Hutbelerin Gölgesinde Bir Ömür

Yazar: Hasan Fehmi Kumanlıoğlu
Siteye Eklenme Tarihi: 24.02.2026

hutbelerim

Bismihi

Hutbelerim 17.12.2024

Eskiyi hatırlamak ve oradaki güzellikleri paylaşmak toprak altındaki hazineleri günyüzüne çıkarmak muhteşem bir olay. Bu düşünceyle Hutbelerim başlığı altında aklıma gelenleri yazıya almak istedim.

1960 yılında İzmir İmam Hatip Okulu’na yazıldım. Murteza Gürkaynak müdürümüzdü. 1965 yılında yerine merhum Feyzullah Türker hocamız geldi. Mezuniyet diplomamda onun imzası var.

1963 yılından beri evimizde başlayan imamlık vazifem, bu ana kadar çeşitli yerlerde kesintisiz devam etmektedir. Babacığım bir Melami dervişiydi ama bana hiçbir namazda yaz-kış çorapsız namaz kıldırtmadı. Şeriatta-kuralda çok disiplinliydi. Ruhu şadolsun.

1966 yılında Hitabet Dersi uygulamasında ilk vaazımı İzmir’in meşhur camilerinden biri olan Salepçioğlu Camii’nde verdim. Burası Arapfırını yakınında olan okulumuza yakındı.

Vaazımın konusunu hatırlamıyorum ama hocamız, mezun olduğum 1967 yılında çıkış belgeme imzasını da atan Halil Mesutoğlu idi. Oldukça başarılı olduğumu söyleyebilirim. Bu an ve hatıram hala zihnimde cap-canlı duruyor.

1967-1972 yılları arasında Libya Ünv. Arap Dili ve İslam Etüdleri Fakültesi, İslam Hukuku ve Kanun bölümünde okudum,mezun oldum. Elliye yakın Türk arkadaş da vardı. Oradan mezun olanlarla birlikte ülkemizde çeşitli branşlarda vazifeler gördük. Göçenlerin ruhları şadolsun. Hayatta olanlara sağlıklı ömürler dilerim.

Bendeniz 1985-1999 yılları arasında İzmir Dokuz Eylül Ünv. İlahiyat Fakültesi’nde Hazırlık Sınıflarında Arapça Okutmanlığı görevinde bulundum. Dekanımız Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı Bey’di başladığımızda.

Bir ara Fakülte hocaları Cuma Hutbesi okumak ve namazını kıldırmakla görevlendirildiler. Bana sıra geldiğinde, 5 Haziran 1992 Cuma’da hala orijinalini sakladığım şu hutbe metnini okumak nasip oldu:

Euzü billahi mineş-şeytanir-racim

Bismillahirrahmanirrahim

-İkra’ kitabeke kefa binefsike’l-yevme aleyke hasîba – Ona “Şimdi kitabını oku bakalım. Başka şeye gerek yok; bugün hesabını kendi kendine göreceksin” denilecektir.(El-İsra, 17/14)

– İnna a’teyna ke’l-kevser – Biz sana kevseri verdik . (Kevser, 108/1)

Asalet ve şerefi İslam’da bulan Muhterem Cemaatım !

Hutbemizin konusu Kurban hakkındadır.

Mana aleminin sultanları, geçmiş ve gelecek kayıtlarından kurtulup, hal ehli olmamızı isterler, tavsiye ederler. İnşallah bu değerlendirmeye, bu neticeye ulaşacağız. Yalnız, dünya denilen sebep-netice bağlantılı gerçeği de göz ardı edemediğimizden, geçmiş ve geleceğimizin rıza-i Bari’ye uygun düşmesiyle, endişelerimiz de bitecektir. Geçmişte Ramazan Bayramı inşallah bu duyguyla kutlandı. Gelecek haftaki Kurban ve Bayramında aynı inanç ve hisler içinde kutlanması düşünülüyor veya düşünülecek.

Aziz ve Asil Cemaatım !..

“Hal ehli”, mazi ve istikbali kuşatandır. Geçmişine sırtını gururla dayayıp geleceğine ümit ve huzurla bakan, sarsılmadan ve sendelemeden dimdik, kale gibi durandır. Bize gelince; biz, en kıymetli varlığı Hz.İsmail’i Hakk’a fedadan çekinmeyen İbrahim (as)misali, Allah için kurban kesip, fani varlıklardan kurtulma ve sevdiklerimizden geçme mücadelesinin arefesindeyiz. Ama kalbimiz kırık, gönlümüz buruk… Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan bölgede Müslüman-Türk alemine ve bütün dünyada huzuru İslam’da; nur-i Muhammedî’de bulan kardeşlerimize yapılanlar, inanın…, kalbinde sevgi ve şefkat bulunan herkesi derinden yaralamaktadır. Yalnız Hak Tealâ’nın “ Velâ tahsebennellahü gafilen amma ya’meluz-zalimun. İnnema tüahhıruhüm liyevmin teşhasu fihil-ebsar : Allah’ı, zalimlerin yaptıklarını bilmez zannetme. O,Onların cezalarını, korkudan gözlerin dehşetle belirip yerinden fırlayacağı bir güne bırakmaktadır.” (İbrahim,14/ 42) müjdeli haberi yüreğimize su serpmektedir. Zalimler cezalarını mutlaka göreceklerdir.

Muhterem Hak Yolcuları !

Özetle bizler “ Vel-ba’sü ba’del- mevt” olup ölü toprağını üzerimizden atacak, hal ehli olduğumuzu çağa vurduğumuz “ el ile olmazsa dil ile o da olmazsa kalb ile düzeltme mühründe gösterecek “ İkra’ kitabeke- Oku kitabını”( El-İsra,17/14)ayetindeki “kitabımızı” öğretim yılı sonunda iftihar karneli öğrenci gibi – “yevme tebyaddu vücuhehüm – yüzlerinin ak olacağı gün ( Al-i İmran, 3/ hnuuuujnt6uutuy106) yüz aklığıyla okuyup, huzura girenlerden huzura erenlerden olacağız. Ümidimiz tamdır. Zira;

“Doğacaktır sana vaad ettiği günler Hakk’ın

Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın “ bize haykırılmıştır.

Bu duygu ve düşüncelerle Hakk’a vuslatı ifade eden Kurban Bayramı’nızı kutlar, ümmet-i Muhammed’e Cenab-ı Hak’tan sağlık, afiyet, mağfiret, nusret ve zaferler ihsan etmesini niyaz ederim.

Dile kolay 32 yıl geçmiş. Dikkat ettim, vurguladığım hakikatler bugün de geçerli. İnsanlığa yapılan zulüm bütün şiddetiyle devam ediyor. Rabbim, mazlumlara sabır ve metanet, bizlere de anlayış ve cesaret versin.

Hutbe okuduğum yerler:

Çok sayıda ; İzmir-Karşıyaka’da Merkez Şemikler Camii.

Cami imam-hatibi muhterem H.H. Hüseyin Sabri Soyyiğit Efendimiz, 1959’da Ramazan Vaizi olarak gelmişti. Ben kendilerinden 1960 yazında Kur’an-ı kerim okumayı talim ve tedris ettim ve bir hafta gibi kısa bir sürede mübarek ellerinden Kur’an-ı Kerim’i hediye aldım. Hacı Baba namıyle meşhur olan merhum hocamız ve efendimiz bu hususu her sohbetinde dile getirirdi. Ben de çok sevinirdim.

Cuma vaazları , hutbeleri ve sohbetleri hep ilm-i ledünne dayalı vahdet kokan ve saçan cinstendi. Cuma hutbeleri de zahir ve batın açıklamalı olurdu. Namazdan sonra sevenleriyle birlikte oturur, ayrıca Tevhid sohbeti, zikir ve ilahiler icra ederdik. Ne muhteşemdi o günler….

Bir Cuma hutbesinde mevzumuz Deprem ile ilgili oldu. Bunu hiç unutamıyorum.

İzmir’de birgün önce şiddetli bir deprem oldu, Allah korusun. 70 li veya 80 li seneler, tam hatırlamıyorum. Cuma hutbesini bu olaya hasrettim.

Kur’an-ı Kerim’de depremi anlatan surenin adı Zilzal Suresi’dir. 99. sırada olup 8 ayettir.

Hutbede bu sureyi okuyup, izaha başladım ve depremin ilahi emrin doğal bir görünümü olduğunu anlattım. İlmî veriler ışığında depremin oluşumu ve korunma yollarını anlaşılır bir ifade ile dile getirdim. Maddî olanın yanında manevî olanına da biraz değindim. Dualar ederek hutbeden inip namazı eda ettikten sonra, cemaatın memnuniyetini yüzlerinden okudum. Hem hocamdan hem de dostlardan iltifatlar aldım. Bu anı ve güzelliği hala yaşıyorum, hiç unutamıyorum.

Bugün 20.12.2024 Cuma. Cumaya hazırlanıyoruz. Seneler geçse de yaşanılan güzellikleri hem hatırlıyor, hem de hatıralarda bırakıyoruz. Güzel ve güneşli bir gün. Rahmeti, bereketiyle bekliyoruz.

Deprenmeden dil dudak –Sözü işiten gelsin

Deprem, deprenmekten geliyor. Hareket etmek, kıpırdamak, sallanmak, devinmek, kımıldamak , sarsılmak vb. manalarla da anılır.

Yunus ne güzel demiş: deprenmeden dil dudak…

Kıpırdamadan dil dudak, söz nasıl duyulur da anlaşılır ? bu bir sırdır ki ancak arif olanlar,hikmet ilmini mürşidinden alanlar anlayabilir. Kendinden kendine bir zuhurdur, tecellidir. Fenafillah olanlar Tevhid-i Zat’a erenlerin makamıdır burası.

1966’dan sonra 1972’de Libya’dan mezun olunca Konya’da Satjyer Müftü Yardımcılığı kadrosunda bir doğum müddeti yaşadık. Yaklaşık 10 ay, sonra Edirne- Enez Vaiz ve Müftülüğüne tayin olundum. İstifa ederek göreve başlamadan 1974 Nisan’ında 125.Dönem Yedeksubay talebesi olarak İstanbul-nTuzla’da askerliğe başladım. 1 Ağustos 1974 günü , çektiğimiz kura sonucu Komya 2. Ordu Askeri İstihbarat Grubuna katıldım. 2 ay Adana’da intikaldeydik. 2 defa esir sorgulamada bulunduk.Bu meyanda esir almaya LÇT ile gitmişliğimiz oldu Girne’ye.

İki ay sonra Konya’ya döndük. 24 Nisan 1975 te oğlumuz Ali Rahmi, Zindankale semti Ali Efendiler Apartımanında doğdu. Merasim Bölüğünden 1975 Temmuz sonu terhis oldum.

1972 Kasım 1973 Temmuz ayları arasında Konya’daki müftülük görevinde iken çeşitli camilerde vaaz verdim, hutbe okudum. Bu camiler; Mevlana türbesinin yanındaki Sultan Selim Camii, Buğdaypazarı Camii, Aziziye Camii ve evimizin yanındaki Nişantaşı mahalle Camii. Bu sırada 3 yerde Yağmur Duasında bulundum. İlki Ankara yolunda Tutup adlı köyde. Bir, Nisan günü, güneş pırıl pırıl, buğday başakları 15 cm civarında, rahmet bekliyor. Dua, niyaz ve ibadetten sonra ziyafet. Bir hafta sonra arkamızdan iyi bir yağmur olduğunu öğrendik. Demek ki Rabbimiz yalvarınca bol bol veriyor. Bir hafta sonra Ilgın kazasında aynı tecelli. 3. Dua Kaşınhanı köyünde bir hafta sonra. Orada hafif yağmur altında kulluk görevimizi yaptık. Ekinlerin rahmet ile buluştuğunu müşahede ettik. Mevlam ümmet-i Muhammed’e merhametiyle tecelli etsin.

24.12.2024 Salı Ev

Scroll to Top