Risâle-i Şerh-i Nutk-i Hafız Ahmet Soyyiğit

“Kimi Dosta Varır”
Şarih: Muhammet Ali Demiröz

Mürşidim Hafız Ahmed Soyyiğit efendimin yazdığı bir İLÂHİ ye şerh sohbet…

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allah’a Hamd ve Senâlar,
Rasûlullah Efendimiz’e,
Âl ve Ashâbına Salât ve Selâm olsun…

Kimi dosta varır Dosta bend olur
Kimi nefse uyar Kahrolur gider

Cenab-ı Hak Enfal suresinde mealen, Muhakkak Allah sizin Mevlânız, dostunuz ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcı buyurmakta.

Dosttan murat Hak teala hazretleridir.

Hakka dost olmak için rızayı Bârî’yi kazanmak lazımdır. Hakk’ın rızasını kazanmak için insanda sadakat olacak.
Mevlamız Hazreti Ebu Bekir Efendimizi Kur’an-ı Kerim methu sena etmektedir.
Ayet O’nun samimiyeti, sadakati ve doğruluğundan bahsediyor. Bu methe sebep nedir? Niçin Allah u teâlâ O’nu övmüş? Bu soruların cevabını Hazreti Ebu Bekr’in hayatına baktığımızda buluruz.
O her şeyi ile Allah’a ve Rasûlü’ne teslim olduğu ve malı ile canını feda edebildiği için sıddıkiyyet sıfatını kazanmıştır. Ebubekir efendimiz hem Allaha dost olmuştur hem de Rasûl-i Zîşân efendimize dost olmuştur.

Sadece Allaha dost olmak yeterli olmaz Allah ve Rasûl’üne dost olanlar derecelerin en üstünü olan irfan makamına nail olurlar.
Kim nefsine zebun olursa Allah o kimseyi kahhar ismi ile kahru perişan eder dünyası mamur olsa bile ahireti viran olur.
Ruz- i mahşerde mahcup ve mahzun olur.

Kimi tevbe eder Esfiya olur
Kimi inad eder Eşkıya gider

Kuran’da Mevlamız,
“Ey iman edenler!
Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter”
buyuruyor.
Demekki samimi bir şekilde tevbe edenler Allah dostlarından esfiyadan yani kemalat sahiblerinden olur.
Kimde inadcı olursa şaki olarak bu alemden gider.
Allah bizleri inat hastalığından korusun.

Hazreti Peygamber efendimiz “Yâ Rabbi, beni zorba ve inatçı olmaktan koru” diye dua ettiğini müşahede ediyoruz.

Kimi gülistanda Gonca gül olur
Kimi gonca güle Har olur gider

Gülllerin içinde olmak, Kabe kavsen tahtının sultanı Peygamber efendimize tam bir teslimiyetle uymakla olur.

Hadisi şerifde;
“El-mer’ü me’a men ehabbe” buyuruldu ki, (Kişi, sevdiği ile berâberdir) Beşeri alemde bile bir insan esans ve kolanya satılan dükkana gitse orada 3,4 saat kalsa oranın kokusu insanın üzerine siner oradan ayrılsa üzerindeki güzel koku gittiği yerlere sirayet eder.
Bir kimsede devamlı dervişlerin arasında bulunsa onlarla zikrullah yapsa muhabbetullah ortamında bulunsa muhakkak onda manevi güzel ahlâk tecelli etmeye başlar.

Gül Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi temsil eder Ebu cehil peygamber efendimize iman etmedi, har (diken) zarar verici oldu.
Nefsani fiil nefsani sıfat nefsani vücut sahipler diken gibi zararlı kimselerdir.
İnsanın harı yani dikeni kibir hased, buğuz, yalan, ve gizli şirkidir.

Efendimin bir nasihatıda şuydu;
“Yâr ol, bâr olma; gül ol, hâr olma”

Kimi Hakk’a bakar Feyzi-yab olur
Kimi yüz çevirir Taş olur gider

Hakka bakmak, Hakkı görmekle eş değerdedir. Bir Hakdostu; “Hakkı mukarribler gibi görsün bugün Allah diyen” buyurmuş
Hakka bakmaktan mana, Hakk’ın efali ilahisini, Hakk’ın sıfatı ilahisini Hakk’ın zatı ilahisini şuhut etmektir.
Bu şuhut üzere olanlar Haktan feyiz alırlar, İhsanı ilahiye kavuşurlar.

Hak ve hakikatten Allah ve Rasûl’ünden yüz çevirenlere gelince Cenab-ı Hak Kuranda;
“Ancak kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azap ile cezalandırır”
buyuruyor.

Diğer bir ayette;
Estauzibillah Bismillah

وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَى
Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.

Meali: “Her kim de zikrimden yüz çevirirse, ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz” buyrulmakta.

Allahın zikrinden kurandan namazdan ibadeti taattan yüz çevirmek kişiyi Hak ve hakikatlere karşı kör ve sağır eder.
İlahi ve ebedi nimetlerden insanı dur eder.
Feyzi yap olmak demek Allahın tecelli ef’aline, tecelli sıfatına, tecelli zatına Mazhar olmak demektir.
Mürşidim, kimi de bu âlemden TAŞ OLUR GİDER diyor.

İki türlü kalp vardır; TAŞLAŞMIŞ KALP, İNŞİRAH BULMUŞ KALP

(Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme (vesilesi) yapsın. Zalimler gerçekten, (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.” (Hac, 22/53)

Burada bahsi geçen hastalıklar; kibir, riya, ucub, hased, yalan, gıybet, sû-i zan, korkaklık, cimrilik… nev’inden manevi marazlardır.

Nefsani hastalıklar tedavi edilmediği takdirde ilahi hakikatleri anlamaya karşı kalpler katılaşır ve zamanla da kalp TAŞ laşır.

Diğer bir ayette;
“(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz katılaştı. Artık kalpleriniz TAŞ gibi, yahut daha da katıdır. Çünkü taşlardan öylesi var ki içinden ırmaklar kaynar. Öylesi de var ki çatlar da ondan su fışkırır. Taşlardan bir kısmı da Allah korkusuyla yukardan aşağı yuvarlanır. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.” (Bakara, 2/74)

“Allah kimin gönlünü İslam’a açmışsa o, Rabbi’nden bir nur üzerinde değil midir? Allah’ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” (Zümer, 39/22.)

Taş olmak veya taş olup gitmek gaflet üzere ölmek demektir.

Kimi Hay’dan alır Ehl-i hal olur
Kimi hayaldedir Kal eder gider

İrşad diriden diriyedir.
Cenab-ı Hak buyuruyor;
“Ölümsüz ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan.” (Furkan, 58)

İnsanı Kamil Hayy olan, diri olan ölümsüz olan Allaha dayanır.
Manevi bağ ile Resûlullâh’a bağlanan güzel ahlak sahibi olur Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi temsil eder yani Muhammedileşir hal ehli olur. .

Dervişlik yolunda olgunlaşmış sâlik hal ehli dir hayrun nas olmuştur ondan kimseye bir zarar gelmez bilakis daha faydalı olur.
KİMİ HAYALDEDİR gaflet gözü ile bakanlar serap su sanırlar eserde müessiri Hakikiyi müşahade edemezler.

Kal ehline gelince Tasavvufi Sözlerin manasını ve hakikatini bilmeksizin ve yaşamaksızın sözleri sadece kuru bir tekerleme halinde söyleyen kimse işin nakil tarafında kalır, ona kal ehli denir.

Kâl dili, Hâl” i anlatmaya yetmez.

Sühreverdî hazretleri Seyyid Burhaneddin Hazretleri’nin huzuruna vardığında uzağa oturur. Aralarında tek kelime konuşma olmaz. “Birbirinizle konuşmamanızın hikmeti nedir?” diye sorulduğunda
“Hâl ehli önünde hâl lisanı lâzımdır Kâl lisanına ne hacet var” der.

Niyazi Mısrî’nin;
Kâl ehlinin ahvalini terk eyle, Niyazi Şimden gerü hâl ehlinin ahvali göründü”
mısralarının mânasını masiva dalgalarına kapılanlar elbette anlayamaz.

Allah u teâlâ bizi ehli Hâlden olmamızı nasip etsin.

Kimi Hakk aşıktır Hem maşuk odur
Kimi Hakk değildir Zay Olur Gider

Aşkta samimiyet sıdk aranır bunlar yoksa aşktan söz etmek lafu güzaftır. Aşık maşukunu, Habib mahbunu seve seve onun halini alır.
Seven sevilen olur. Kimin aşkında samimiyet yoksa büyük zarar içindedir onun dünyası da ahireti de harap olmuştur.

Kimi AHMED seni Uzaktan tanır
Kimi yaklaşır da Kör olur gider

Ahmedi tanımak için ilahi aşk potasında erimek lazımdır.
Biz AHMED’i tanıyalım.
Neler söylüyor duyalım. Duyduğumuzu tutalım. Rızadan ayrılmayalım.
İlahi aşka mazhar düşmeyen her nesneye herşeye uzaktan bakar gerçekçi değildir.

Peygamber efendimiz bir sohbet esnasında bir tabak balı elden ele gezdirtir herkes karşıdan bakar bal der.
Hazreti Ali Efendimize gelince aynı zamanda yakin ehli olduğu için balı görmek ile yetinmeyip tadına baktıktan sonra kararını söyler baldır ya Rasûlallah der.
Buradaki Ahmed sıradan, alelade bir kimse değildir. Makamı Velayette “mutu kable ente mutu” sırrına ermiş, bekada nübüvvet ve risalet sırrına mazhar olmuş canlı Kuran olmuş kimsedir.
Hikmet ile bakınca
Ahmediyetten Ahadiyyet, Ahadiyyeten Ahmediyet görünür tıpkı kesrette Vahdettin Vahdette kesrettin görünmesi gibi.

Hazreti Niyazi Mısri kds derki
“Vahdeti kesrette bulmak kesreti vahdette hem bir ilimdir olki kamu ilm‐ü irfân andadır.”

Vahdeti kesrette bulmak fenâfillâh ile kesreti vahdette bulmak da bekâbillâh ile dir.
Asrı saadete peygamber efendimize müşrikler zahiri bir bakış ile baktıklarından ondaki ilmi irfanı güzel ahlakı göremediler.
60,70 kiloluk sıradan bir insan olarak bildiler. Kimisi yeğenim dedi, kimisi benim akrabam olur dedi. Hep uzaktan tanıdılar onu.
Oysaki uzaktan bakanlar onu tanımadı.

Peygamber efendimiz âlemlere rahmet olarak gönderilmiş ekmel mükemmel bir hazreti insandı. Gafiller guruhunun cehennemde yanmamaları için gece gündüz demeden onlara islamı güzel ahlakı öğütlüyordu çok şevkatli ve merhametli bir insandı.

Kimi yaklaştı seviyor gibi göründü iman etmiş gibi göründü ama münafıklık sergilediler.
Kim bizim zikrimizden yüz çevirirse onu ama olarak haşrederiz diyen Rabbimizin ilahi adaletini unutmamak lazım.

Peygamber efendimiz salallahu aleyhi vesellem efendimizin bir adıda ZAKİR dir yani Allahu teala yı çok zikir eden demektir.

Kimde kötülüklerden insanı sakındıran iyiliği emir eden peygamber efendimizden ve vârisi Rasûl olan Hak Mürşid’den yüzünü çevirirse bu fani alemden baki aleme amâ olarak gider.

Cenab- ı Hak bizlere fazlı keremi ile tecelli etsin, bizi bir an dahi olsa nefsimizle baş başa bırakmasın.

Velhamdülillahi Rabbil alemin

Muhammet Ali Demiröz
Facebook: muhammetali.demiroz

Scroll to Top