Abdül Aga (Abdül Ergül)

Yazar: Hasan Fehmi Kumanlıoğlu
Yazı Tarihi: 21.07.2026 – Salı / 7 Safer 1448
Siteye Eklenme Tarihi: 27.07.2026

Bismihi

Abdül Aga (Abdül Ergül) 21.07.2026 – Salı / 7 Safer 1448

“ A be Hoca, sen iyi adamsın ama, neden bu işlerin terz(ters) gider.!!!!”

Ahmet Efendi Babamızın sadık ihvanı, Hacı Babamızın sadık ve müdavim cemaatı, benim de kahrımı(!) çeken muhterem sevecen bir candostu büyüğümüz. Ne zaman bir işimiz düşse hemen yüksünmeden bisikletine biner koşarak gelir. Karşıyaka-Şemikler mahallesinde oturur ve etrafta ihtiyacı olanları hiç bekletmezdi. Böyle mübarek biri. Hacı Babamızın, cami karşısında zücaciye dükkanında çoğu zaman bulunan Şevket Arıcı amcamızın eniştesi.

Birgün evimizin girişindeki çeşmemizin tamiri için çağırdım. Dizi bükülmediğinden tamiri zorlanarak yapıyordu ki, su borusu patladı ve üstü iyice ıslandı. İşte o zaman bu unutamadığım sözünü söyledi. “A be Hoca, sen iyi adamsın, ama neden bu işlerin terz gider”. Gülüştük gülüşmesine ama adamcağız sırılsıklam oldu. Neyse, ana vanadan kapattık da tamiri gerçekleştirdik.

Bu zat-ı muhterem amcamız 1950’den sonra Makedonya’nın Türk köylerinden Dedeli’den gelmişler Şemikler semtine yerleşmişlerdi.. Kayınpeder Süleyman ef., Aşık Hüseyin amca ve bir çok ihvan birlikte idiler. Şemikler merkez Camiinde Hacı Babamızın arkasında müdavim bir cemaat ve namazdan sonra da aşkla sohbetlere katılan yüreği temiz bir dervişti Abdül Agamız. Sesi güzel ve gürdü. Hasan Fehmi Hz.nin “Muhammed birliğe edince salâ – Ali zülfikarı saldı dört yana “ adlı ilahisini okurken, bir an durup onu seyredeceksiniz. Kendinizden geçersiniz, seyrine doyum olmuyor. O heyecan dolu ortama hemen karışıyorsunuz. Bir de Zülfikar’ı da “zülüfkâr” diye okuyuşuna bayılıyorduk. Uzun süre devam eden Cuma namazı sonrası ilm-i ledün sohbetlerinde yüzlerce ihvandan biri idi bu aşık gönüllü Abdül Aga.

Hastalandığındaki bir gün Hacı Babam ve birkaç ihvanla ziyaretine gitmiştik. Çekyatta yatıyordu. Bizi görünce kalkmak istedi. Hacı Babam rahatsız olmamasını söyledi, Geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Hoşbeşten sonra bize çok samimi ifadeyle ne dedi biliyor musunuz?!!

“A be nereden geldiniz, ne güzel az önce cennette geziyordum. Sağ ayağımla gaza basar gibi bir basıyor, cennetin bir köşesindeyim, bir daha basıyor, bu sefer başka köşesinde geziyorum, Siz geldiniz beni bu cennetten çıkardınız” dedi. Hacı Babam da kendisine “ Dur be Abdül Aga, acele etme öbür tarafa gitmek için, sen bize daha burada çok lazımsın. Tamir edeceğin işlerimiz var, yarım bırakıp gidemezsin, seni bırakmayız ” dedi. Gülüştük, çaylar içildi ve şifa dualarımızla yanından ayrıldık. İyileşti ve daha uzun bir süre dünya hayatında bizimle oldu merhum Agamız.

Acaba gördüğü neydi ve o hangi haldeydi o zaman, bilemiyoruz. Ama bildiğimiz şu: “ Erenlerin sağı solu belli olmaz” diyor atalarımız.

1987 yılı, Şemikler Pazar yerinin karşısında Güneş Tuhafiye’yi açtık. Oradaki ticari kazançla kitap basıp, Melamet’e hizmet edecektik. Çok zordu o günler. Enflasyon hayli yüksekti. Mesela çorabı bir liraya satıp, ertesi gün kendimiz iki liraya alıyorduk. Satmasan olmaz, almasan olmaz. Ticaret yapacaksın.

Neyse, gelelim konumuza. Kiralık tuttuğumuz dükkan eski bir kasap dükkanı. Pazar yerinin köşesi.

Yer güzel. Bol alışverişin yapıldığı, müşterilerin gözünün önünde bir yer. Hele Pazar yerinin dibi. Bismillah dedik, açılışı yaptık. Tezgahtarımız vefalı dost, Şekerci namıyla maruf kardeşimiz Mehmet Özbek, Ta Buca’dan geliyor, hizmet için. Müessesemizin adı Güneş Tuhafiye. Merhum Çetin Güneş adına açıldı. Baş sorumlu Nahit Sertdemir kardeşimiz.

Herşey güzel ama dükkanın kapısı Pazar yerine değil, yola açık. Müşteriye iyi hizmet vermek için kapının yerinin değişmesi ve Pazar yönüne bakması lazım. Dükkan sahibi yaşlı bir nine. Kocasının hatırına kasap tezgahının yerini değiştirmek istemiyor, yani bize imkan vermiyor. Ama kapının pazar yerine bakması şart. İşte bu sırada Abdül Aga devreye alınıyor. Pazara bakan tarafta gerekli değişiklik hızlıca yapılıyor, bir taraf kapatılıp diğer taraftan kapı açılıyor. Ama o esnada yağmur bütün şiddetiyle de yağmakta. İşin acele bitirilmesi lazım. Hem nene gelip olayı görmeyecek, hem de yağmur suları dükkana girmeyecek. İşte Abdül Agamız bütün hünerini ve enerjisini kullanarak, yağmur altında sırıl sıklam olarak işi bitiriyor ve neticeyi alıyor. Yani, her türlü zorluğa katlanıyor mübarek adam. Daha sonra Hacı Babam dükkan sahibesi nenenin gönlünü alıyor ve biz yeni açılan kapıdan müşterilere daha rahat hizmet veriyoruz. Bu bilgiler o gün Abdül Aga ile sicim gibi yağan yağmur altında kalan Şekerci kardeşimiz tarafından verilmiştir. Kendisi işe tam bir hafta gelmediğini ifade ediyor. Bu esnada nenenin de öfkesi geçmiş oluyor.

İşte size Abdül Agamızın sağlam, çalışkan ve ciddi biri olduğunun alamet-i farikası başka bir ibretlik sahne. Allah ondan razı olsun..

Bir gün eve yorgun gelir. Merdivenleri çıkar, arkasında komşu kadın bir hacet için gelmiş. Hanımı durumu arzeder, ama Agamız farkında değildir gelenin ve “Hay Allah” der biraz sitem ederek ve biraz da mırıldanmıştır o esnada. Arkasını dönüp komşu kadını görünce utangaç bir tavırla “Şakkka yaptım be, şaka yaptım” diyerek vaziyeti kurtarır. Bunu üzülerek anlatırdı. Demek ki boş bulunmamak lazım. Komşu da durumu anlayışla karşılamış ve kibarca davranmıştır.

Sohbeti tatlı, hizmeti çok bu güler yüzlü Agamıza bol rahmetler dileriz.

İşte biz, bu güzel insanların/ihvanların elinde büyüdük canlar….

Hasan Fehmi Kumanlıoğlu
İletişim Telefon: 0554 239 55 12

Scroll to Top