Risâle-i Muhabbet: Şerh-i İlâhî-i Râik Baba

Hadimü’l-fukara Bende-i Nuru’l-Arabi Burak Anılır

Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm

Hamd, ezelden ebede varlığı ile kaim olan,
zâtı ile mevcûd, esmâsı ile meşhûd,
ef’âliyle ma’lûm olan Hazret-i Hakk’adır.
Salât ü selâm, vücûd-ı mutlakın âyinesi,
cemâl-i sermedînin mazhar-ı ekmeli,
envâr-ı nübüvvetin menbaı,
Hâtemü’l-enbiyâ ve Seyyidü’l-evliyâ
Hazret-i Muhammed Mustafa aleyhi ve alâ âlihi
ve ashâbihi el-füdhale ve’l-etkiyâ üzerine olsun.

Aşıkları pervâz eder
Cemâline meftûn eder
Gönülleri hurûş eder
Sultânımız Râik Baba

Ey gönül, işit bu nefesi!
Râik Baba, aşk denizinde yüzen âşıkları birer pervâne eyler. “Pervâz” dedikleri, kuşun semâya açılan kanadıdır. Fakat bu pervâz, cismin değil, kalbin uçuşudur. Onun nazarı bir kevserdir ki, içenin gönlü yücelere hurûş eder. Cemâline meftûn olan âşık, ne kendinden haber sorar ne zamandan… O cemâl ki, Hakk’ın bir tecellîsidir; görmeye mecnûn gerek, yanmaya candan vazgeçmek gerek.

Sohbet ile mesrûr eder
Devran ile seyrân eder
Ehl-i tarîki cem eder
Sultânımız Râik Baba

Sohbeti, bir kevser kâsesi gibidir. İçen sarhoş olur ama ne küfrü kalır ne dini; sadece aşk kalır. Devranı, bir semâ değil, gönlün Hak’ta deverânıdır. Dervîş o halka içinde dönerken, aslında içindeki benliği yakar. Tarîk ehli, onun sofrasında toplanır; çünkü o, gönülleri cem eden, ayrılığı unutturan, “ben” diyenin dilini susturandır.

Cümle pîrler himmet eder
Meclisinde bülbül öter
İhvânlara ikram eder
Sultânımız Râik Baba

Meclisi, meclis değil bir gül bahçesidir; ama gül, dikenle imtihandır. Her bülbül ki orada öter, aslında aşk derdini dillendirir. O mecliste pîrân-ı âzamın ruhu hazır, himmeti nâzırdır. İkramı, sadece lokma değil; bir bakışla gönül doyurur, bir sözle kalp uyandırır.

Sâdıklara burhân eder
Dertlilere dermân eder
Erenleri hayrân eder
Sultânımız Râik Baba

Sadık olan, lafla değil, canıyla imtihandadır. Râik Baba, sadıklara delîl olur; çünkü o, sadece yolu bilen değil, yolu bizzat yaşayan biridir. Dertlilere şifâsı sadece söz değil, hâl iledir. Derdi Hak’tandır, dermânı O’ndan getirir. Erenleri hayrân etmesi, kesrette vahdeti göstermesindendir. Varlıkta yokluğu öğreten mürşid, hayran olmaya değmez mi?

Seyyid Ahmed destûr eder
Dâimâ Hakkı zikreder
Dervîşleri tevhîd eder
Sultânımız Râik Baba

Seyyid Ahmed er-Rifâi’nin destûruyla açılır kapılar; zîrâ her kapının anahtarı bir silsiledir. Zikir onun nefesten öte hâlidir. Her nefesi bir “Allah” demektir. Dervîşleri tevhîd eder; çünkü onun nazarında ne “sen” kalır ne “ben”… Sadece Hakk vardır, geri kalan hep hicâb.

Burak sana niyâz eder
Dervîşlerin selâm eder
Kusûrumuzu affeder
Sultânımız Râik Baba

Ey gönüllerin sultânı, Burak ki bu nefesi yazdı, sana niyâzla yöneldi. Dervîşânın diliyle sana selâm sunar; zîrâ selâm, vuslata bir kapıdır. Kusur bizim, af senindir; çünkü sen, cemâlinle affedensin, celâlinle eğitensin.


Bu ilâhî, bir yolun hikâyesi değil, bir hâlin tercümesidir. Râik Baba hazretlerinin nazarında, her âşık bir kandil, her meclis bir semâ, her gönül bir âyettir. O, aşkı târife kalkmaz; aşk olur. Onun meclisi birliğin aynasıdır. Ve bu risâle, aşk denizine düşmüş bir damlanın, denize olan özlemini yazdığı duadır.

Bende-i Nûru’l-Arabî Elif Dede mahlası ile maruf hadimü’l-fukara Burak Anılır
Instagram: burak_anilir
15 Nisan 2025
Bayrampaşa / İSTANBUL

Scroll to Top