bu yüce mânâlar taşıyan cümle, aynı zamanda o yolcuların sefine yelidir… Yelkenlerini iter. Düşün… Bir daha… bir daha düşün… “Onlar Allah’ı; Allah da onları sever…” (Mâide, 54). Bu âyet-i kerîmenin delâlet ettiği derin mânâyı düşün… O mânâ engin bir denizdir… Ve bu denizin adı, aşk

Mânâ Denizi Devamını Oku »

Yaşadığımız Ortam, Melamet (Melamilik) ve İslam

Yaşadığımız Ortam Melamet ve İslam

YAŞADIĞIMIZ ORTAM MELÂMET VE İSLÂM MELÂMET kelimesi, Arapça LEVM kökünden türetilmiş, KINAMA ve KINANMA anlamlarını içeren bir kelimedir. Melâmet anlayışındaki KINAMA, kişinin kendisine, kendi nefsine yönelik özeleştirisi demektir. LEVM yani KINAMA, haset, buğz , kibir, inat, enaniyet, gurur, ihtiras, nefret gibi nefsânî huyların, MUHAMMEDÎ EDEP çerçevesinde düzene sokulması ve kabul edilebilir hâle dönüştürülmesi amacıyla bilinçli olarak yapılan bir MÜCÂDELE, MUHÂKEME, MUHÂSEBE ve MÜCÂHEDE’dir. Bu kınama, kişinin kendisine SELÂM vermesini, kendisini selâmete eriştirmesini, kendisi ile barışık ve tanışık olmasını sağlar. Kişinin nefis terbiyesinden geçerek nefsânî huylarından arınmasını, adalet, sevgi, muhabbet, sabır, tevâzu ve yardımseverlik gibi RABBÂNÎ hasletlerle bezenmesini sağlar. KINAMA,

Yaşadığımız Ortam Melamet ve İslam Devamını Oku »

Ben söyleyim, ko Allah şaşırtsın

Ben söyleyim, ko Allah şaşırtsın “Ben söyleyim, ko Allah şaşırtsın” Hurşit amcadan güzel sözlerden biri de budur. Bir yere davet etmek gerekir birisini, ama belki de gelmesi istenmez. Doğrudan yüzüne söylenmez “gelme” demek. Onun için yarım ağız davet edilir. Arkadan da “ben davet ettim ama, inşallah gelmez” manasına söylenir bu söz. Malumdur ki, “ko” demek “bırak” demektir. Bırak ta Allah onu şaşırtsın da gelmesin. Burada hem kibarlık var; davet ediliyor, hem de gelmesini istememek var, ko Allah şaşırtsın deniyor. Allah şaşırtsın ifadesi ; Allah o davet edilen kişinin aklına başka bir şey koysun da bizim davetimizden vazgeçsin, gelmesin manasınadır.

Ben söyleyim, ko Allah şaşırtsın Devamını Oku »

irfan sofraları

Acı ve Tatlı Sulu İki Deniz

ACI VE TATLI SULU İKİ DENİZNİYAZÎ-İ MISRÎİRFAN SOFRALARI2.SOFRA S.18-20 “Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. Aralarında bir engel vardır, birbirinin sınırını aşamazlar.”Rahmân Suresinin 19. ve 20. ayetleri Âyetin anlamı şudur: Tatlı denizi ve acı denizi salıverdi. Bunlar karşılaşıyorlar, yaklaşıyorlar, yüzeyleri birbirine temas ediyor. Fakat aralarında birbirine geçmelerine mâni bir berzah (açıklık) vardır. Bundan dolayı biri diğerine karışarak onun özelliğini bozmaz. Yani sınırlarını geçemez ve aralarındaki engeli bozmazlar. Burada iki denizden maksat, şeriat ve hakîkattir. Allah Teâlâ onları salıvermiştir. Karşı karşıya gelirler, komşu olurlar, yüzeyleri birbirine dokunur. Öyle ki şeriatte bulunan her ilim ve amel hakîkatte

Acı ve Tatlı Sulu İki Deniz Devamını Oku »

kaç sevaptan girme günaha

Kaç Sevaptan Girme Günaha

Kaç sevaptan girme günaha Hurşit Aysan amcadan duyduğum bu sözü hatırladım ve kaleme alıyorum. Mecelle maddelerinden biri de “ Def’-i mefsedet/mazarrat, celb-i menfaattan/menafiden evladır” der. Yani önce kötülüğü sav, sonra iyiliği düşün, yerine getir. “ Taife-i Melami / Terkederler ağyari / Zikrederler Allah’ı / Kendine gel hey kendine” **28.03.2026 Cumartesi/ 9 Şevval 1447 Nuri Ef. bu dörtlükte, önce terki; def-i mazarratı, sonra da zikri; celb-i menfaatı işaret ediyor. Yemeğe başlamadan önce elleri yıkamak, sonra da helal yiyecekleri Besmele çekerek yemek esastır. Vecizeye somut örnek Şekerci Mehmet Özbek kardeşten geldi. Anlatıyor: Birgün İzmir’de belediye otobüsüne binmekte zorlanan yaşlı bir bayana

Kaç Sevaptan Girme Günaha Devamını Oku »

melamilik nedir

Melamilik Nedir? Melamilik Ne Anlama Gelir? Tarikat mı?

melamilik nedir? ne anlama gelir? Sözlük ve Terim manâsı: Melâmet, sözlükte LEVM kökünden gelip, kınamak, azarlamak ve çıkışmak manalarını taşır. Melâmet zevk ve görüşüne sahip olana önceleri Melâmetî denmiş, sonraları bu terimin yerine Melâmî olanı kullanılmıştır. Her iki tabir arasında manâ farklılığı yoktur. Melâmî sözlükte, Melâmetiyye mesleği veya Melâmetiyye mesleğinden olan diye açıklanmaktadır. Melâmîlik terim olarak, bağımsız bir tarîkat olmayıp, bir neş’e ve haldir. Gayeye varmak için bir meslek ve bir meşreptir. Bu meslek ve meşrebin icrasında zikir ve fikir olup; taç, hırka, tekke ve zaviye yoktur. Melâmîlik, bir sohbet yoludur. Sohbetleri gizli değildir. Kahvehanelerde, mescitlerde ve odalarda sohbet

Melamilik Nedir? Melamilik Ne Anlama Gelir? Tarikat mı? Devamını Oku »

“melamet” nedir

“Melamet” Nedir? Ne Demektir? Ne Anlama Gelir?

“Melamet” nedir? ne anlama gelir? Melamet, Hakk’ın katında makbul olabilmek için halkın iltifatına tenezzül etmemektir.Melamet, her türlü fanatizmden uzak olmaktır.Bu sebeple Resulullah Efendimiz, şöyle buyurmuştur; “Doğru yolda olun, orta yolu tutun!” Melamilik, bir bakımdan, insanın kendine ait sandığı varlığının Hakk’ın varlığı olduğunu anlayarak fenâfillah mertebesine ulaşması ve ardından bu varlığı her türlü taassuptan (fanatizmden) arındırarak Bekâbillah’ta Hakk’ın varlığı ile yeniden bezenmesidir.Melamet’te esas olan, mutlak surette Cenâb-ı Hakk’ı tevhit edebilmek, mutlak vahdete erip her yönden “semme vechullâh’ı” (her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır) müşahede etmektir. Melametin kökeninde “levm” (kınama) vardır. Fakat bu kınama, halkın nefretini kazanmak için kötü fiillerde bulunmak

“Melamet” Nedir? Ne Demektir? Ne Anlama Gelir? Devamını Oku »

mübarek ramazan’a girerken

Mübarek Ramazan’a Girerken / Zikir Meclisleri, Gördüklerim, Duyduklarım

Mübarek Ramazan’a Girerken / Zikir Meclisleri, Gördüklerim, Duyduklarım Zikir Allah’ın emridir . “ Ey iman edenler, Allah’ı çok zikrediniz” ( Ahzab, 33/41). Çok zikretmek her nefes Allah Allah Allah demektir. Hz.Peygamber, Cebrail as.dan bu tarz zikri diz dize oturarak, Cebrail as.ın elleri, Peygamberimizin elleri üzerinde gözleri kapalı telkin almıştır. Haririzade Muhammed Kemaleddin Efendi Hazretleri eserinde bunu böyle belirtir. Biz de mürşidlerimizden böyle gördük ve uyguluyoruz. Şimdi kendimi bileliden beri gördüklerimi yazıyorum. Sene 1961 olsa gerek. 1960 İhtilali yeni olmuş: Askeri idare görevde. Ahmet Kumanlıoğu Ef. babamız da Melametin yayılması görevinde. Makedonya’dan Hz.Pir Muhammed Nurü’l-Arab’inin ilm-i Tevhid nurunu, Melamet neşvesini

Mübarek Ramazan’a Girerken / Zikir Meclisleri, Gördüklerim, Duyduklarım Devamını Oku »

hutbelerim

Hutbelerin Gölgesinde Bir Ömür

Hutbelerin Gölgesinde Bir Ömür Bismihi Hutbelerim 17.12.2024 Eskiyi hatırlamak ve oradaki güzellikleri paylaşmak toprak altındaki hazineleri günyüzüne çıkarmak muhteşem bir olay. Bu düşünceyle Hutbelerim başlığı altında aklıma gelenleri yazıya almak istedim. 1960 yılında İzmir İmam Hatip Okulu’na yazıldım. Murteza Gürkaynak müdürümüzdü. 1965 yılında yerine merhum Feyzullah Türker hocamız geldi. Mezuniyet diplomamda onun imzası var. 1963 yılından beri evimizde başlayan imamlık vazifem, bu ana kadar çeşitli yerlerde kesintisiz devam etmektedir. Babacığım bir Melami dervişiydi ama bana hiçbir namazda yaz-kış çorapsız namaz kıldırtmadı. Şeriatta-kuralda çok disiplinliydi. Ruhu şadolsun. 1966 yılında Hitabet Dersi uygulamasında ilk vaazımı İzmir’in meşhur camilerinden biri olan Salepçioğlu

Hutbelerin Gölgesinde Bir Ömür Devamını Oku »

Scroll to Top