Hacı hüseyin sabri soyyiğit
efendimizin sohbetleri ve kaleme aldığı yazılar

Esselamualeykum
Sevgili Dostlar,
Allah’ın sonsuz iyilikleri, sağlık ve esenlikler üzerinizden eksik olmasın.
Muhteremler,
Bazı hadisatlar/olaylar bizi düşündürüyor. Meselâ: Şeriatçılar hakikat ehline taş atıyor. Hatta tarihte çok acıklı olaylar geçmiştir. Hakikat ehli, ehli turuk da bunlara cevap veriyor. O da yanlış. Şeriatçı olan zevatın hakikatten haberi yok. Hakikat ehlinin; şeriat ehlinden, şeriattan haberi var. Çünkü hakikate gelenler hep şeriattan geldiler. Bunları birbirinden ayırmak mümkün değildir. Hakikat ruhsa, şeriat da bedendir.
Ne kadar güzel söylemiş Niyaz-i Mısri Hz.’leri:
Buluştu bir ten u bir can
Bu mülkü ettiler seyran
Niyazi’den görünen ol
Ben ancak ad ile sanım
Hakikatin sahibi Allah’tır. Şeriatın sahibi de Hz. Muhammed. Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “Beni seviyorsanız, Habib’im Muhammed’ime tabi olun.”
Şeriat, tarikat yoldur varana Hakikat, marifet andan içeru.
Tarihte ihtilaflar çok ağır neticeler vermiştir. İttifak edelim, sevişelim.
Peygamber Efendimiz: “İnsanlara anlayacağı şekilde konuşun. Sakın ha, ağır konuşmayın. Gönül yıkmayın, insan darıltmayın.”
Neylesin talip, olamaz teslim
Ya nice bulsun ol kemalatı
Ana da ihsan eylesin Mevlâ
Bizler; Ledün ilmini yaşayan, zevk eden, herkesin anlayacağı şekilde konuşan, asla gönül yıkmayan, insan darıltmayan; hülasa iyiliklerin insanı olacağız. Yaratan, yaşatan, rızkımızı veren Mevla’mız, bizi kendi sıfatlarıyla süslemiş. Buyuruyor ki: “Yumuşak bir dil, tatlı bir dil olun. Sakın ha gönül yıkmayın.” Belki sidretü’l-münteha’dır kırma kalbin kimsenin.
Gelin dostlar, iyilikte yarışalım. Tatlı dilde, güler yüzde yarışalım. Allah bize Ledün ilmini, tevhit ilmini ikram, ihsan ettiyse, onu gerektiği gibi tatlı dilimizle, güler yüzümüzle, güzel ahlakımızla korumaya çalışalım. Ulu Mevlam bizleri ne kadar güzel yaratmış, sıfatlarıyla süslemiş. Bize daima iyi olmayı tavsiye etmiş.
Elbette iyilik, Hak mürşidin emrine itaat, telkinine sadakatle kazanılır.
Bu iyiliği kazanmak çok büyük bir lütuf ve keremdir, Allah’ın ihsanıdır.
İyi insan; nefsî mücadelede muzaffer olan, gönül kalesine tevhit bayrağını çeken, kendisinde Allah ve Rasulünü söz sahibi edendir.
A Canım, iyi insanı anlatmaya bizim gücümüz yeter mi?
İyi insan; dostun harem-i ismetine girendir, sevip sevip çok sevilendir.
Çünkü o, geçmiş dünya deminden, hem ukbanın seyrinden.
Allah bütün dostları iyiler zümresine ilhak eylesin. O iyi insanlar ki Hak mürşide hesap verdiler. Şirk fiilden fiilullaha, şirk sıfattan sıfatullaha, şirk vücuttan vücudullaha mazhar düştüler.
İyi insanlar, sevilen kul oldular. Sevilen kulun diyeti Hak olur. Zatından zatına mazhar düştüler de Hakk’ı kendilerine diyet ettiler, bu zat-ı muhteremler…
Geçmeyecek bunlar sırat
Vermeyecek bunlar hesap
Mürşide verdiler hesap
Hep gördüğü didar, cemal olur.
Sevgili Dostlar,
“Ne maziyem, ne müstakbel.” Ne geçmiş, ne de gelecek. Halde tevhit edenler, ederler hep teşehhüd. A Canım, yürü hal ehli ol, kâli n’idersin. Melamet, dervişini vuslata getirir, ol dost ile halvete getirir.
Bütün engellerden geçirir halde tevhit ettirir. Allah cümlemize Melamet’in kemalatını versin, lütuf, kerem, ihsan eylesin. Gelin Dostlar, tatlı dilde, güler yüzde yarışalım. Ehl-i hal, ehl-i zevk, ehl-i manâ olalım. Can mürşidin emir ve rızası doğrultusunda hedefimize yürüyelim. Asla gönül yıkmayalım. İnsan darıltmayalım. Hani bizler iyiliklerin insanı olacaktık? Halkın yüzünden Hakk’ı sevecektik? Niçin, niye, nedenlere hiç takılmayacaktık.
Hak mürşidin telkini, ilm-i Ledün bizi bütün engellerden geçirir dostlar.
Dostlara Cenab-ı Hak’tan sonsuz iyilikler diliyorum. Ezel ebed yolları açık olsun. Zikirle karanlıkları aydınlatsınlar. Çevrelerine nur saçsınlar. Halde tevhit etsinler de iman-ı kamille şahadete ersinler. Hakk’ı diyet ederek nuruyla nazar etsinler de mest u hayran olsunlar. Allah bizi sevgisinden, muhabbetinden mahrum etmesin. Sevilen kul etsin de diyetimiz olsun. Hak mürşidin rızası doğrultusunda yürümeyi bize nasip etsin.
Muhterem Dostlar!
Bizler Allah ve Resulünde kardeşleriz.
Yollarımız ayrı gözükse de Hakk’a giden yolların hepsi mukaddestir.
Şeriatı olan, mürşitten zikir alan, gayesi Allah rızası olan bu can dostları, sevmekten başka ne gayemiz olabilir ki!
Tevhit ilmi; barışı, sevgiyi, kardeşliği bize öğretir.
Nasıl olur da insan darıltırız, gönül yıkarız!.. Şeriatsız bir hakikatin olması mümkün mü? Vaktiyle bunları birbirine ters düşürmüşler.
Birçok olaylar olmuş. Fitnenin fesadın girdiği yerde elbette huzur olmaz.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.) hem ledün ilminin, hem de Şeriat’ın sahibidir. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde “Biz size kitabı ve hikmeti talim ettik” buyuruyor. Hikmet ilmi -ilmi ledün- mana ilmidir. Bu da ancak mürşid-i kamilden tahsil edilir. Bir kamil mürşide varmadan olmaz.
Muhterem Efendiler!
Şeriat ilmi bir beden gibi ise, hakikat ilmi de -ilmi ledün- bir ruh gibidir. Ruh bedensiz, beden de ruhsuz olamayacağı gibi Şeriat’a can u gönülden bağlanıp, hakikati onunla tahsil etmeliyiz!
Niyazi Mısrî Hazretlerinin buyurduğu gibi:
Şeriatsız yürüme rayâ noksandır
Şeriat, mülk-i Ahmet’tir, Şeriat aynen hakikattir.”
Tevhit salikleri hakikate, Şeriatın açtığı yoldan, hidâyet olunan yoldan yürürler.
Şeriattan açık verenler, hakikatten nasipdar olamazlar.
Sakın soyma anı nâmahrem içre
Yüzü suyu hayâsıdır Şeriat.
Muhterem Dostlar!
Aile düzenini Şeriat korur. Helâli-haramı, Hakk’ı-batılı, iyi ve kötüyü Şeriat bildirir.
Şeriat, Hz. Muhammed (s.a.)’in anayasasıdır. Alın dediğini alacağız, atın dediğini de atacağız Kur’an-ı Kerim’in. Yalnız Şeriatla da olmaz. Şeriatı hakikat ilmiyle süslemek… Hakikat ilmi, ilmi ledün. Hak mürşit tövbeyi verir, zikri telkin eder. İnsan vücudunda ihtilâl yapar.
Kişiyi nefsânî arzularından, art düşüncelerinden, kötü emellerinden kurtarır. İşte o zaman garazsız, maksatsız, fisebilillah ibadât u taat edebilir. Şunu da yine ifade edeyim ki mürşidin telkini ile salik, şirk fiilinden fiilullaha, şirk sıfatından sıfatullaha, şirk olan vücudundan vücudullaha mazhar düşer.
Düşer de fenafillah olur. Fenafillah olanın da diyeti Hak olur.
Ulu Yaratanım! Bu yolda ihvanımıza, bütün dostlarımıza ve cümlemize yardımcı ol. Ezel-ebed tut elimiz. Öyle bir kul olalım ki elinden, dilinden, azalarından zarar gelmeyen, diyeti Hak olan, kullukta sultanlık zevkini yaşayan, fenayı tamda bekaya eren, uruç ve nüzul etmenin aşkı, iştiyakında olan… Allah bizleri kadere rıza, emre itaat ile Hak yolda yürüyen bu kullardan ayırmasın.
Sevgili Dostlar!
Mukaddes dinimiz, mana ve hikmetlerle dolu. Bu ilmin kesafetinden letafetine geçmeye çalışalım.
Bu ilmi, ehlinden talim ederek, tevhit yolunda seyr ü sülûk eden, meratib-i tevhit, makamat-ı tevhit ile zevkiyab olan can dostları, kalem ifadeden âcizdir. Mürşitleri bunlardan emin olduğu vakit, sırrına sırdaş, yoluna yoldaş eder.
O zaman bu zât-ı muhteremler, velâyette velilerle, haşr olurlar, nübüvvette nebilerle. Vahdet kesret tevhit ederek Kavseyn’de sohbet ederler.
Çünkü bunlar sevgilinin güvenini kazanmışlardır. Kazandıklarını nerden bilelim, dersen.
A Dostum,
Sevilen kulun diyeti olur Hak. Hadîs-i kutsisinde öyle ifade ediyor.
Hacı Baba kimdir sevilen kul?
Sevilen kul, Hak mürşidin telkinine sadakat, emrine itaat edendir. Hak yolda yürüyen, Hakk’ı-batılı fark edendir. Muhammedî ahkam ile, güzel ahlak ile Hak mürşidin telkini sayesinde vuslat eden, halvet eden, hikmetlere râm olandır.
Bütün Hak dostlar, bu erkan ve şerait üzerine kemale geldiler, perdelerden öte geçtiler, sevdiler sevdiler, sevildiler. Bu âlem; harfsiz, kelamsız, renksiz, vücutsuz bir âlem. Bu âleme ancak akl-ı küllî ile gidilir. Dünya-ukba pazarına takılanlar, bu âleme giremezler.
Muhterem Dostlar!
Hak mürşit, diyoruz. Hak’ta ifna olmuş, Hakk’ı diyet etmiş, gözünden gören, dilinden söyleyen, kulağından duyanın Hak olduğunu zevken yaşamıştır zat-ı muhterem.
Ulu Yaratanım, bu yolda ezel-ebed elimizden tutsun. Bizi bize hiç bırakmasın! Allah bizi can mürşidin himmetinden, lütuf ve kereminden mahrum etmesin.
Bir Diğer Sohbet Metni
Esselamualeykum
Allah’ın rahmeti, merhameti, iyilikleri üzerinizden hiç eksik olmasın.
Muhteremler,
Hayat boyu insan yetiştiren mürşid-i kamiller, onlar, irşatla görevlidir. Manâ alemine geçenlere Allah gani gani rahmet etsin. Hayatta olanları da korusun, muhafaza eylesin.Hayatta öyle terbiyeli insanlar yetiştirmişler ki aman ya Rabbi ne kadar güzel! Ağızlarından bal akar. Havz-ı kevserle beslenmişler.Gözleri Allah’ın nuruyla nazar eder, cemale bakar. Gözlerine paha mı biçilir? Eserde müessiri müşahade eder. Her nereye baksa, gözü, hikmetler ve manalar görür. Dili hikmetle döner, hakikatleri ifade eder, anlatır. Terbiyeli kulaklar, Allah muhabbeti dinler.
Tevhit ile yetişmişler. Bu zat-ı muhteremleri Allah dünyamızdan hiç eksik etmesin. Muhteremler, Kur’an-ı Kerim’in canlı örneği. Zikrederler, tefekkür ederler, sözü hikmet ve manâ ile söylerler. Duydukları sohbetlerde hikmet ve manâ vardır.İnsan yetiştiren bu mürşid-i kamiller de ilhamlarını, feyiz ve dualarını, mürşid-i kamillerden almışlardır Allah himmetlerini üzerimizden eksik etmesin.Zikirden, tarikattan, sohbetlerden maksat; insan olmaktır. Can mürşidin terbiyesinden geçen zat-ı muhteremler, çevrelerine nur saçarlar. Yaşantılarıyla söz ve sohbetleriyle bunlar örnek insanlardır.
Muhteremler,
İlm-i Ledün, hikmet ve manâ ilmidir. Bu güzelliği yaşayanlar, insanların en hayırlılarıdırlar. Çevrelerine nur saçarlar. İnsanlara iyilik ederler.Bizler iyilikte yarışmalıyız. Elimizi vicdanımıza koymalıyız:
Allah ve Resulü’nün rızasını nasıl kazanırım?
Halkın rızası ve duasını nasıl alırım?
Bunları fehmetmek, idrak etmek, iyilik etmek için yaratıldığını bilmek ne kadar güzeldir.
Peygamber Efendimize soruyorlar: “Bize olgun insanı tarif et ya Resulallah”
Buyuruyor ki: “Onların elinden, dilinden, azalarından kimseye zarar gelmez. “
Muhteremler,
Bizi vuslata getirecek, dost ile halvet ettirecek, sırattan, mizandan geçirecek, Hak mürşidin telkinidir. O telkini alanlarda, asla hata olmaz. Biz öyle olmalıyız ki halkın rızasını kazanan, düşeni kaldıran, açı doyuran, insanlara iyilik eden.Peygamberimiz de buyuruyor ki: “İnsanların hayırlısı insanlara iyilik edendir.”
Allah’ım,
Bizi iyilik etmekten hiç mahrum etme. Yeryüzündeki bütün mahlukata merhametli davranacağız. Tabii ki gücümüzün yettiği kadar.
Eğer biz Kur’an-ı Kerim’in emirlerine itaat etmiş olsaydık, memleketimiz huzura kavuşurdu.
Kur’an yolundan gidenler, aman ya Rabbi, ne faziletli insanlardır. Onlar yalan söylemezler, haram yemezler, mahkemenin kararını bozacak nefsanî söz söylemezler.
Allah bizi Kur’an yolundan, Hak mürşidin telkininden hiç uzaklaştırmasın.
Ahsen-i takvim olan Hz. İnsan, Kur’an-ı Kerim’in canlı örneğidir. Allah bunlara bu hallerinde, güzel ahlak ile iyilikte yarışmakta başarılar ihsan eylesin.
Gelin dostlar,halkı sevelim, halkın yüzünden Hakk’ı sevelim.
Gelin dostlar,niçin, niye, nedenlere takılmayalım. Kendimizi kontrol ve murakabeye alalım. Çevremize iyilikte yarışalım.
Deme şu niçin şöyle,
Bu neden böyle
Yerindedir ol öyle
Bak sonuna sabreyle
Görelim Mevlâ neyler
Neylerse güzel eyler
Hakiki derviş, iç aleminde manâ üretir. Düşünür, tefekkür eder. Ben kimim? Yaratanım, Yaşatanım, Rızkımızı Veren benden ne istiyor, ben nasıl olmalıyım? Murakabesiz, kontrolsüz olan insanlar, ipin ucunu kaçırırlar. Kendilerini muhafaza edemezler.
Sevgililer, biz Muhammedî Melamileriz. Sadakatimiz, samimiyetimizle zikrimizin açamayacağı hiçbir kapı yoktur. Önemli olan emre itaat, telkine sadakat ve Hak yoldan yürümektir.
Ulu Sultanım, Bizi gerçek dervişlerden hiç ayırma. Bizi razı olduğun zümreye ilhak eyle.
Sevgili Dostlar, Allah’ı seviyorum, diyen kullarına Cenab-ı Hak buyuruyor ki “Eğer sevginize karşılık benim de sizi sevmemi istiyorsanız, ki istiyorsunuz, sevgili Habib’im Muhammed’imin yolundan, izinden gideceksiniz. O, size neyi alın dediyse onu alacak; neyi atın dediyse, onu da atacaksınız. İşte o zaman Muhammedî olursunuz. İşte o zaman ben de sizi sever ve affederim. ” Bu kainatın erkanı, adabı, ayarı Hz. Muhammed’in getirdiği kurallarladır. Allah bizi Muhammediyetten hiç uzaklaştırmasın.
Muhteremler, Peygamber Efendimiz, ehli tevhidi tarif ederken “Onların elinden, dilinden, azalarından kimseye zarar gelmez” buyuruyor. Allah bizi hayırlı kullarından etsin. Bize razı olduğu iyilikleri versin. Amin!
Ehli zevk, ehli manâ, olalım. Bizi kemale getirecek, dosta vuslat ettirecek olan, Allah ve Rasulünün bize emanet ettiği Kur’an-ı Kerim ve Hadislerdir.
Ne mutlu Kur’an okuyup onunla amel edenlere!
Ne mutlu Hak mürşidin telkinine riayet, emrine sadakatle al denileni alıp, at denileni atanlara!
Ne mutlu telkinle gidip, rabıtadan ayrılmayanlara!
Ulu Yaratanım, bizi kendinden hiç uzaklaştırma. Memleketimize hizmet edenleri payidar eyle. Vatanı, bayrağı ve sancağı sevenleri, sen de sev Mevlâm.
Ulu Yaratanım, bizleri tefekkür eden, Hak yoldan giden, helali-haramı fark eden, yaratılış gayesini bilen, halka hizmet; Hakk’a hizmet olduğunu idrak eden, niçin, niye, nedenlere takılmayan, sözü kontrollü ve murakabeli olan eyle.
Ulu Yaratanım, razı olduğun kullardan olmak, tevhidin manevi mes’uliyetini idrak etmek, halk için iyilikler düşünmek, anne-baba duası almak, Hak mürşidin duasını alıp, gönlünde yer tutmak, aşkla, zevkle, tefekkürle Allah demek, çok zikir yapmak, Allah’ı zikredenlerle buluşup, bilişip, sevişip kaynaşmak nasip eyle.
Ulu Yaratanım,bizi sevdiklerinden hiç ayırma. Çok şükür, zikrederiz, fikrederiz, tefekkürle Allah deriz.
Cümlenize selam olsun. Sizi ve sizi sevenleri Allah’a emanet ederim.
İzmir, 10 08 2010
————————————————–
Esselamualeykum,
Muhterem Dostlar,
Allah’ın rahmeti, merhameti, mağfireti üzerinizden hiç eksik olmasın. Şu anda Allah’ın rahmeti üzerinize gelmekte. Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun. Âyet-i kerimede Mevlâ, “Sizden evvel geçen iman edenlere farz olduğu gibi oruç, size de farz kılınmıştır.” Kutsi hadiste buyuruyor ki: “Oruç benim içindir. Kim onu sadakat ve samimiyetle eda ederse, mükâfatını bizatihi ben vereceğim.” Allah oruç tutanla dostluğunu ilan ediyor. Âyet-i kerimede de oruç, ancak inananlara farz kılınmıştır; inanmayanlara değil, buyrulmaktadır. Allah kullarını imtihan da eder. Kimler emrime itaat edecek, kimler bana sadakatle inanacak o da belli olacak. Oruç tutmanın dostlar; birçok faydası vardır: Nefsi ıslah etmek, gururu, benliği yıkmak, fakirlerin, bulup yiyemeyenlerin durumunu öğrenmek…
Muhteremler, diğer ibadetlere benlik girebilir, ama oruca girmez, giremez. Allah meleklerine “Ey meleklerim, bakın ümmet-i Muhammed’e; tarlada çalışıyor, susuzluktan dudakları çatlıyor, su olduğu halde su içmiyor. Şu iftar sofrasını hazırlayanlar, iftar saatini bekliyorlar. Onun için Mevlâ buyuruyor ki: “Oruç benim içindir, mükâfatını bizatihi ben vereceğim.”
Ulu Yaratanım, bize havassü’l-havassın orucunu tuttur. Bizi rızandan hiç ayırma. Allah rızası için oruç tutanların himmetlerini üzerimizden eksik etme.
Dostlar, dikkat edelim, orucun hikmet ve manasını idrak edelim, anlayalım. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Oruç tutunuz, sıhhat bulasınız.” Senede bir ay vücudumuzu revizyondan geçirelim. Allah’ın emrine itaat ederek oruç tutanlara müjdeler olsun. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Sadakatle inanarak orucu eda edenlerin geçmiş günahlarını Allah af eder.” Oruç insanı Allah’a yaklaştırır. İftara yakın oruçlunun ağzından çıkan koku, misk u amber kokusu. Melekler o kokudan çok haz alır.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Ramazan’ın evvelki on günü rahmettir. Ortadaki on günü mağfirettir. Ve ahir on günü de berattır.” Allah’ın hediyesi olan beratına kavuşmaktır. Yani nâr-ı cehimden kurtuluş beratı. Ve bu son on gün içinde Leyle-i Kadir vardır, yani Kadir gecesi. Öyle bir gece ki içerisinde leyle-i Kadir olmayan bin aydan daha efdaldir. Bu gecede Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’i yedinci kattan dördüncü katta indirmiştir. Dördüncü kattan da 23 yılda Cebrail vasıtası ile Hz. Muhammed’e inzal olmuş, indirilmiş.
Ledün ilmine göre Ehadiyetü’l-Vahde, Ehadiyetü’l-Ayn’dan dördüncü makam olan kurb-i feraize buradan da Cibril vasıtası ile 23 senede Tafsilat-ı Muhammediye’ye yani kurb-i nevafile inmiştir. Allah bunları anlamak, idrak etmek, zevk edip yaşamak cümleye nasip eylesin. Amin! Amin!
Yine Peygamber Efendimiz buyuruyor ki “Sizler Ramazan-ı Şerifin önemini, kıymetini idrak etmiş olsaydınız bütün senenin Ramazan olmasını Allah’tan isterdiniz.” Ve yine bir Hadis-i Şerifinde buyuruyor ki: “Ramazanın teşrifiyle sevinip memnun olan müminlerin üzerine cehennem haram olur, nâr onları yakamaz.” İnananlarla inanmayanların arasındaki büyük bir hikmet ve hakikattir.
Ulu Yaratanım, bize oruç tutmakta, zatınıza layık kul olmakta yardımcımız ol. Bizi rızandan hiç ayırma.
Sevgili Dostlar, yalnız midemize oruç tutturmayacağız. Gözümüzü haramdan, dilimizi malayani dedikodudan, kulaklarımızı manasız ve hikmetsiz söz dinlemekten kurtaracağız. Yani gözümüz Allah’ın nuruyla nazar edecek hikmetler ve hakikatler görecek. Dilimiz Kur’an okuyacak, zikir yapacak, Allah’ın rızası üzerine çevresine faydalı olacak. Kulaklarımız vazu nasihat, Allah muhabbeti ve Kur’an-ı Kerim’i dinleyecek. Elimiz Hak yolda çalışacak, düşeni kaldıracak. Fakirlere yardım edecek, iyilik edecek, hayır işleyecek. Ayaklarımız Allah yolunda say u gayret edecek, yürüyecek. İşte, insan, bu azalarından Cennete, Cemalullaha kapılarını açmış olacak.
Ulu Yaratanım, bizi sevdiklerinden hiç ayırma. Razı olduğun orucu bize tuttur ve bize “Kulum!” de. De de Mevlam sevindir bizi. Sayısız nimetler ikram ediyorsun. İhsanın sonsuz Mevlam. Allah dostlara razı olduğu iyilikleri versin. Ramazan-ı Şerifi sadakatle eda etmek, tutmak, cümlemize nasip eylesin. Ramazan-ı Şerifin mükâfatını Leyle-i Kadirin hikmet ve manalarını, Bayram-ı Şerifin sevgi ve muhabbetini cümleye ikram ihsan eylesin Mevlâm.
Sevgili Dostlar, bu mübarek ayda daha merhametli, daha feyizli, hikmetli olmaya çalışalım. Fakirleri, yetimleri sevindirelim dostlar. Kur’an-ı Kerim okuyalım, mealine bakalım. Çevremize faydalı olmaya çalışalım. Bu mübarek ayda yapılan hayr u hasenatın mükâfatı sonsuzdur. Allah’ın rızasını kazanabilmek için onun fakir kullarına yardımcı olma, çokça zikir yapma, Kur’an-ı Kerim okuma ve Allah yolunda hayırlı verimli, faydalı işler yapma hülasa insanlara iyilik iyilik iyilik etme. Evlad ı ayalimizi, çocuklarımızı ve torunlarımızı Allah yolunda yetiştirelim. Onları Ramazan’ın faziletinden, şerefinden faydalandıralım. Çevremize iyilikte yarışalım.
Ulu Mevlâm, Ramazan’ı hakkıyla eda etmek, bayrama kavuşmak, dostlarla bayram etmek, bilhassa Mevlâm, rızanı kazanmak cümleye nasip eyle. Amin! Amin!
Sevgili Dostlar, size ve aile birliklerinize, Allah yolundan gidenlerin cümlesine Ramazan-ı Şerif mübarek olsun, şefaatçi olsun. Allah ecrine, mükâfatına nail eylesin. Bütün İslam âlemine barışı, sevgiyi, Allah yolunda üstün başarıları nasip eylesin Mevlâ. Müslümanlar birbirleriyle can u gönülden sevişsinler, barışsınlar ve birbirlerine iyilik etsinler. Çünkü biz Allah ve Resulü’nde kardeşiz, dinde Kur’an’da kardeşiz. Hacı Babadan cümlenize selam ve dualar.
Hak orucun kabul etsin
Men aref’ten ders alanlar
Ramazan’a bağlananlar
Her an Hak’la buluşanlar
Hak orucun kabul etsin
Allah için oruç tutan
Varlık benlik bahre atan
Malâyaniden kurtulan
Hak orucun kabul etsin
Oruçlunun var ihlâsı
Gaye sizde Hak rızası
Bulursunuz ruh safası
Hak orucun kabul etsin
Havassül Havas olanlar
Cennet kapısın açanlar
Cemâl-i yâre bakanlar
Hak orucun kabul etsin
Oruç vuslat zevkin verir
Maşûkuna o erdirir
Sohbetin zevkin tattırır
Hak orucun kabul etsin
Âzâların Hakk’a bağlar
Gönlün ruhun onla dolar
Ârif olan bunu anlar
Hak orucun kabul etsin
Ref’i hicap olan canlar
Dostu ile buluşanlar
Sohbetin zevkin alanlar
Hak orucun kabul etsin
Orucunuz miraç olmuş
Sâdıkların kemâl bulmuş
Sabri Hak’tan niyaz etmiş
Hak orucun kabul etsin
————————————————–
Esselamualeykum,
Eee kalem yaz, yaz başına geleni!
Muhterem Dostlar,
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bizi şeriata davet etmiş. Aynı zamanda da güzel ahlaka davet etmiş. Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim, buyuruyor. Allah’ın Rasulü güzel ahlakın canlı örneğidir. İslam nedir? diye soran cemaate “İslam güzel ahlaktır.” cevabını vermiştir.Güzel ahlak olursa, İslam’ın erkanı huzur verir. Güzel ahlakı olanların, elinden, dilinden, azalarından kimseye zarar gelmez. Onlar insanların hayırlılarıdır. İnsanlara iyilik ederler.
Allah’ın emri: “Zikri ehlinden öğreniniz.” Ve Kur’an-ı Kerim’de zikir hakkında birçok ayet-i kerime vardır. Zikir, Allah’la mülakata girmektir. Ehli zikir olanları, Allah harem-i ismetine davet eder. Çünkü zikrullah güzel ahlakı verir. Zikredenler, fikrederler, tefekkür ederler.Zikredenler mest olur, Allah ile dost olur. Gel dervişim zikredelim. Zikirsiz şeriat, kurtarmaz dostlar. Bir taraftan şeriatı taklit eder; bir taraftan nefsinin istediğini yapar. Sorarsın:
– Ne bu yahu? cevap verir:
– Onun yeri başka, bunun yeri başka.
Hak dost buyuruyor ki:
Biat-ı Hakk’ı Muhammed’den kılanlar merhaba.
Hz. Muhammed’in hakkaniyetine, mana cephesine, letafetine biat edenler: Merhaba!
Buldunuz iman-ı kamil, cümle yaran merhaba.
Anlıyoruz ki Hak dostlar, aşere-i mübeşşere, hayatta iken kendilerine cennet müjdelenen zat-ı muhteremler, peygamberin mana cephesine biat etmişler.Bu gelen ilm-i ledün sultanıdır. İlm-i Ledün, bir mürşid-i kamilden alınır. Peygamber Efendimizin mana cephesine, ilm-i Ledün yönüne biat edenler, Hz. Ali, Hz. Sıddık gibi zat-ı muhteremler hikmet ve mana ilminin vârisleri oldular. Allah himmetlerini üzerimizden eksik etmesin.
Muhterem Efendiler,İman üç kısma ayrılır:
1-Gerçek iman: Gerçek imanı mürşid-i kamil telkin eder. Bu iman, kamil imandır. Vuslat-ı yarla halvet ettirir. Şirk fiilden fiilullaha, şirk sıfattan sıfatullaha, şirk vücuttan vücudullaha geçirir. Zatından zatına mazhar kılar. Bu zat-ı muhteremler velayette velilerle, nübüvvette nebilerle haşr olurlar. Mûtu kable en temûtu, sırrı bunlarda.Fehmi Efendi buyuruyor ki:
Ölmeden Fehmi bu zevke nail oldu sanmayın
Mûtu kable en temûtu, sırr-ı ihfa bizdedir
Bu yazdığımız iman-ı kamili mürşid-i kamil telkin eder. Baştan da Allah’ın Rasulü biat almış, ahlakı güzel olanlara bu ilmi vermiştir. Ona “Vehbi iman” denir. Gerçek iman da budur.
2-İstidlali iman: Bu iman, şirk-i hafiden kurtarmaz. Bilgiye dayanır, ayete hadise dayanır. Kesbî bir ilimdir. Bu ilim sahipleri varlığından, benliğinden, ilim ve ibadetinden geçemezler. Yani fenafillah olamazlar. Bu da mürşid-i kamile gitmeden olmaz. Yunus ne kadar güzel söylemiş:
Kadılar, müftüler cümle geldiler
Kitapların bir araya koydular
Sen bu ilmi kimden aldın dediler
Bir kamil mürşide varmadan olmaz
Varıp da sözünü tutmadan olmaz
Fehmi Efendi, Divanında diyor ki:
Gerek âlim, gerek zahit, ki bilmez nefsini tahkik
Onların imanı hep taklit, eder inkar ev edna’yı
Dostlar, Kesbî ilim, vuslata getirmez. Dostun yüzünden perdeyi kaldırmaz. Şirk-i hafiden hiç kurtarmaz. Bize düşen “Allah hidayet etsin.”demektir.Bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak: “İbadetlerinizle, ilimlerinizle şirk etmeyin.” buyuruyor.Hak hidayet etmeyince neylesin şeyhim bana.Allah cümlemize hidayet eylesin.
3-Taklit iman: Mukallidin/taklitçinin imanı. Manasını idrak etmemiş, ayete hadise dayanağı yok. Görmüş, ama manasından haberdar olmamış. Bunların amelleri taklit olduğu için hiçbir dayanağı yok. Onun için taklit denmiştir. Taklidin ne kadar önemi vardır, malumunuz.Bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak “Muhakkak, namaz sizi bütün kötülüklerden, menhiyattan meneder.” buyuruyor. Hem iyilik, hem kötülük bir kapta olmaz.
Muhterem Dostlar,Sakın ha “Ben namaz kılarım, oruç tutarım, zekat veririm, hacca giderim.” demeyesin. Önce insan kendini düzeltecek.
İçin dışın tertemiz abdestli olacaksın
Uzaklarda sandığın kendinde bulacaksın
Dil tarif edemez halini yaşayacaksın
Yürü yavrum, sen Hak Rasulün izinden yürü
Bütün Hak dostları, zikri ehlinden aldılar, Hak mürşidin emrine itaat, telkinine sadakat gösterdiler. “Uçarım bu kafesten hiç beni gören olmaz.” “Hu’dur huzurumuz, Hak’tır zuhurumuz” söyleyen zat-ı muhteremler gibi. Çünkü bunlar, ender fenadan beka buldular. Dosta vuslat ettiler. Niçin, niye, nedenleri sildi attılar, onlara takılmadılar. A Canım, geldi kamil himmetiyle has rumman etti bizi. Bizdeki bütün tuluat, zuhurat Hak mürşidin himmetidir.
Muhterem Dostlarım, Hak mürşidin rızasını kazanalım. Emrine itaat, telkinine sadakat ile gösterdiği yoldan gidelim. Demeyelim, niçin niye? Her sıfattan zatın ilan eylemiş.Dikkat et a canım dikkat et. Hak yüzü insan yüzünden görünür. Zat-ı Rahman şeklin insan eylemiş. Hakk’ı istersen yürü insana bak.Hangi insana?Maya-yı Muhammediye’yi almış, Hak mürşide biat etmiş, ender fenadan bekaya geçmiş, Hakk’ı diyet eylemiş, sırra kadem basmış, mana olmuş dosta vuslat etmiş.Allah bu dostların himmetlerini üzerimizden hiç eksik etmesin.
Sevgili Dostlar,Bazen bana dikkat kelimesi yetmiyor. Çok uyanık, çok dikkatli olalım. Can mürşidin himmeti ve rızası doğrultusunda hedefe yürüyelim.Ulu Mevlâm bizi can mürşidin yolundan, izinden ayırma. Himmetlerini üzerimizden hiç eksik etme.Selam ve dualarımla hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
HACI BABA
Hüseyin Sabri SOYYİĞİT
————————————————–
Esselamualeykum
Allah’ın rahmeti, merhameti, mağfireti üzerinizden hiç eksik olmasın.
Sevgili Dostlar,
İlk emir: “Oku, seni halk’eden, yaratan Allah’ın ismiyle oku” Yine Allah’ın emri: “Bilenlerle bilmeyenler; okuyanlarla okumayanlar hiç eşit olurlar mı? Elbette ki olmazlar. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “İlmi kundaktan teneşire kadar talep edin, okuyun” Hatta bir hadislerinde de: “İlim Çin’de bile olsa, onu, gidin öğrenin.” “Ömrünüzden bir ay, bir gün, bir saat bile olsa farz olan ibadetten maada ilim tahsil edin.” Dostlar,İlim öğrenip başımıza kaldırdığımız zaman, büyük başarılar ve fetihler yapmıştık. Onun için muhterem şairimiz diyor ki: “Durma yavrum, hemen tahsil, hemen tahsil!” Okumanın yaşı yoktur. İlme önem verenler, refaha, huzura kavuştular yani kalkındılar.
Hz. Ali Efendimiz buyuruyor ki: “Çocuklarınızı kendi yaşayacakları zamana göre yetiştirin. Eğer onları kendi zamanınıza göre yetiştirirseniz geri kalmış olurlar.”Ne mutlu evlatlarını iyi yetiştirenlere! Çocuklarımıza insan sevgisi, bayrak-sancak sevgisi, bilhassa vatan sevgisi vereceğiz. Ve yine Peygamberimiz: “Vatan sevgisi imandandır.” buyuruyor.Bir insan düşünüp tefekkür etmelidir:”Beni yaratan, yaşatan, rızkımı veren; benden ne istiyor ben nasıl olmalıyım?”
Muhterem Dost,Kendimizi muhasebeye, muhakemeye çekmeliyiz. Allah’ın Rasulü buyuruyor ki: “Sizin hayırlınız insanlara iyilik edendir.” Bizler de insanlara iyilikte yarışacağız. En kıymetli iyilik de ilim vermektir.
Muhteremler,İlim deyince tek taraflı değil. Zahiri ilmi verir de hakikatten haberdar olamazsa eksik kalır. Kuş, tek kanatla uçmaz, uçamaz. Tek yönlü tahsil yapanlar, memlekete neler, neler, neler yaptılar. Çünkü onlarda vicdan muhakemesi yok. Günah-sevap kaideleri yok. Menfaatleri, çıkarları uğruna vatana ihanet ettiler. Bir insan elini vicdanına koyabilmeli. “Nasıl olsa da insanlara hizmet edebilsem? Vatana, dine, insanlara faydalı olabilsem?” Ve yine Peygamberimiz buyuruyor ki: “Sizin hayırlınız insanlara iyilik edendir.”Hz. Ömer gecekondularda bir gece dolaşırken, anne, kızına diyor ki:
– Süte, su kat kızım.
– Hayır anne katamam, haramdır.
– Ne haramı canım.
– Ya halife bunu duyarsa anne?
– Halifenin nerden haberi olacak ki kızım.
– Peki anne, halife duymasa da Allah görüyor ya! Allah’tan korkmamız lazım.
Ve kız, süte su katmıyor, annesini de uyarıyor.
Halife Ömer, sabahleyin gidip bu kızı oğluna istiyor. Hz. Ömer’e birçokları:
– Ya Ömer, sen emiri’l-mümininsin, halifesin. Senin oğluna kim kız vermez ki!
Buyuruyor ki: “Allah’ın izniyle onu ben seçtim. O, imtihanı kazandı. Onda Allah’a iman, helali-haramı fark eden bir anlayış var. O bana helalzade torunlar verecek inşallah. Dostlar,Çok dikkat etmeliyiz. Kendimizi muhasebeye ve muhakemeye çekmeliyiz. Bizi yaratan, yaşatan, rızkımızı veren, nasıl olmamızı istiyorsa, biz öyle olmalıyız. Dünya bizi manadan, hakikatten uzaklaştırmasın. Hak dost diyor ki:
Çok da verme kendini dünyaya bir dem çek elin
Katı ağırdır beyim, döndüremezsin bu dolap
Ve yine buyuruyor ki:
Dünya ehli dünyada
Ukba ehli ukbada
Her biri bir sevdada
Bana Allah’ım gerek
Bana Subhan’ım gerek
Bizler elimizi vicdanımıza koyarak, kendimizi muhasebeye ve muhakemeye çekmeliyiz. Âşıkane, sadıkane bir yaşayışımız olmalıdır. Ehl-i iman, imanını güzel ahlak ile süsleyecek, salih ameller işleyecek. Çevresine iyilik edecek, ışık tutacak. Niçin, niye, nedenlere takılmayacak. Tenezzül tevazuda topraklar gibi olacak. Merhamette, sevgide güneş gibi olacak. Öyle bir rahmet, öyle bir merhamet sahibi olacak ki bütün kainata yağsın!
Muhteremler, Materyalist, egoist olmayacağız. İyilikte, tenezzül ve tevazuda yarışacağız. Sabahleyin kalktığın zaman yatağından, gözlerin yine görüyor, kulakların duyuyor, dilin dönüp konuşuyor. Aklın, zekan, kabiliyetin yerinde. İşte o anda Rabbine hamd u sena et, şükret ve ellerini kaldır bir dua eyle: “Allah’ım, bana bugün bir hayır işlet. Öyle bir hayır ki, Mevlâm, ondan razı olasın. Mevlâm bizi, anamızı, babamızı, bütün müminleri affet. Yeni bir dünya kuruluyor, güneş doğuyor, karanlıklar kaybolup gidiyor.” Elbette ki güneş bizim için doğar. Cemreler bizim için iner. Bahar, yaz, sonbahar kış bizim için devreder. Her zamanın, her devrin sepzeleri, meyveleri ayrı ayrı. Ve Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “Nimetlerimi saymakla bitiremezsiniz. Eğer nimetlerime şükrederseniz elbette biz, o nimetleri ziyadeleştiririz.” Eğer isyankâr olup, nankörlük yaparsak iyi bilelim ki bu insan da cezası kalmaz.
Ulu Yaratanım, her şeyden evvel bize anlayış ver, idrak ver. Amin. Sıfatlarınla bizi süsledin. Dilimize, damağımıza ne kadar güzel tahlil koydun. Her şeyi anında anlatıyor, niteliğini veriyor. Gözümüze nurunu koydun. Bunların kadr u kıymetini idrak etmek, anlayıp şükretmek, hamd etmek, aşık, sadık kul olmak, bizlere nasip et Mevlam. Öyle bir kul olmalıyız ki: Hakk’ı batılı, iyi ve kötüyü, yaratılış gayemizi idrak etmeliyiz. Soralım kendimize: Biz kimiz?’ ‘Biz nasıl olmalıyız?’
A Canım, Kuran-ı Kerim’in yolundan gitmeliyiz ve Hak Resul’ün izinden gitmeliyiz. Terki terk, farkı fark etmeliyiz. Muhasebe, muhakeme ve şahadet üzere olmalıyız. A Canım,Yürü hal ehli ol. Halde tevhit edenler, ederler hep teşehhüd. İslami yaşantında öyle izler bırak ki, arkadan gelecek evlad-u ıyalin, dostun, ahbabın, İslam’dan nasipdar olanlar sana Rahmet okusunlar. Allah razı olsun, desinler.
Ulu Yaratanım! bizim, bir an olsun elimizi, bırakma. Bizi bize hiç bırakma. Nispet fiil, nispet sıfat, nispet vücuttan arındır bizi. Zatının mazharı olalım Mevlam. Niçin, niye, nedenlere hiç takılmayalım. Vuslat-ı yarla halvet olan dervişlerden, aşık, sadıklardan bizleri ayırma Mevlam. Uzakmışsın gibi feryat ettirme. Sen vallahi can u cananımızsın, ulu Sultanımız, tende mihmanımızsın Mevlâm. Ne güzeldir, hamdetmek, şükretmek, Allah’ı çokça zikretmek. Cümlemize nasip et Mevlâm.
Can Dostlar, dünya bizi kendine çekemesin. Ukba da bizi aldatmasın. Allah bize razı olduğu iyilikleri versin.
Muhteremler, mümin olmak; Allah’la mülakata girebilmek, Hakk’ı-batılı fark etmek, şuhud üzere durabilmek, yaratılış gayesini fehmedip idrak etmek, hülasa anlayışlı olmak!
Ben sanırdım alem içre bana hiç yar kalmamış.
Ben beni terk eyledim, bildim ki ağyar kalmamış
Hakk’ın rızası doğrultusunda yaşayan, Hakk’ı-batılı fark eden, görevini yerine getiren, farkiyyet sahibi olanlar; işte bunlar, adımlarını göre göre atanlardır. Sözlerinde sohbetlerinde nefsaniyet olmayanlardır. Onlar halkı sever, halkın yüzünden Hakk’ı severler. Kesrette vahdetti şuhud ederler. Niçin, neden, niyelere takılmazlar. Kendilerini muhakemeye çeker, hulasa iyilikte yarışırlar. Ulu yaratanım, bu can dostların himmetini üzerimizden eksik etme.
Dostlar, bizler Muhammedîyiz. Hz.Muhammed’in yolunda, izinde, hatta yanındayız. Her halimizle örnek insan olmalıyız. Yuvamız, hane-i saadet olsun. Sevgi, muhabbetle dolsun. Ne güze hanedir, secdegahı olup kıbleye dönülen. Ne güzel hanedir, içerisinde Kuran okunan. Ne güzel hanedir, helal-haram, Hak-batıl fark edilen.
Ulu Yaratanım! bize öyle hal ver ki, çevremize nur saçalım. Öyle hal ver ki, yolunda hizmet verelim, sevilen kul olalım. Niçin, niye, nedenlere hiç takılmayalım.
Can Dostlar, g elin, sevgide yarışalım. İyilikte yarışalım. Birbirimizi çok sevelim. Düşeni kaldıralım. Aça, fakire, yetime yardım edelim. Hak dostunun yolundan izinden gidelim. Gönül, hiç yıkmayalım, insan darıltmayalım. O insanda hikmet ve hakikatler görelim. Halkı sevelim ki Hakk’ı sevmiş olalım.
Ulu Yaratanım, nefsi mücadelede muzaffer olma, gönül kalesine tevhit bayrağını çekme, kendimizde Allah ve Resulünü söz sahibi etme. Ulu Yaratanım, bizlere bu halleri nasip et, ikram, ihsan eyle. Aşık, sadık kul olmakta yardımcımız ol Mevlâm.
Ulu Yaratanım, memleketimize, milletimize, birlik beraberlik, dirlik düzenlik ver. Sevgi muhabbetini ver bize.
Sevgililer, aman çocukları ihmal etmeyelim. Onları Allah ve Resulüne sevdirmeye çalışalım. Sofraya otururken ellerini yıkatalım, besmele çektirelim. Rızıklarını Allah’ın verdiğini onlara söyleyelim. Yemekten sonra da ellerini ve ağızlarını yıkatmayı ihmal etmeyelim. Hamd edelim, şükredelim Mevlaya.
Selam, sevgilerimle sizi ve aile birliklerinizi, bütün dostları Allah’a emanet ederim.
İzmir, 13 01 2011
————————————————–
Ulu Mevlâm hamd u sena
Kulluk bize Hak’tan ata
Sonsuz şükür yaratana
İkramı sonsuz kuluna
Mevlâm bize lütfeyledi
Sıfatıyla hem süsledi
Kutsi emaneti verdi
İkramı sonsuz kuluna
Canım içre cananımdır
Gönül tahtı sultanımdır
Ezel ebed mihmanımdır
İkramı sonsuz kuluna
Sayısız nimet verendir
Arzımızı süsleyendir
Nimetlerle besleyendir
İkramı sonsuz kuluna
Zikredeni zikredendir
Ruhundan ruh nefh edendir
Cemalin ikram edendir
İkramı sonsuz kuluna
Yeter ki kul Allah desin
Nimetine şükreylesin
Tefekkürle söz söylesin
İkramı sonsuz kuluna
Yaratana kulluk etmek
Farkiyyet sahibi olmak
Hidayet yolundan gitmek
İkramı sonsuz kuluna
Rahmet yağar bizim için
Mevsimlerin bizim için
SABRİ kulun Allah için
İkramı sonsuz kuluna
İzmir, 08. 06. 2010
————————————————–
Esselamualeykum
Allah’ın razı olduğu iyilikler üzerinizden eksik olmasın.
Muhterem Efendiler,
Yolumuz tarikat-ı Muhammediye. Hz. Muhammed’in yolundan, izinden gideceğiz. Huzur, saadet, selamet Peygamberimizin yolunda ve izinde… Saadete, selamete, huzura erişmek Peygamber Efendimizin açtığı yoldan gitmekledir. Ehli sünnet itikadı, o yoldadır.
Muhteremler, Tarikat-ı Muhammediye insan yetiştirir. O yolda kemale eren insanı dil tarif edemez. Öyle insan ki; süzülmüş varlıklardan, elenmiş benliklerden, var olmuş Hak varlıktan. Öyle insan ki; dünya ukba pazarından geçmiş, Allah ve Rasulünün rızasını kazanmış. Öyle insan ki; Hakk’ı diyet eden insan. Hak mürşidin emrine itaatle al denileni almış, at denileni atmış. Zahiri halk ile görülse de batını Hak’tır. Sözünde sohbetinde asla gayrıyet olmaz. Onu kemale getiren Hak mürşidin emrine itaat, telkinine gösterdiği sadakattir. Hak erenler hep bu yolda yürüdüler de vuslat-ı yarla halvet ettiler. Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “Habib-i Edibim, sevgili Muhammedim taraf-ı aliyemden neyi getirip alın dedi ise, onu alın; neyi atın dedi ise onu atın.”
Muhterem Efendiler, Allah’ın emirlerini tebliğ eden Hz. Muhammed’dir. Allah’ın rızasını kazanmak Hz. Muhammed’den geçer. Hz. Muhammed’in rızasını kazanmak, o da Allah’ın emirlerinden geçer. Onun için Allah dostu diyor ki: Adem safiyullah çekti şahadet, Allah’ı, Muhammedi bir vücut gördüm.
Sevgili Dostlar, halde tevhit edenler, teşehhüd ederler, şahadete ererler. Gelin halde tevhit edelim. Halde tevhit, imanı kamil, açık seçik şahadete getirir. Taklitten tahkik imana geçirir. Ledün ilminin salikleri telkine emre itaat, sadakatleriyle, âli makamlara yükseldiler, vuslat-ı yarla halvet oldular. Dünya ukba pazarından geçtiler. Niçin, niye ve nedenlere takılmadılar. Hak mürşidin emrine itaat, telkinine sadakatle al denileni aldılar, at denileni de attılar.
Ulu Yaratanım, hak mürşidin himmetlerini üzerimizden hiç alma. O himmettir dilimiz Allah söyler, gözümüz Hak nuruyla nazar eder. O himmettir bizi kadere razı eyleyen, dünya ukba pazarından geçiren. İnsanı insan eden, Hak mürşidin telkini ve himmetidir.
Muhterem Dostlar,O himmete, o telkine can u gönülden bağlanalım. İyiliklerin insanı olalım. İnsan düşünen varlık, tefekkür eden, helali-haramı fark eden! İnsanı kemale getiren, suskun dilini Allah dedirten, telkine sadakatle Hak yoldan yürüten Hak mürşidin telkinidir.
Gelin dostlar, dikkat edelim. Yaratılış gayemizi bilelim. Yaratan, yaşatan, sonsuz rızıklar ihsan ikram eden ulu Mevlâmız bizden ne istiyor, biz nasıl olmalıyız? Bunları kendimize soralım. İnsan basit bir varlık değildir; çok kıymetli bir varlıktır. Öyle insan ki yaratılış gayesini bilen, adımını göre göre atan, sözünde sohbetinde nefsaniyet olmayan, halde tevhit edip teşehhüde erişen, sözünde sohbetinde mana ve hikmetler olan, kesrette vahdeti şuhud eden… Hulasa Hz. İnsan.
Ulu Yaratanım, olgun, kemal sahibi insanları aramızdan hiç eksik etme. Can dostlarıma rica ediyorum, çok dikkatli olsunlar. Canda cananı incitmesinler. Niçin öyle neden böyle demesinler.
Sevgili Dost, yaratan, yaşatan, bizden ne istiyor? Bunu fehmetmek, idrak etmek, emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmak, kesafetten letafete geçmek, Hak erenlerle sevişip kaynaşmak ulu yaratanım cümlemize ihsan ve ikram eylesin. Amin! Dervişanımıza tavsiyelerimden bir tanesi de “Bana bu kadarı yeter.” demesinler. Bu yolda pek kanaatkar olmasınlar. Dikkat et, dosta vuslat edenler var. Harem-i ismette halvet olanlar var. Hak mürşidin himmetiyle ayet hadis sırrına erenler var.
Geçmeyecek onlar sırat
Vermeyecek onlar hesap
Mürşide verdiler hesap
Hep gördüğü didar olur, cemal olur
Böyle âşıklar, sadıklar, vuslat-ı yarla halvet olanlar var iken biz nasıl olur da “Eh, bu kadarı bana yeter.” diyebiliriz? Gözümüzü karartalım bize ilham eden, aşk muhabbet veren Hak mürşidin açtığı yolda, gösterdiği hedefe efalullah, sıfatullah adımlarıyla gidelim, koşalım.İlm-i Ledün öyle bir ilim ki namütenahi, sonsuz bir ilimdir. Bu ilim, bahrı umman, Allah’ın ilmidir. Bundan sadakatin nispetinde alacaksın, pek çok alacaksın. Hani gözünü karartsan da ummanı alsan. Hak dost ne güzel söylemiş:
Katremiz ummana saldık biz bugün
Katre nice anlasın, umman olan anlar bizi
Allah’ın Rasulü: “Ulu Mevlâm, Rabbim, ilmimi ziyade et, fehmimi, anlayışımı da ziyade et. Salih kullarına beni mülaki kıl.” Böyle dua ederse, biz nasıl olduk, bildik, erdik diyebiliriz?
Ol derya dipsiz
Gir ana kayıtsız
Kalma Habibsiz
De Allah Allah
Ulu Yaratanım,
Bize bu yolda anlayış ver, istidat ve kabiliyetimizi çoğalt. Öyle bir derviş olalım ki melekler bize hayran olsun. Hak yolda yürüyen, dünya ukba pazarından geçen, ol dost ile halvet eden, sözün en güzelini, dilin en tatlısını kullanan, iyilikte, tenezzülde tevazuda yarışan, eserde müessiri müşahade eden, fehmedip idrak eden, dervişlikte kemale eren, halde tevhit ederek şahadet veren, sözünde, sohbetinde gayriyet hiç olmayan, Hak mürşidin telkinine sadakatle, emrine itaatle al denileni alıp, at denileni atan bir derviş…
Ulu Yaratanım, hülasa sevilen kul olmak istiyoruz. Candan gönülden zatını sevmek istiyoruz. Ezel ebed tut elimiz. Bir an olsun bizi bize bırakma. Aciziz, aciziz, el aczül idrakü’l-idrak.
Ulu Yaratanım, himmetin olmasa dünya karanlıkta kalır. Kimsenin haddine değil kendi kendine iyi olmak. Eyle himmet Sabri’ne çün yolundadır yaratanım.
Sevgili Dostlar, günden güne tenezzül ve tevazumuz artmalı. Allah’ın rahmetini coşturacak tevazumuz gerçekleşsin. Ulu Yaratanım bizi kendinden hiç ayırmasın. Aşk ile Allah demek, enfüs afak tevhit etmek, varlık benlikten Hak varlığına ulaşmak, o vuslatın zevkini tatmak, yakınlığını idrak edip yaşamak, sevilen kul olmak, kullukta kemale ermek Ulu Yaratanım cümlemize nasip ve müyesser eyle. Memleketimize huzur ver, ehli nefislerin şerrinden koru bizi Mevlâm. Rabbimize sonsuz hamd u sena. Cümlenizi selam sevgiyle Allah’a emanet ederim.
HACI BABA
Hüseyin Sabri SOYYİĞİT
————————————————–
Gerçek insan işte bunlar
Sevginize lâyık olan
Telkîn ile hayat bulan
Zikr-i Hak’la meşgul olan
Gerçek insan işte bunlar
Nisbet fi’lin hemen atan
Tecellîye mazhar olan
Mürşit ile hayat bulan
Gerçek insan işte bunlar
İlim iradeden geçen
Nispet sıfatı yok eden
Tecellî sıfata eren
Gerçek insan işte bunlar
Nispet vücut ifna olur
Zanlar hemen kayıp olur
Zat-ı Hakk’a mazhar olur
Gerçek insan işte bunlar
Hak kendini ilân eder
Benden gayri Hak yoktur, der
Ene’l-Hakk’ı izhâr eder
Gerçek insan işte bunlar
Halk bâtındır Hak’tır zâhir
Hak buyurdu “hüve’z-zâhir”
“Fe eynema” işte zuhur
Gerçek insan işte bunlar
Hazretine eren canlar
Canda cânanı bulanlar
Hak bâtınla kul olanlar
Gerçek insan işte bunlar
Kesret vahdet bir ederler
Âyet, hadis zevk ederler
Âdemiyete ererler
Gerçek insan işte bunlar
Sırlarına akıl ermez
Eren dahi anlatamaz
Bunlar delilsiz bulunmaz
Gerçek insan işte bunlar
Halkı sever, Hakk’ı sever
Sevgi ile tevhit eder
Hep dost ile halvet eder
Gerçek insan işte bunlar
Makâmatı ikmâl etmiş,
Uruç etmiş, nüzûl etmiş,
Âlemleri seyreylemiş
Gerçek insan işte bunlar
Emre mutî bu dostları
Candan severiz anları
İncitmeyin cânanları
Gerçek insan işte bunlar
Sabri sana Hak’tan atâ
Sadakâtla gel bul safa
Rabbim sana hamd ü senâ
Gerçek insan işte bunlar
20.03.1988
————————————————–
Esselamualeykum
Allah’ın rahmetleri, mağfiretleri, merhametleri üzerinizden hiç eksik olmasın.
Muhterem Dostlar,
Halde tevhit edenler, teşehhüde ererler. Onlar görerek, bilerek, yaşayarak şahadet ederler. Onun için Hak dost diyor ki: “Yürü hal ehli ol, kali n’dersin?”Elbetteki şu insanın birçok ümitleri, gayeleri vardır: Ölecek, kabre konacak, kabir yoluyla ahirete çıkacak, sırattan, mizandan geçecek, Allah’ı arayacak… Ama ehlullah bize diyor ki:“Ne maziyem ne müstakbelem.”Ne geçmiş ne gelecek. Yürü hal ehli ol. Halde tevhit edenler şahadete erdiler.Cenab-ı Hak “Ben kuluma şah damarından daha yakınım” diyor. Bu ne hikmet, ne manâ, ne kadar açık seçik bir ifade, aman ya Rabbi! Ve bunun yanında kutsi hadisinde buyuruyor ki: “Sevdiğim kulumun söyleyen dili, duyan kulağı, gören gözü ben olurum.”Sevilen kul olabilme! Halde tevhit edebilme! Canda canan ile buluşup, bilişip sevişebilme! Ve yine Hak dost buyuruyor ki:
Dünya ile ukbayı ko
Ula ile uhrayı ko
Var ol kuru sevdayı ko
Matlap yeter sultan sana
Cenab-ı Hak : “Ey kulum, ruhumdan ruh verdim sana. Seni sıfatlarımla süsledim.”
Dikkat edelim a dostlar, canda cananı incitmeyelim. Bizler öyle dikkat edeceğiz ki…
Süzülmüşüz varlıklardan
Elenmişiz benliklerden
Var olmuşuz Hak varlıkta
Muhterem Efendiler, halde tevhit edenler, şahadete erdiler. Görerek, bilerek, yaşayarak şahadet verdiler. Yeter ki biz Hak mürşidin telkinine sadık olalım. Zandan, evhamdan geçelim. Ender fenadan bekaya erelim. Allah cümlemize çok çok iyilikler versin. Aşk versin, muhabbet versin… Allah, sevgili kulunun perde çekmez gözüne. Öyle bir kul olalım ki emre itaat, telkine sadakatle al denileni alıp, at denileni atalım. Sevilen kul olalım dostlar. Halde tevhit eden dostlar, Ulu Sultanın yakınlığını hisseden, o zevk u sefaya eren, başka ne ister ki!
Ulu Sultanım, sen vallahi can u cananımızsın, tende mihmanımızsın, tende mihmanımızsın.
Sevgili Dostlar, gelin halde tevhit edelim. Teşehhüd üzere olup şahadete erelim. Canda cananı hiç incitmeyelim. Ne mutlu tefekkür edene! Ne mutlu aşkla zevkle Allah diyene! Ne mutlu Hakk’ı-batılı seçip Hak yolda yürüyene! Ne mutlu Hak mürşidin telkinine sadakat ile gösterdiği yoldan vuslata gidene.
Ulu Sultanım, dua ve niyaz ediyoruz: Bir an olsun bizi bize bırakma. Bize “Dervişim” de, “Kulum” de. Ezel ebed tut elimiz. Mevlam sonsuz hamd u sena. Kabul edeceğin duayı bizden tecelli ettir, zuhura getir.Dua etmesini, yalvarıp niyaz etmesini bilemiyoruz Mevlam. Çok samimi olduğumuzu can u gönülden ifade ederek bize “Kulum” demezsen, halimiz ne olur Sultanım? Yaratanım, Yaşatanım, Rızkımızı Verenim, bizlerde efalinle failsin, bizlerde sıfatınla mevsufsun, bizlerde zatınla mevcutsun. Zatı, anladık zatınızdır, hem sıfatın hep sıfatımızdır. Ulu Sultanım, can u cananımızdır. Kemali edeple gelin dostlar Hu diyelim, ya Hak diyelim. Rabıtadan hiç ayrılmayalım. İyilikte, tenezzül ve tevazuda yarışalım. Makamat-ı Tevhidi Hak mürşidin telkinine sadakat, emrine itaatle zevk edelim. Allah’ım, Bizi rızandan, sevgi ve muhabbetinden hiç mahrum etme.
Dostlarım, telkine sadakat, bizi bütün engellerden geçirir. Vuslat-ı yarla halvet ettirir. Bütün Allah dostları, Hak mürşidin telkinine sadakatle kemale erdiler. Canda cananla buluştular, bilişip seviştiler.
– Anlat, anlat, dedikleri zaman,
– Nasıl anlatayım?
Kim ne halidir ve mali ol mahal
Aklı fikretmez o hali fehm u hal
O, yaşanılır, zevk edilir, ama anlatmak için lisan yok. Gelin dostlar, Hak mürşidin telkiniyle vuslat-ı yarla halvet olalım. Emrine itaat, telkinine sadakatle gerçek derviş olalım inşallah. Allah cümleye razı olduğu iyilikleri versin, aşk versin, muhabbet versin. Ulu Mevlâ bizi kendinden hiç uzaklaştırmasın.Tevhide gönül veren, Hak yolda yürüyen, niçin, niye, nedenlerden öte geçen, Hak mürşidin telkinine sadakatle şahadete eren, vuslat-ı yarla halvet eyleyen, ehli hal, ehli zevk, ehli manâ olan, halkın yüzünden Hakk’ı seven, iyilikte yarışıp Allah ve Rasulünün rızasını kazanan, sevilen kul olup kullukta kemale eren zümre-yi salihine Mevlam cümlemizi ilhak eyle. Bize razı olduğun iyilikleri ver Mevlam. Dilimizi Allah demekten bir an olsun mahrum etme. Dualarımızı kabul et Mevlam. Huzurunuzda kemali edeple Hu derim ya Hak derim. Bizleri rızanı kazananlardan eyle Mevlam.
Sevgili Dostlar, bir anımız heder olmasın, gaflette geçmesin. Tefekkürlü ve şuhut üzerine olalım inşallah. Sizi ve sizi sevenleri, aile birliklerinizi Allah’a emanet ederim. Çocuklara dikkat çok dikkat edelim. Allah hepinizden razı ve memnun olsun. Amin!
Muhterem Dostlar, benim kâtipliğimi yapan ve ihvana hizmet eden İsmet Hocaya gönülden Allah razı olsun diyorum, sonsuz iyilikler diliyorum. İsmet Hoca da selam ve sevgilerini gönderiyor. Allah, kendisinden razı ve memnun olsun. Allah’a emanet olun. Selamlar 14.12.2010
————————————————–
Esselamualeyküm
Muhterem Dostlarım!
Vaktimizi nasıl değerlendirelim?..İşte bu, çok önemli. Kişinin öyle anları olur ki cihanı değer. Cenab-ı Hak buyuruyor ki:
“Onlar, Allah’ı ayakta, otururken, yaslanırken zikrederler.”
Bu ayette üç merhaleden maksat, meratib-i tevhidin mertebeleridir:
- Tevhid-i ef’al,
- Tevhid-i Sıfat,
- Tevhid-i zat.
Allah’ı Allah’ın ef’aliyle zikrederler.
Allah’ı Allah’ın sıfatıyla zikrederler.
Allah’ı Allah’ın zatıyla zikrederler.
Ederler de öyle bir alem olur ki zatından zatına mazhar düşen zat-ı muhteremler, tefekkür makamına yükselirler. Şuhut, şahadet makamına yükselirler; yükselirler de “Rabbimiz batıl bir şey yaratmamış.” derler.
Kainata Allah’ın nuruyla nazar edip her şeyi yerli yerinde, erkan ve adaba uygun, bir nizam, bir intizam içerisinde kainatın devretmekte olduğunu şuhut ederler. Alemleri tefekkürle seyreden zat-ı muhteremler, hikmetlere ram olurlar, hayretlere düşerler. Allah’ı teşbih ve tenzih ederler. Aman Allah’ım dua ve niyaz ile “Bizi eski hallerimize bir daha düşürme. Zan ve evhamdan koru.” diyerek yalvarırlar.
Bu kutsi ve ulvi makamlara yükselmek ne a’lâ, ne güzel. Yükselişinin kadr u kıymetini bilip onu koruyup muhafaza etmek daha önemli.
Bu kainata nazar edelim. Açıp gözümüzü hikmetle bakalım. Ne incelikler, ne manalar göreceğiz. Bütün kainat bize hal-i lisanıyla sesleniyor.
Cemadat, bu topraklar aman Allah’ım ne hizmet ne hizmet etmekte! İçerisine düşen tohumlara hayat verir. Buğdayımızı, pirincimizi, bütün gıda maddelerimizi toprak verir. Meyvalarımızı, sebzelerimizi yine toprak verir.
A canım! Allah’ın sanatı bu! O topraklarda ruh-i cemadi vardır. Diridir ki hayat veriyor. Ruh-i cemadiden ruh-i nebatiye yükseltiyor. Bu yeşile, bu güzellere hikmetle bakmak gerek.
Şu gördüğümüz nebatat, insanı besleyen ürünler, hayvanı besleyen ürünler o kadar güzel, o kadar leziz ikram ihsanlar var ki, dil tariften aciz. Kainata nazar ettiğimiz zaman, hal-i lisanıyla her varlık Allah’ı zikretmekte. Ruh-i nebatiden, ruh-i hayvaniyeye bir geçiş vardır. Öyle bir geçiş ki hayret hayret!
Koyunlar, kuzular, inekler, mandalar ruh-i nebatiden aldıkları gıda ile ruh-i hayvaniyeyi beslerler. Bunlar hep insana hizmet için.
Hollanda’da seyrettim: O muazzam inekler, süt vereceği saatte bayırdan düzülüp geliyorlar. Sabah saat 7’de ahırlarından sağılma yerine geçerken bir nizam ve intizam içinde sıraya giriyorlar. Memelerine makineler takılıyor. Sütlerini verdi mi makine çıkarılıyor. Onlar da yoluyla otladıkları bayıra gidiyorlar. Aman Allah’ım! İnsana hizmet…
İnsanları tebrik! Ne bakım, ne temizlik! Ne kadar güzel bir hizmet! Sağdıkları cihazları ilaçlı bir sudan geçiriyorlar. İnekler, koyunlar, keçiler; sütleriyle, yavrularıyla, etleriyle insanlığa hizmet etmekte.
Ulu Yaratanım, öyle bir nizam, öyle bir intizam, öyle bir düzen kurmuş ki… Nice yüz bin hamd ü sena. Bu kainat insana hizmet için. Ya insan? Yaratılış gayesini bilecek. Bu düzen bize hizmet ederken, bizim görevimiz, ödevimiz ne? Biz nasıl olmalıyız?
Ruh-i hayvaniyede insana muazzam bir hizmet olurken ruh-i i insaniyeyi düşünelim. Cemadattan yani topraklardan, nebattan yani bitkilerden, otlardan hayvaniyete, hayvani ruha bir yükseliş; hayvani ruhtan da insanlığa yükseliş…
Bütün varlıklar, insana hizmet için koşarken, bu insan görevini iyi bilmelidir. Ben kimim? Beni yaratan, yaşatan, rızkımı veren benden ne istiyor ve ben nasıl olmalıyım? Kendini muhasebeye, muhakemeye çekebilmeli insan. Yiyip içip de yiyip içenler gibi kalırsa, Hz. İnsan mesabesine/seviyesine yükselemez.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Tefekkürle Tanrı’yı bir saat zikreylemek, yetmiş sene nafile ibadetten, namazdan daha evladır. “ Kur’an-ı Kerim “Ve yetefekkerun” “tefekkür ehli”ne hitap eder, akl-ı selime hitap eder. Biz de muhteremler akl-ı selim olalım. Olalım da yaratılış gayemizi bilelim.
Onlar tefekkür ederler de, Rabbimiz batıl bir şey yaratmamış, derler. Onlar ender fenadan bekaya geçtiler. Varlıklarından Hak varlığını ilan ve izhar ettiler. İşte bunlar, şuurlu ve mütefekkir insanlar. Allah bu zümrenin adedini çoğaltsın. Himmetlerini üzerimizden eksik etmesin.
Bunlar öyle muhteremler ki, bunların her anı çok çok değerlidir. Ehl-i tevhidin boş vakti olamaz. Tefekkürle alemi seyreder, hikmetler ve manalar görür.
Zamanlarımızı en iyi şekilde değerlendirelim. Zikirle, fikirle, tefekkürle değerlendirelim. İnşallah görevimizi yapanlardan oluruz. Akl-ı selim ile düşünen, tefekkürle hareket eden ehl-i mana olan doslar, ne hikmetler, ne hakikatlere ulaşırlar. Allah bizi Allah demekten mahrum etmesin. Bize razı olduğu iyilikleri versin.
Selam, sevgilerle Allah’a emanet olunuz.
————————————————–
İKRAMI SONSUZ KULUNA
Ulu Mevlâm hamd u sena
Kulluk bize Hak’tan ata
Sonsuz şükür yaratana
İkramı sonsuz kuluna
Mevlâm bize lütfeyledi
Sıfatıyla hem süsledi
Kutsi emaneti verdi
İkramı sonsuz kuluna
Canım içre cananımdır
Gönül tahtı sultanımdır
Ezel ebed mihmanımdır
İkramı sonsuz kuluna
Sayısız nimet verendir
Arzımızı süsleyendir
Nimetlerle besleyendir
İkramı sonsuz kuluna
Zikredeni zikredendir
Ruhundan ruh nefh edendir
Cemalin ikram edendir
İkramı sonsuz kuluna
Yeter ki kul Allah desin
Nimetine şükreylesin
Tefekkürle söz söylesin
İkramı sonsuz kuluna
Yaratana kulluk etmek
Farkiyet sahibi olmak
Hidayet yolundan gitmek
İkramı sonsuz kuluna
Rahmet yağar bizim için
Mevsimlerin bizim için
SABRİ kulun Allah için
İkramı sonsuz kuluna
Hacı Hüseyin Sabri Soyyiğit



