MELÂMİ SEMPOZYUMU

Pirimiz Muhammed Nurü’l Arabî Hazretleri’nin 139. Vuslat yıldönümü vesilesiyle, 19 Nisan 2026 Pazar günü İzmir’de düzenlenen sempozyumu, değerli konuşmacılarımız ve davetlilerimiz ile birlikte yadettik. Yurdumuzun her bölgesinden, Pir Efendimizin aşkıyla gelen Melâmi sevdalılarıyla hasret giderdik. Çok fazla istediğimiz halde buluşup görüşme fırsatı bulamadığımız dostlar sayesinde çok verimli ve bereketli güzel bir gün geçirdik.
Maneviyat yolunda hizmette sınır tanımayan Kuşada’lı Fehmi Özden efendi’nin öncülüğünde düzenlenen sempozyuma kendisinin nazik daveti ile ben de konuşmacı olarak katıldım. Benden evvel konuşan değerli hocalarımız, efendilerimiz; Melâmet yolunun kurallarından, güzelliklerinden bahsettiler. Her konuşmacı hitabetleriyle davetlileri ihya etti. Sabahtan akşama kadar süren bu güzel gün ilahiler eşliğinde son buldu.
Bu topluluğa sonsuz manevi değerler sunan Melâmilik, telkin doğrultusunda yaşanabildiği oranda, saliki her türlü nefsani arzulardan uzak tutar. Bu güzel günde, bazı konuşmacılarımız, telkin üzere yaşamayı, kitabi olarak mükemmel anlattılar.
Hep tefekkür etmişimdir. Tevhid-i Ef’al, Tevhid-i Sıfat ve Tevhid-i Zat dediğimiz Fenafillah mertebelerinde; fiil Allah’ın, Sıfatlar Allah’ın, vücud da Allah’a aittir. Malum bu sözleri duymakla fenafillah’ı zevketmiş olmuyoruz. Çünkü küçücük bir Celâli tecelli karşısında bile hemen tökezliyoruz. Peki, o halde ne yapmamız gerekir? İşte cevabını veremediğimiz soru bu…
Ruhu şad olsun. Rumeli’den Süleyman Efendi, Türkiye’ye geldiğinde, hangi şehirde olursa olsun duyduğu Melâmi efendilerini ve ihvanları ziyaretlerinde, onlarla muhabbet ederdi. Bu seyahatlerinin birinde Tevhid-i Ef’al saliki olan ve market çalıştıran bir dost, kendisine şöyle bir sual sorar:
Efendim; ben Ef’al salikiyim, siz bu mertebede bize “her fiilin faili Allah” dediniz. Gördüğünüz gibi ben market çalıştırıyorum. Hırsız gelse raflarda ne var ne yok toplamaya başlasa ben ne yapayım?
Madem “her fiilin faili Allah” deyip sesimi çıkarmadan oturayım mı? Yoksa hırsızı bir güzel benzeteyim mi?
Süleyman Efendi, bu suali iki türlü cevaplandırmış.
1- Eğer tam bir sadakatle dersinin şuhudundaysan, Allah bu markete hırsız göndermez.
2- O anda Allah senden nasıl tecelli ederse o şekilde davranırsın.
Bir başka örnek: Bir dostumuzla arabamızı park etmek üzere sıra bekliyoruz. Park yerinden bir arabanın çıktığını görünce dostumuz çıkan arabanın yerine girmesiyle birlikte arkamızdan hışımla gelen biri: Ben sırada bekliyordum sen nasıl benim yerime girersin diyerek üzerimize gelen adama dostumuzun verdiği cevap şöyle oldu.
-Çok özür dilerim ben sizin sırada olduğunuzu görmedim. Dur! Hemen ben çıkayım siz girin. O öfkeli adamdan gelen cevap:
Yok çıkmayın. Ben sizden sonra park ederim, oldu.
Burada anlatmak istediğimiz, ben tevhid ehliyim, ben Melâmiyim diyebilmemiz için, nasihatten öte aldığımız telkini hayatımıza geçirmemizin çok daha önemli olduğuna dikkat çekmek isterim. Bunu nasıl gerçekleştirebiliriz? Haddim olmayarak şunu demek isterim.
-Sohbetlerimize, muhabbetlerimize ara vermeyelim.
-Boşlukta kaldığımız zamanlarda, yani zevkten düştüğümüz anlarda, birbirimizin yanında olalım.
Bu anlattıklarımı sempozyumda anlatmak isterdim ama malumunuz konuşma süresi yetersiz olduğundan şimdi yazma ihtiyacını duydum.
Netice itibariyle Pirimiz sayesinde geçirdiğimiz verimli bir günün ardından tüm efendilerimizi, can dostlarımızı gönülden selamlıyorum.
Allah’ın rahmeti ve bereketi hepinizin üzerine olsun.
Nahit Sertdemir
11.06.2026



