Fehmi Özden Efendimiz’in 2006/Makedonya Ustrumca Sohbeti

Fehmi Özden Efendimiz’in 2006 makedonya Ustrumca Sohbeti Bismillahirrahmanirrahim; Âr u nâmusun bırak, şöhret kabâsından soyun, Giy Melâmet hırkasın kim ol nihân etsin seni. (Niyâzî-i Mısrî) Melamet, levmetmektir (kınamaktır). Kimi? Ahmet’i, Mehmet’i değil; kendini… Şeytan, “…ve lûmû enfusekum” (kendi nefislerinizi kınayın) diyor. (İbrahim Sûresi Ayet 22) Bu şeytan, insanoğluna pek hayırlı bir şey yapmaz ama bak burada yapıyor; aslında şeytan yapmıyor, kim yapıyor? Allah yapıyor… İbrahim Suresi’nde şeytan diyor ki: “Fe lâ telûmûnî…” Ey beni kınayanlar; “Ulan kahrolası şeytan, kör olası şeytan, uydum ona bak beni ne hale getirdi” diyenlere söylüyor… Ve şeytan diyor ki: “Arkadaşlar, biz sizinle biraz arkadaşlık […]

Fehmi Özden Efendimiz’in 2006/Makedonya Ustrumca Sohbeti Devamını Oku »

Fehmi Özden Efendimiz’in (30.08.2006) Tarihli Ustrumca Sohbeti

Fehmi Özden Efendimiz’in (30.08.2006) Tarihli Ustrumca Sohbeti Bismillahirrahmanirrahim; Muhabbet duyarız, o zaman şu fani gördüğümüz hayat bakileşir, ebedileşir, o zaman dünya dediğimiz ukbanın ta kendisidir. Ahireti biz dünyaya getiririz. Ne var ahiret’te ? cennet var, dünyaya getiririz cenneti. Ne var ahirette ? Allah’ın huzuruna çıkacakmışız, dünya da çıkarız biz. Allah’ın huzuruna nasıl çıkarız ?(Mürşidi) kamilin huzuru. Allah’ın huzurudur. Hacı baba şöyle dedi bir gün: “Allah bana sorarsa, soruyor şimdi;. Ey sabrim, benim muhammedim yedi kat gökleri aştı geldi, benimle buluştu, sen neye gelmedin ver cevap !!!. . Ben yaşlıydım lambayı değiştirecem başım dönüyor düşecem, lambayı değiştiremeyen, ben nasıl çıkarım

Fehmi Özden Efendimiz’in (30.08.2006) Tarihli Ustrumca Sohbeti Devamını Oku »

Fehmi Özden Efendimiz’in (31.08.2006) Tarihli Ustrumca Sohbeti

Fehmi Özden Efendimiz’in (31.08.2006) Tarihli Ustrumca Sohbeti Bismillahirrahmanirrahim; Veren de mutlaktan verecek biatı; alan da mutlaktan alacak. Veren ve alan otururlar diz dize, el ele. Veren nerededir; alan nerededir? Veren nereden verir; alan nereden alır, bunlar önemli şeylerdir. Eğer mutlaktan almıyorsak, veren de mutlaktan vermiyorsa işin içine benlik girmiştir; işin içine variyet girmiştir. O ekilen tohumdan bir ürün hasıl olmaz. Hasıl olacak olsa bile niteliksizdir; kalite düşük olur. Eskiden çiftçiler ürünü kaldırdılar mı, kaldırmış oldukları üründen seçerlerdi böyle en güzellerini. Ekim zamanı geldiğinde o seçmiş oldukları o pürüssüz, o hatasız, görüntüsü güzel, görünümü güzel, dolgun ve olgun taneleri ekerler;

Fehmi Özden Efendimiz’in (31.08.2006) Tarihli Ustrumca Sohbeti Devamını Oku »

Scroll to Top