Bütün Fiiller Hakk’ındır
NİYAZÎ-İ MISRÎ
İRFAN SOFRALARI
56. SOFRA S. 143-144

Bütün fiiller Hakk’ındır. Sûretler onun âletleridir:
“Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı.” (Enfal, 17).
Fakat kulun sûretinde Hak’tan başka bir mutasarrıf (tasarruf eden) olmadığını kul bilmediği, unuttuğu için, kendisinin bir iradesi, ihtiyârı ve Hak’tan ayrı bir vücûdu olduğunu sanır.
Mesela varlığı Allah’tan olan sanatkâr, kendine bir varlık tasavvur etse, gaflet halinde kendisini sâni (yapıcı) sanır.
Bu kötü tasavvur, gafletinden ileri gelir. Ama kendisini Hak bilerek fiili ve ihtiyârı kendisine isnat (yakıştırma, nispet etme) etse, bu kötü değildir. Çünkü o fiil sûretten çıkmıştır. O fiili o sûrette ve o mertebede görünen Hak yapmıştır.
Artık düşün ve anla.
Bunun içindir ki ârif: “Yaptım, ettim” sözünde isabet etmiş, ama cahil hatâ etmiş olur.
Hakîkatte ihtiyâr, fiili yapanın, fiilini hissetmesidir. Yoksa insan, istediği zaman bir iş yapar, istediği zaman yapmaz mânâsına değildir. Çünkü fiiller meşiyyet (dileme) iledir. Meşiyyet de iç ve dış sebeplerle mertebelerin ve sûretlerin gereklerindendir. Bu sebeplerin birleşmesinden zarurî olarak meşiyyet doğar. Sebepler mevcut olunca fiiller zuhur eder. İnsan da zanneder ki onu yapmaya ya da terk etmeye kâdirdir. Halbuki değildir. Fiil zuhura gelince fiilin çıktığı kimse, sadece onu hissetmekten başka bir şey yapmaz. Hayvandan zıt fiillerin doğması, ona bir irade ve ihtiyârı bulunduğu hissini verdirir.
Gerçek bu işittiğindir.
Bu, irâde-i cüz’iyyeye aykırı değildir.
Artık anla.
Allah daha iyi bilir.
Niyâzî-i Mısrî (k.s)


