HASAN FEHMİ TEZDOĞAN
DİVANI

Hasan Fehmi Tezdoğan
1885 / 1951

Divanı Linke Tıklayarak Pdf Olarak İndirebilirsiniz – Hasan Fehmi Tezdoğan Divanı

Ya Rabbi beni ağyare saldırma
Bu’d fırkatın narına yandırma
Mu’tad et kalbimi zikrinle daim
Uyandır nevm-i gaflete daldırma


Bad-ı seher-i aşkını kalbimde
Estir erisin ol şirk-i hafiye
Şems-i hakikatin tığını saldır
Açılsın marifet gülün soldurma


Özümü özünden olduğun bildir
Sözümü sözünden olduğun bildir
Emraz-ı a’veri gözümden kaldır
Biri bir göreyim iki sandırma


Hadis-i kudsinde kim buyurdun Sen
Sevdiğin kuluna hep verirsin Sen
Gözünden görmeye göz olursun Sen
Bu zümre kullardan beni ayırma


Sehab-ı cehlimi kaldır aradan
Nur-i irfan ziya salsın her yandan
Göreyim cemalin ben ben olmadan
Gözümü serab-ı zille kaydırma


Vaslına muhabbet nimettir bana
Birliğe ulaşmak izzettir bana
Hicab-ı cenneti sed çekme bana
Huri gılman ile beni kandırma


Mahvedip FEHMİ’yi mahz-ı zat eyle
Bekada baki kıl izzü cah eyle
Cemalin keşfedip dilküşad eyle
Hicrile Berzah’ta durdurma beni

Duydum beni methetmişler
Methe layık sensin Şeyhim
Duydum seni zemmetmişler
Zemme layık benim, Şeyhim

Bana bakıp gülmeseydin
Can evime girmeseydin
Kulağıma demeseydin
Bilemezdim seni Şeyhim

Hem izinden gitmeseydim
Halktan uzlet etmeseydim
Ben gönlüne girmeseydim
Edemezdim vuslat Şeyhim

Seni bana gönderen Sen
Beni bana bildiren Sen
Alemleri öğreten Sen
Sensin benim aslım Şeyhim

Beni bana bırakma Sen
Seni benden ayırma Sen
Sen-ben, ben-sen olmuşuz hem
Budur bana himmet Şeyhim

Sordular kim senin Şeyhin
HASAN FEHMİ’m benim Şeyhim
Himmetinden razı olsun
Alemlerin Rabbi Şeyhim

Gördüklerim seninledir
Bildiklerim seninledir
Kesret-vahdet seninledir
Seninledir AHMED Şeyhim



Bugün erdi bana imdad
Uyandı gönlüm oldu şad
Dilerim Bari Mevla’dan
Vere her salike irşad

Behey aşık şuurun ne
Bu seyranda şuhudun ne?
Çü vardın “Kabe Kavseyn’e
O zevkten var mı bir müzdad?

Müsemmasın cemi esma
Sana talim olundu bil
Sen ol arif-i billahsın
Sana insan denildi ad

Senin mülkün timarında
Melekler oldular memur
Ki sen mesned-i Adem’sin
Mülk içi hep sana münkad

Celali perdesidir hep
Cemalin setreder daim
Cehennem gör hicab oldu
Giremez cennete ifrad

Bu varlık dağı ardında
Haber aldınsa Şirin’den
O dağı delmeğe ancak
Kişi kim olmalı Ferhad

Zülüf-i Ma’şuk’u görmek
Kifayet etmez aşığa
Yanar içi olur büryan
Ki vuslattır hemen maksad

Bu aşk, bir nar-ı muhriktir
Olunmaz arzuya teşbih
Ki cennet arzusunda hem
O zevke ermedi zühhad

Okuyan ders-i Ma’şuk’u
O bildi halet-i aşkı
Olur FEHMİ gibi mecnun
Eder Leyla’yı dilde yad

Firkatın narına yandım
Ya Rasulallah meded
Vuslatın aşkıyla doldum
Ya Rasulallah meded

Nice takat getirir ol
Can senin medhin duyar
Yandı gönlüm külhan oldu
Ya Rasulallah meded

Ruz u şeb ağlar dururum
Çağırırım el’aman
Bab-ı lütfundan kerem kıl
Ya Rasulallah meded

Dert senin derman senindir
Yoluna bunca keda
Onun için can verirler
Ya Rasulallah meded

“Men raani” sırrına
Vakıf oluptur aşıkan
Cümlenin muradı sensin
Ya Rasulallah meded

Nefsimin kesret-i cürmünden
Yüzüm daim siyah
Gün begün artmakta isyan
Ya Rasulallah meded

Bin haya ile kapında
TALİBİ şefkat umar
Eyle ihsan kıl şefaat
Ya Rasulallah meded


Gel ey kardeş sen de gafletten uyan
Mü’min olan durmaz zindan içinde

Yakıp varlık dağın şöyle merd ol kim
Gerdanı kan eyle irfan içinde

Benlik ile Hakk’a tuğyan eyleme
“La tüşriku” dedi Kur’an içinde

Mevla’yı ararsan zahirde ara
Göresin Anka’yı ol Kaf içinde

Balıklar ummanı arayıp gider
Nice görsün kendin umman içinde

Hakikat güneşi doğmuş üstüne
Nice görsün şemsi, sehab içinde

Gel ey FEHMİ sen de Hakk’ı fehmeyle
Gör ne cevherler var vicdan içinde
……………………………………………………………


Gir Kamil gönlüne cennet dilersen
“Fedhuli” buyurdu Kur’an içinde

Ol Hümapervaz’ın sayesinde dur
Nail-i refah bul irfan içinde

“Men raani” çün buyurdu ol Rasul
Gör ne cevher var bu sadef içinde

Oku ezber “İlm-i Ledün” dersini
Hikmet tulu etsin vicdan içinde

Hakikat mürşide eyle intisab
Bulasın dermanı derdin içinde

Mürşide bende ol Hakk’ı seversen
“Fettebiuni” dedi Kur’an içinde

“Seb’a’i mesan” dersidir Tevhid
Fatiha okundu Mushaf içinde

Sözlerime kulak tutan aşıklar
Arif olur onlar akran içinde

FEHMİ sana ilm-i “Hikmet” vehbidir
Berkurur irfan gönlün içinde
…………………………………………………………….


Gezme avare bakma ağyare
Bul derde çare aşk ateşinde
Bakma sol sağa olma sen karga
Ver zevk dimağa aşk ateşinde

Bil işin fendin bilesin kendin
Gör ol Hu bendin aşk ateşinde
Bakma uzağa düşme tuzağa
Dal gülşen bağa aşk ateşinde

Sanma sen gayrı Hak senden ayrı
Bul bu esrarı aşk ateşinde
Aşıksan candan korkma sen nardan
Yan çık evhamdan aşk ateşinde

İstersen yarı kaldır hicabı
Seyret cananı aşk ateşinde
Oku akaid,anla fevaid
Bul sen hakayık aşk ateşinde

FEHMİ kıy cana gir bu meydana
Yan ol pervane aşk ateşinde
……………………………………………………………..


Sabah namazına hazır olanlar
Onlardır ef’ali Hakk’a verenler
“Fail Hak’tır” diye huzur ederler
Yalvar kul Allah’a seher vaktinde
Yalvar kul Allah’a beher vaktinde

Öğle namazını kılan mü’minler
Her sıfatı Hakk’a nisbet ederler
Her nazar Mevsuf’u şuhud ederler
Yalvar kul Allah’ seher vaktinde
Yalvar kul Allah’a beher vaktinde

İkindi namazın cemaatla kıl
Vücud vücudullah, gayrı yoktur bil
Cümle alem fani,Hak’tır baki bil
Yalvar kul Allah’a seher vaktinde
Yalvar kul Allah’a beher vaktinde

Akşam namazını imamla kılan
Onlardır Allah’ı hem zahir gören
Hak söyler “Ene’l-Hak” kulun dilinden
Yalvar kul Allah’a seher vaktinde
Yalvar kul Allah’a beher vaktinde

Yatsı namazında eyle sen huzur
Muhammed yüzünden Hak zahir ol
Hak batın ile halk zahir ol
Yalvar kul Allah’a seher vaktinde
Yalvar kul Allah’a beher vaktinde

Salat-ı Vitir-i kılan muhakkak
Evvel, ahir, zahir, batın olur Hak
Kalmaz şirkin, abid, ma’bud olur Hak
Yalvar kul Allah’a seher vaktinde
Yalvar kul Allah’a beher vaktinde

“Teheccüd” namazı farz değil sana
“Yetim malı” dır yaka baştan başa
Teberrüken kılar, FEHMİ, yok haşa
Yalvar kul Allah’a seher vaktinde
Yalvar kul Allah’a beher vaktinde
…………………………………………………………….


Behey arzu-yu dildare
Hakk’a yalvar seherlerde
İçip hamra-yı peymane
Hakk’a yalvar seherlerde

Behey Leyla’ya divane
Değildir böyle merdane
Yanıp aşka ol pervane
Hakk’a yalvar seherlerde

Seherde “Selsebil” iç sen
İkincide “Rahik” iç sen
Üçüncüde “Tesnim” iç sen
Hakk’a yalvar seherlerde

Seherin vaktidir bu hem
Seherin sohbetidir hem
Seherin zevkidir bu hem
Hakk’a yalvar seherlerde

Seherde uykudan kalk sen
Salat-i Subh-u kıl hem sen
Ki “Fail Hak olur” bil hem
Hakk’a yalvar seherlerde

Seherde terket eşgali
Yanıp dert ile et ahı
Çü gördün zülf-i Leyla’yı
Hakk’a yalvar seherlerde

Gel ey derd-i biçare
Sakın aldanma ağyare
Konuş benimle ey yar’e
Hakk’a yalvar seherlerde

Nice evliyalar geldi
Seherin subh’unu kıldı
Bize remzin beyan etti
Hakk’a yalvar seherlerde

Gel ey sen TALİBİ daim
Huzur-ı Hakk’a dur daim
Olasın dost ile kaim
Hakk’a yalvar seherlerde
……………………………………………………………


Sen bir aşıksın ma’şukun nerde?
Haber almışsın uzak bir yerde
Sil gözünü gör ma’budun nerde
Abid olur mu Ma’bud’a perde

Şirk sekri sende tuğyan eylemiş
Yol bulamazsın zevk-i Tevhid’e
Soyun dal sen de bahr-ı muhite
Cevher bulunmaz her bir nehirde

Bülbül zevk almaz altın kafeste
Nice durursun sen bu zulmette
Uçur şad eyle murg-ı ruhunu
Seyran eylesin enfüs afakta

Aşık olanlar irfan buldular
Zevke erdiler aklın ardında
Mecnun olmadan Leyla bulunmaz
Akıl kalır mı dar-ı mahbubta

Mürüvvet ettin beni bu derde
Her kim koyduysa olsun cennette
Mecnun’a birşey sual olunmaz
Yazmadı kalem,levh-i mahfuzda

Cemal-i yare bakarken FEHMİ
Tevhid hançerini duymadı canda
……………………………………………………………


Gel ey aşık-ı biçare
Cihanda gezme avare
Var iken derdine çare
Ara bul onu bir yerde

Çün dersin aşkım ben de
Kani Hak sevdası sende
Duran huzurda bir merde
Eder mi boş yere secde?

Sakın sen kendini hardan
Şefaat umma gel körden
Atar aşağı bir yerden
Geçer ömrün o boş yerde

Ara bir mürşid-i kamil
Olasın ilmine nail
Bilişin cümle et zail
Erersin zevke her yerde

Seni iğfal eden cahil
O,Hak’tan kendisi gafil
Bu sözler hep sana vafir
Tutarsan pendimi sen de

Arama Hakk’ı sen nerde
Çu mevcuttur o her yerde
Arada sen iken perde
Allah’ın nerde, sen nerde?

Bu sözler hep seni irşad
Oku gönlünü eyle şad
Gidersin bir gün ansızın
FEHMİ bulunmaz ol yerde
…………………………………………………………….


Ey gönül tefekkür eyle
Esrar-ı Hakk’ı fehmeyle
Ol beyt-i kalbe ver cila
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle

Zikrullah nefsin öldürür
Hem seni sana bildirir
İrfanla seni doldurur
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle

Esrar-ı Tevhid’i bilmek
Eyledi da’vet Muhammed
Çünki eyledin icabet
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle

Gir sen irfani cennete
Garkol sefa’yı izzete
Ermek dilersen devlete
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle

Sivaddan kalbin eyle pak
Tecelli etsin hubb’i Hak
Sücud-i kalb odur mutlak
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle

Tevhid et Hakk!ı Hak ile
Efal, sıfat u zat ile
Gir ol vücud-i vahide
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle

Mahvet vücudun kıl fena
Fena-yı tamda bul beka
Yetmez mi sana bu safa
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle

Uyandır kalbin arif ol
Salat-ı hamse dahil ol
Huzur-ı Hakk’a kaim ol
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle

FEHMİ’nin sözün yad eyle
Sırrına ermek cehdeyle
Ol dil canı şad eyle
Her nefes zikrullah eyle
Kalb ile fikrullah eyle
……………………………………………………………


Gelin derviş olalım
İlm-i irfan bulalım
Zikre meşgul olalım
De La İlahe İllallah

Emreder Kur’an’da Hak
“Fezküruni” dedi bak
Oku ondan bir sebak
De La İlahe İllallah

Zikredenler mest olur
Allah ile dost olur
Her murada rast olur
De La İlahe İllallah

Bülbül olan zar olur
Yanar içi nar olur
Sonunda gülzar olur
De La İlahe İllallah

Güle bülbül olalım
Bülbüle gül olalım
Doğru yolu bulalım
De La İlahe İllallah

Lafz-ı Tevhid ne delim
Taklidi terk edelim
Sırr-ı Tevhid bilelim
De La İlahe İllallah

Nakşibendi şöhretin
Melami’dir sıretin
TALİBİ’nin zimmetin
De La İlahe İllallah

La İlahe İllallah Muhammed Resulüllah
…………………………………………………………….


Ey Gönül,sen aşkı yar et
Bin ol burağa seyran et
Akl-ı Cibril’in burhan et
De La İlahe İllallah

Hicr-i kesretten uzlet et
Fakr-i fenada sohbet et
Bahr-ı vahdet’e vuslat et
De La İlahe İllallah

Bu faniye bek, al ibret
Serabtır ancak şuhud et
Beka-yı zatı vatan et
De La İlahe İllallah

Yoksun yokluğuna sabret
Varlığın Hak’tandır şükret
Hak’la Hakk’ı hem fikret
De La İlahe İllallah

Allah de her nefes zikret
Oynasın kalb-i basiret
Murg-ı ruhun alsın lezzet
De La İlahe İllallah

Tefekkür eyle bir saat
Bir saatın olsun bin saat
Budur ol makbul ibadet
De La İlahe İllallah

FEHMİ fehminde sen sabret
Kulsun Rabbine taat et
Fakr-i devletine fahret
De La İlahe İllallah
……………………………………………………………


Ey üftade, gönlünden
De La İlahe İllallah
Berkeylesin dilinden
De La İlahe İllallah

Delet-i eman budur
Kamil-i iman budur
Cenneti açan budur
De La İlahe İllallah

La İlahe İllallah
Lafzını Tevhid sanma
Evrad, esmada kalma
De La İlahe İllallah

Bu lafız,suretdurur
İçi hikmet doludur
Dosta vuslat buldurur
De La İlahe İllallah

Ma’nası, ab-ı hayat
İçenler görmez memat
Münkir, Nekir’e cevab
De La İlahe İllallah

Cennete asan çıkar
Alem-i ervaha uçar
Kabrine rahmet saçar
De La İlahe İllalllah

Yakın eder uzağı
Atar yoldan tuzağı
Siler hesab mizanı
De La İlahe İllallah

Budur mü’mine burak
Kuş gibi geçer sırat
Nar-ı nırandan berat
De La İlahe İllallah

Cehl-i Süfyan’ın kaçar
İrfanın kanat açar
Dost iklimine uçar
De La İlahe İllallah

FEHMİ’ye haldaş budur
Yolunda yoldaş budur
Dilinde dildaş budur
De La İlahe İllallah
……………………………………………………………..


Gelin Tevhid edelim
La İlahe İllallah
Hakk’a doğru gidelim
La İlahe İllallah

Dertlerimiz dermanı
Tenlerimizin canı
Canlarımız cananı
La İlahe İllallah

Hakk’a doğru gidelim
Hak’la Hakk’ı bulalım
Hak yolunda ölelim
La İlahe İllallah

Nar-ı aşka dalalım
Yanalım kül olalım
Bahr-ı vahdet bulalım
La İlahe İllallah

Sular gibi akalım
Kuşlar gibi uçalım
Dost ile buluşalım
La İlahe İllallah

Sular gibi çağu çak
Dolaşalım dağ u dağ
Bulalım umman-ı Hak
La İlahe İllallah

İçelim meyhaneden
Olalım divaneden
Çıkalım bu haneden
La İlahe İllallah

Tacu tahttan geçelim
Keçe külah nedelim
Nurdan kırka giyelim
La İlahe İllallah

Karga, bülbül halinden
Anlamaz hiç razından
TALİBİ’nin sözünden
La İlahe İllallah
……………………………………………………………


Ey kardeş gel de Allah zikredin dedi Allah
Her nefeste de Allah budur makbul indallah
Zikrin olsun hubbullah fikrin olsun fikrullah
Hubbun olsun hubbullah hiç kalmasın garullah

Aşkın olsun aşkullah zevkin olsun zevkullah
Seyrin olsun seyrullah çünkü oldun ehlullah
Allah de avaz eyle ten kafesi çak eyle
Can kuşun azad eyle vuslat etsin ilallah

Kalb evini pak eyle ravza-i rıdvan eyle
Hur ile gılman eyle zevke er sen abdullah
Mademki ben bende yok sen senlikle sende yok
Hak’tan gayrı nesne yok her görünen vechullah

Aç gözün ibretle bak görünen değilmi Hak
FEHMİ’nin sözü mutlak zahirim dedi Allah
………………………………………………………………………….


Ey şeyda’yı Hak de Allah Allah
Ver kalbe berrak de Allah Allah
Leyl ü neharda her bir zamanda
Cümle mekan da de Allah Allah

Zakir ol Hakk’a fikretme bakşa
Arif ol Hakk’a de Allah Allah
Hu dolu camdan iç dost elinden
Aksın dilinden de Allah Allah

Bülbül ol seste çağır kafeste
Her bir nefeste de Allah Allah
Fiilin et zail Hak olsun fail
Gör Hakk’ı zahir de Allah Allah

Ol FEHMİ zakir kalb olsun tahir
Konsun misafir de Allah Allah
……………………………………………………………..


Zikrederim dost seni
Derim Allah Allah
İçtim “Tesnim” kevseri
Dedim Allah Allah

Ey Hudavend-i cihan
Anılırsın bi mekan
Senden sana her zaman
Derim Allah Allah

Ne göktesin ne yerde
Ne mürdesin ne zinde
Sen mevcudsun her yerde
Derim Allah Allah

Ne şarktasın ne garptasın
Ne sağda ne soldasın
Bilir iken bendesin
Derim Allah Allah

Aşkın ile dolmuşum
Yanıp büryan olmuşum
İle’l-ebed beyhuşum
Derim Allah Allah

Aşk ile pazarım var
Bimisal bir yarim var
Her nazar ihsanı var
Derim Allah Allah

Ey Kerim ü Zü’l-Fettah
Zikrin FEHMİ’ye miftah
Etti gönlümü iftah
Derim Allah Allah
…………………………………………………………….


Seherde meskanede
Her nefes derim Allah
Bu beyt-i dilhanede
Her nefes derim Allah

Dünyada yok pazarım
Ukbaya yok nazarım
Dilde daim ezkarım
Her nefes derim Allah

Havfederler cahiller
Mahzun olur zahidler
Lahavf olur aşıklar
Her nefes derim Allah

Allah derim hep candan
Sensin benden zikreden
Bildim gayrı yok Senden
Her nefes derim Allah

Gitti cehl-i dalalet
Geldi nur-i hidayet
Erdi Hak’tan inayet
De La İlahe İllallah

Hu derim Ya Hak, derim
Ya Hayye’l-kayyum derim
Ev edna’nın bahrında
Her nefes derim Allah

Yandım aşkın narına
Yok oldum dost varına
FEHMİ’yim dildarıma
Her nefes derim Allah
……………………………………………………………


Gönül Tur-i Sina’sından
Tecelli etti çün Allah
Erişti “saika”salik
Hemen oldu fenafillah

Fenafillah bulan salik
Olur nefsine hem faik
Bulur bir sermedi varlık
Görür hep “Semme vechullah”

O “küntü kenz-i mahfi”den
Hemen zahir olur bir nur
Ona vahdet vücud derler
Olur zahir cemalullah

O vahdet-i vücud dersin
Oku insan-ı kamilden
Ona “Ümmü’l-kitab” derler
Okunur onda ilmullah

O “Seb’a-i mesan” dürrü
O kenz-i mahfiye kondu
O bir “Beyt-i emin”dir kim
Durur hem onda sırrullah

O mir’atı Muhammed’dir
Görünmez masiva onda
O bir nur-ı mücelladır
Odur mazhar-ı zatullah

Ara bir mürşid-i dana
Seni hem eylesin agah
Hem ihsan eylesin her gah
Bulursun tez visalullah

Odur sırr-ı “Nefahtü” hem
Nefholdu Adem’e ol dem
Buyurdu “Edeler secde”
Melekler Ademe’e Allah

Ara bul Adem’i nerde
Tenezzül eyle et secde
Geçip kibrinden et tevbe
Suçun afveylesin Allah

Odur ab-ı hayat bahri
İçenler oldular naci
Bulup hayyü’l-ebed baki
Beka ender bekabillah

Gel ey FEHMİ ara bir yar
Seni Allah’a etsin yar
Musa ol etme sen hiç ar
Ki Hızr’a göndere Allah
……………………………………………………………


Bu alem mebdei sensin
Evvelsin Ya Rasulallah
Nübuvvet hatemi sensin
Ahirsin Ya Rasulallah

Cem’i kurb-i feraizde
Batınsın Hak olur zahir
Nevafil kurb-i hazrette
Zahirsin Ya Rasulallah

Senin esrar-ı mi’racın
Fenafillah olan bildi
Bekabillah bulam erdi
O zevke Ya Rasulallah

Makam-ı “Kabe kavseyn”e
Nebiler hep ayak bastı
“Ev edna” sırrına sadr-ı
Eminsin Ya Rasulallah

Sen ol şahr-ı kevneynsin
Kamu kullar sana muhtac
“Samed” ismine mazharsın
Şerif’sin Ya Rasulallah

Makamı-ı Mahmud’un sırrın
Sana bahşeyledi Allah
Reis-i enbiya sensin
İmamsın Ya Rasulallah

Sen ol bahr-ı hakayıktan
Çıkan bir dürr-i yektasın
Sarraflar kıymetin takdir
Edemez Ya Rasulallah

Ol bahr-ı ilmin emvacı
Yedi kat göklerin açtı
Ol sahra-yı “ama”nın
Anka’sısın Ya Rasulallah

Sen ol mahbub-ı Hazret’sin
Sen’i vasfedemez FEHMİ
Sen ol mahzen-i hikmetsin
hakim’sin Ya Rasulallah
……………………………………………………………


Bir aceb sırra eriştim eyvallah
Buna esrar-ı aşk derler eyvallah

Bunu alim avam bilmez eyvallah
Buna ilm-i irfan derler eyvallah

Buna sırr-ı Kur’an derler eyvallah
Bunu ehl-i hicap bilmez eyvallah

Bunu ehl-i sevap bilmez eyvallah
Bunu Hızr u İlyas bilir eyvallah

Buna vasl-ı beka derler eyvallah
Buna sırr-ı Mustafa derler eyvallah

Bunu al-i aba bildi eyvallah
Buna “Seb’a-‘l-mesan”dendi eyvallah

Buna ilm-i Huda derler eyvallah
Buna sırr-ı Kur’an derler eyvallah

Bu bir kenz-i ahfadır kim eyvallah
Bu bir mülk-i bekadır kim eyvallah

Bu bir fazl-ı Huda’dır kim eyvallah
Buna ihsan-ı Hak derler eyvallah

Buna dad-ı Hak derler eyvallah
Bu bir ahd-ü vefadır kim eyvallah

Buna ilm-i felah derler eyvallah
Buna feyz ü necat derler eyvallah

Bu bir sırr-ı safadır kim eyvallah
Bu FEHMİ’ye atadır kim eyvallah
……………………………………………………………..


Geldi dile dil darım
Dedim Elhamdülillah
Gördü gözüm didarım
Dedim Elhamdülillah

Seni sanırdım ayrı
Benden uzak bir tanrı
Bildim değilsin gayrı
Dedim Elhamdülillah

Erdi ilmim birliğe
Yer kalmadı benliğe
Doldu gönlüm senliğe
Dedim Elhamdülillah

Sen bu halkı var ettin
Zatına burhan ettin
Adem’i mir’at ettin
Dedim Elhamdülillah

Tendir bu cana beden
Candır canana beden
Sensin sultan hükmeden
Dedim Elhamdülillah

Sen zahir hem nihansın
Ariflere ayansın
Bildim bende mihmansın
Dedim Elhamdülillah

Kenz-i mahfi’den bir ses
Etti FEHMİ’ye nefes
Her zamanda yeknefes
Dedim Elhamdülillah
……………………………………………………………..


Aşkın meyinden
Bir kadeh içtim
Sarhoş göründüm
Ağyara karşı

Mir’atı ef’al
Gösterdi sun’un
Nakkaşın gördüm
Gergefe karşı

Necm ü kamerdir
Şemsin sıfatı
Durdular kıyam
Zatına karşı

Bülbüle gelse
Baharın zevki
Nice sabreder
Ol güle karşı

Olsa muhabbet
Vasl-ı mahbubtan
Cennet kurular
Aşığa karşı

Şems-i hakikat
Doğmuş görünse
Muhabbet olmaz
Esmaya karşı

Pervane duymaz
Zevk-i vuslatı
Yandı kül oldu
Cemale karşı

Vuslat-ı yarla
Halvet olanlar
Bakmaz hiç gözü
Ağyara karşı

Zeliha’ya sor
Halet-i aşkı
Oldu divane
Yusuf’a karşı

Ehl-i aşkı sen
Sanma serseri
Muhabbeti var
Allah’a karşı

FEHMİ aşıksan
Ma’şuk’un tanı
Doldur kadehi
Ol yara karşı
…………………………………………………………….


Gönül şehri sarayında
Gözüm gördü dilarayı
Nice inkar edem zahid
Ki gördüm ben o bedrayı

Benim ol aşık-ı berdar
Benim ol arif-i esrar
Benim ol vasıl-ı didar
Eden seyran o dergahı

Benim ilm-i şuhudumdan
Hep oldu aciz alimler
Onunçün kaldılar mahcub
Görünmez derler Allah’ı

Gerek alim gerek zahid
Ki bilmez nefsini tahkik
Onun imanı hep taklid
Eder inkar “ev edna”yı

Buna seyr ü süluk eden
Okur derslerini her dem
Gönül levhinde arifler
Eder ezber “Evedna”yı

Bu mümkinat serabdır hep
Vücud-ı Hak ile kaim
Meratible olur zahir
Muhittir cümle eşyayı

Gel ey FEHMİ vücudundan
Eser bırakma varlıktan
Fena ender fena ol kim
Sivasız gör müsemmayı
……………………………………………………………..


Nevm-i gaflette olanlar
Mürde mareler gibi
Kördür onun gönlü gözü
Çeşm-i a’malar gibi

Almadı onlar nasihat
Her muraddan bineva
Kalb-i mahtum bitefekkür
Ayn-ı mevtalar gibi

Ta ezelden bu harabe
Niceler dayf oldular
Buldular fena nihayet
Dud-i semalar gibi

Duydu aşıklar kulağı
Dost visalinden haber
Zar u giryan oldular hep
Dildar şeydalar gibi

Arif olan buldu irfan
Canına can eyledi
Lem’an etti nur-i Tevhid
Dürr-i yektalar gibi

Dost cemalin görmeğe
Can attılar pervane veş
Kül edip savurdular ol
Varlığı harman gibi

İhtiyarı mevt edenler
Buldular vasl u lika
Daldılar ol bahr-i zata
Mevc-i deryalar gibi

Açtılar kanat bekaya
Ettiler azm-i visal
Sır olup alem gözünden
Murg-ı ankalar gibi

Yumdular dünyaya gözün
Masivadan bihaber
Tuttular vahdette mesken
Ferd ü yektalar gibi

Hubb-i fillahtır muhabbet
Dillerinde gayrı yok
Açmış irfan yüzlerinde
Gül-i ranalar gibi

FEHMİ mahremdir hakikat
Bahrının gavvasıdır
Libas-ı Şer’i büründü
Giydi dibalar gibi
…………………………………………………………….


Nefret etme karga bülbül halinde
Yan gülün narına bülbüller gibi
Mest olmuştur onlar gül cemaline
Mestane ol sen de bülbüller gibi

Ol şeyda bülbüle sen ta’neyleme
Ah ile zarından bizar eyleme
Ol bir sırra ermiş inkar eyleme
Yan gülün narına bülbüller gibi
Mestane ol sen de bülbüller gibi

Bülbüller geçtiler senin meskenden
Durulmaz ol yerde kokmuş laşeden
Koksana sen de bir gül menekşeden
Yan gülün narına bülbüller gibi
Mestane ol sen de bülbüller gibi

Hiç güller yanından sen geçmez misin?
Güllerin kokusun sen hissetmez misin?
Bu komuş laşeden vazgeçmez misin?
Yan gülün narına bülbüller gibi
Mestane ol sen de bülbüller gibi

Seherlerde FEHMİ uyuyup yatma
Gafiller narına kendini atma
Huzur et,abid ol Hak ile Hakk’a
Yan gülün narına bülbüller gibi
Mestane ol sen de bülbüller gibi
……………………………………………………………


Ali’dir Muhammed yolunda yoldaş
“Ledünni ilmi”nin sırrında sırdaş
“Ev edna” bahrının seyrinde kardeş
Canımın içinde cananım Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Ali’ye Hak dedi Haydar-ı Kerrar
Ona mensub oldu dildar Zülfikar
Muhammed gönlünde yer tuttu ol yar
Canımın içinde cananım Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Ali’nin sırrına akıllar ermez
Eren dahi olsa meydana vermez
Alem Haydar olsa kör olan görmez
Canımın içinde cananım Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Ali’dir tarikat yolunda rehber
Hakikat burcunda eyledi siper
Ona ilka oldu nutk-i Peygamber
Canımın içinde cananım Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Aden var olmadan Muhammed ile
Birlikte ididler sırr-ı mübhemde
İkisi bir geldi vech-i Adem’de
Canımın içinde cananım Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Zuhur edip geldi Şah-ı enbiya
Ona hem dem oldu Ali Murtaza
Ali şahdır, Muhammed’dir şeyhin şah
Canımın içinde cananım Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

FEHMİ ol şahın yolunda kurban
Ondandır elimde bulunan ferman
Dertli olan canlar buldular derman
Canımın içinde cananım Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali
……………………………………………………………


Muhammed birliğe edince sala
Ali Zülfikar saldı dört yana
Ol güruha dahil buldular felah
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Herdem gönlümdeki mihmanım Ali

Hakikat şehrinde durduk namaza
Aşılar kıblesi “Semme vechullah”
Dört tekbirle cümle uyduk imama
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Muhammed’e Kur’an indirdi Allah
“La taknetü” dedi “Min rahmetillah”
Biz mahrum olmayız şahımız Ali
Her dem gönlümdeki mihmanımAli

Ehl-i beyt’i kasteyledi ol Mervan
Susuzluktan şehid oldular sıbyan
Aşıklar ciğerin kıldılar büryan
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Ol Yezid Muaviye etti hıyanet
Ederiz canına binlerce la’net
Şehid oldu imamlar koptu kıyamet
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Hasan’la Hüseyin ciğerpareler
Aşıklar kalbinde açtı yareler
Tabibler bu derde bulmaz çareler
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanımdır Ali

Ali’nin şöhreti denildi Haydar
Ma’rifet kılıcı ismi Zülfikar
Bu esrarda FEHMİ eyledi ihbar
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali
…………………………………………………………….

Meded senden meded mürşidim Ali
Dermanım Muhammed, tabibim Ali
Hitab-ı ezelde ikrarım Ali
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Muhammed Mustafa alem serveri
Ebubekir, Ömer, Osman yareni
Hakikat sırrında Ali mahremi
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Ol Hasan Hüseyin Ali evladı
Şehid olup uğruna verdiler canı
Gönülden sevenler buldu necatı
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Muhammed, mahzen-i sırr-ı İlahi
Ali gevherlerin sakisi, veli
Bize ihsan etti, ab-ı kevseri
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali

Muhammed ruhuna hezeran sala
Sıdkile diyenler buldular felah
TALİBİ kuluna buldur sen necat
Meded Ya Muhammed şahımdır Ali
Her dem gönlümdeki mihmanım Ali
……………………………………………………………

Takdir-i Huda sebtetti ceza
Olunur kaza hükm-i ezeli
Ezeli Süfyan hep oldu beyan
Etmedi iman oldu şeytan

Şol ki Semud’dur mezhebi yoktur
Fesadı çoktur etti tuğyanı
Şol ki Belkıs’tır imanı hastır
Gör nice bildi ol Süleyman’ı

TALİBİ zevkte mülk-i vahdette
Bunca kafeste etti seyranı

Ela ey aşık-ı mahbub diyem sana ki icmali
Kamu bir noktadır cümle bu alemde nihan etti

Onun vech-i cemalini celali ihticab etti
Ki bu sırdan sıfat esma ki zatını hicab etti

Hakikat bir şecerdir kim ne maşriki ne mağrubi
onun zıll-ı hayalinden sıfatını beyan etti

Bu eekvan bir fener misli içinde zattır şem’i
Ziyası fi’line benzer bu alemden cila etti

Behey aşık nedir aşkın bana bildir nedir fikrin?
Bu manadan haber bilsen nice esrar beyan etti

Edebler zar u efganı bulurlar gül ü gülzarı
Çün oldular bülbül canı onun çün can feda etti

Bu TALİBİ taleb kıldı maarif kenzini buldu
Hakayık remzini bildi bilen remzi imam etti

Ölmeden evvel ölüp
Kabre giren anlar bizi
Haşr olup haşr olmadan
Mahşer gören anlar bizi

Murg-ı anka ismine
Bülbül olanlar anlamaz
Mavera-yı kaf olup
Anka olan anlar bizi

İlm u irfan mahzeni
Hak’tan gelir sanma kitab
Cümle ilm u irfana
Mahzen olan anlar bizi

Biz o serreyiz muhit
Şemse karıştı varımız
Ol hakikat şemsine
İlhak olan anlar bizi

Derya-yı ab-ı hayattan
İçmişiz ermez memat
Umman-ı ab-ı hayattan
Gavvas olan anlar bizi

Söylenen bir kuşdilidir
Bilmeğe irfan gerek
Tevhidi murg-ı zebandan
Ders alan anlar bizi

FEHMİ’yi siretle görmek
Kimseye olmaz nasib
Bihuruf u lafz u savt
Sohbet bilen anlar bizi

Geldi bir nur maşrikiden
Tulu-i afitab gibi
Ref’edib zulmet-i cehli
Etti münevver bizi

Edelim Elhamdülillah
Şahımız ali cenab
Evveli hüznile gamdı
Şimdi hal etti bizi

Kal’e geldi cümle ihvan
Ettiler söz iftinan
hem i fakat buldu emraz
Etti hoş vücud bizi

Bir şeceri aşı etmiş
İdi ahlat istiab
Geldi kamil himmetiyle
Etti has rumman bizi

“Ve nefahtü fihi min ruhi”
Bu sırdır bilsene
Çünkü bunda la’net oldu
Etmeyen ikrar bizi

Ehl-i suret cennetinden
Biz feragat eyledik
Hem kelamı Hak’tan aldık
Ruh-i has etti bizi

Kaza eynin kamil eyninden
Olundum bir vekil
Bilmedi eşrar bu emri
Pürziya etti bizi

Pirimiz kutb-i cihan
Himmetidir şüphe yok
Bahr-ı ilmin cür’asından
Etti mestane bizi

Ehl-i aklın cennetini
TALİBİ emre harab
Bu nidayı guş edenler
Su-i zan etti bizi

Gel ey aşık-ı Hakkani
Ki gördüm kendini fani
Odur Allah Hüvel’l-Baki
Odur ol Vacib-i Mutlak

“Ene’l-Hak”sırrına er bak
Ki sanma sen olupsun Hak
Velakin sensin ol mazhar
Ki Hak der senden “Ene’l-Hak”

Ki sen bir mazhar-ı tamsın
Olur kuvvende Hak zahir
Ki sen ol abd-i batınsın
Olursun Hak’ta müstağrak

Bu yerdir alem-i Berzah
Dahi hem alem-i ervah
Bu yerdir ruhların kabri
Ki nurla defnolundun bak

O kabr-i vahdete düşmek
Varıp Bir ile birleşmek
Visal-i dosta erişmek
Ne güzeldir ne güzel bak

O yerden açılıp perde
Görürsün yerini nerde
Bulursun cennetü’l-irfan
Bakarsın gördüğün hep Hak

Bu yerdir şehr-i hakikat
Bu yerde zahir olur Hak
Gören Hak’tır görüne Hak
Muhittir ol bila ıtlak

İlahi varlığınla hep
Zuhur et bende ol zahir
Kamu zerratımızla hem
Bizi et zatına ilhak

Gel ey FEHMİ sen ol agah
Bu yerdir sırr-ı “Feeynema”
Nere dösen hemen Allah
O yüzden hali yer yok bak

Rah-ı aşka salik olmak
Takdir-i ihsan gerek
Derd-i Hakk’a sabır olmak
Vüs’at-ı vicdan gerek

Kahrı lütfü bir bilenler
Buldular feyz ü necat
Hayrı şerri Hakk’a nisbet
Alima irfan gerek

Mahz-ı Tevhid’i bulamaz
Olmayınca bir delil
Ol hakikat şehrine
Varmağa irfan gerek

Dil verilmez her görünen
Zındığa etme iman
Ders-i Tevhid’i okumak
Kamile ferman gerek

Zühd ü takva ile bulunmaz
Zevk-i Tevhid mahzeni
Kenz-i bipayanı bulmak
Uğruna kurban gerek

Adeta evrad ve esma
Oldu vuslata muhal
Vuslat-ı dost uğruna
Candan geçip berdar gerek

Sıyt ve şöhrette kalanlar
Bulmadı FEHMİ reşad
Aşıkın ma’şuk yolunda
Yer ile yeksan gerek

Ey talib-i Hak
Aşık ol aşık
Ver kalbe ferah
Aşık ol aşık

Terket hevayı
Olma mürai
Ol sen Melami
Aşık ol aşık

Arkanda yük var
Kalbinde çirk var
İlminde şirk var
Aşık ol aşık

FEHMİ bu yerde
Varlıktır perde
Çare bu derde
Aşık ol aşık

Hasrete veda etti ol hüsn-i hilkat ehli hal
Alem-i ervaha uçtu dünyada görmek muhal

Evlad-ı Gavs Muhammed Nur’dur onun şöhreti
İsmi-Hakkı-idi Hakk’a eyledi azm-i visal

Sır olup alem gözünden rıhlet etti vahdete
Zikr u fikrile müzevvak asla etti insilal

Nur Muhammed’den okumuş idi ilm-i Lahut’u
Kamil-i zaman idi ol ilmi hilmi bimisal

Kenz-i irfan idi gönlü memlu-i hikmet idi
Akıtırdı dil ve lebinden daim ab-ı zülal

Her sözü ab-ı hayat can bahşederdi aşığa
Kibir kin yok idi herkesle ederdi hasbihal

Hızır idi kim görenin artar idi rif’atı
Sıdkile teslim olanlara verir idi neval

Nefhasından hay olup vecde gelirdi mürde dil
Feyz alırdı sohbetinden ehl-i dil al-i rical

İhtiyari mevtile daim ederdi iftihar
Hubb-i dünya yok idi hiç söylemezdi kıyl u kal

Alim idi arif idi abid idi ol hümam
Lem’an ederdi yüzünden Ahmedi hüsn-ü hisal

Çünkü geçti dünyadan ol ehl-i fazl-ı zü’l-kemal
Bağrımız yaktı firaki gönlümüz oldu melal

Çok müteessir olduk ama nedelim hükm-i kader
İltimas yok imtiyaz yok kimseye vermez mahal

FEHMİ ol murg-ı humanın mevtini kıldı beyan
Hem bin üç yüz altmış beş hicriydi tarihine sal

Ey gönül uslanmaz mısın
Uçarsın yorulmaz mısın
Hiç bir dala konmaz mısın
Dertli gönül deli gönül
Düştün dile gönül

Senin vatanın nerede
Mekan tutmazsın bir yerde
Nasıl girdin sen bu derde
Dertli gönül deli gönül
Düştün dilden dile gönül

Senin aslın neslin var mı
Bu yerde mahremin var mı
Senin derdin bilen var mı
Dertli gönül deli gönül
Düştün dilden dile gönül

Yardan ayrıldın yastasın
Gurbet ilde kafestesin
Yanar için hasrettesin
Dertli gönül deli gönül
Düştün dilden dile gönül

Yarini gördüğün var mı
Divanda durduğun var mı
O sırdan haberin var mı
Dertli gönül deli gönül
Düştün dilden dile gönül

Bu yerde bir garipsin sen
Görünür ki aşıksın sen
Kişi bağrı yanıksın sen
DErtli gönül deli gönül
Düştün dilden dile gönül

FEHMİ etme zar u giryan
Bulunmaz derdine derman
Yeter sana bu derde derman
Dertli gönül deli gönül
Düştün dilden dile gönül

Canımı terkeyleyip canana geldim Rasul
Derdimi sende bulup dermana geldim Rasul

Nur-ı vechinden zuhur edip eser bad-ı saba
Misk-i anberle dolup reyhana geldim ya Rasul

Gece gündüz zar ederdim bir kere görsem deyu
Leyla’nın Mecnun’uyum didara geldim ya Rasul

Ta ezelden cur’ayı nuş ettirip verdin bana
Devredip ol aşkile devrane geldim ya Rasul

Çün ezel bezminde gördüm yüzünü ey dost senin
Ol nazar etvarıyle ikrara geldim ya Rasul

Nar’ı fırkat yaktı canı seyredip geldim sana
Kalmadı ad ile sanım sen şaha geldim ya rasul

TALİBİ kulun kapında olmuşum naçar garip
Fahr’ı tamımın izzetin ihsana geldim ya Rasul

Yoktan geldim dünyaya
Bir beş on gün seyrana
Seyran nedir bilmedim
Gafil bulunup kaldım

Tanrı birdir anladım
Hak Muhammed belledim
Gayba iman eyledim
Taklid eyleyip kaldım

Dünyayı attım arkaya
Gönül verdim ukbaya
Cennet için duaya
Elim kaldırıp kaldım

Cennetteki huriler
Hep bakire dururlar
Birgün bana verirler
Gönül eyleyip kaldım

Cennet zevki pek hoştur
Surette kalan boştur
Sırete yol bulmadım
Dağlar dolaşıp kaldım

Cennet bugün göktedir
Zevki yüksek yerdedir
Ben karanlık bir yerde
Yolu şaşırıp kaldım

Aşık oldum cennete
Ermedim ol devlete
FEHMİ gibi üftade
Kuru sevdada kaldım

Derviş olan Hakk’ı bulur dediler
Gel gönül gel biz de derviş olalım
Dervişlik yolunda kurban olalım
Gel gönül gel biz de derviş olalım
Gel gönül biz de Hakk’ı bulalım

“Men raani fekad raalhak”demiş
Muhammed’i gören Hakk’ı görürmüş
Dervişlikten maksat bu esrar imiş
Gel gönül gel biz dederviş olalım
Gel gönül biz de Hakk’ı bulalım

Meslek-i Rasul’e biz de uyalım
Ehl-i sünnet ve’l-cemaat olalım
Muhabbet barından hisse kapalım
Gel gönül gel biz de derviş olalım
Gel gönül gel biz de Hakk’ı bulalım

Bu aşk dedikleri bahr-ı ummandır
İçinde cevheri, zevk-i vicdandır
Bu benlik davası aşka perdedir
Gel gönül gel biz de derviş olalım
Gel gönüle gel biz de Hakk’ı bulalım

Bu tevhid muhabbetine doyulmaz
Muhabbetten kaçan insan sayılmaz
Mürşidsiz kimseye İslam denilmez
Gel gönül gel biz de derviş olalım
Gel gönül gel biz de Hakk’ı bulalım

Muhabbet ne imiş nadan ne bilir
İnsanlık remzini hayvan ne bilir
Anadan kör doğan gündüz ne bilir
Gel gönül gel biz de derviş olalım
Gel gönül gel biz de Hakk’ı bulalım

TALİBİ’yim bunda söylerim diraz
Gelsin o fasıklar etsin itiraz
Bu meclise dahil olamaz kallaş
Gel gönül gel biz de derviş olalım
Gel gönül gel biz de Hakk’ı bulalım

Ben aşkın narına pervane geldim
İsmail’im canı kurbana geldim

Leyla’nın zülüfü göründü bana
Mecnun’um ben bunda divane geldim

Yakup gibi ağlar iken Ken’an’da
Yusuf’un didarın görmeğe geldim

Musa olup bir dem asayı alıp
Emriyle Fir’avn’un cengine geldim

Şol Zülkarneyn gibi alem gezerken
Menba-i mağribin gölüne geldim

Bir gece Muhammed ile mi’racta
Ev edna bahrını seyrana geldim

Kenz-i mahfi idim ilm-i ezelde
TALİBİ’yim tende mihmane geldim

Uluhiyyette ehad
Sensin Allah’ım benim
Senin şanındır samed
Sensin Allah’ım benim

Dünyayı var etmeden
Adem’i halk etmeden
Ruhlar “Beli” demeden
Sensin Allah’ım benim

Ben bir cüz-i akdemim
Ruhundan üflenmeyim
Güneşten bir zerreyim
Sensin Allah’ım benim

Ben katreydim yol aştım
Akıp nehre ulaştım
Çağlayıp bahre düştüm
Sensin Allah’ım benim

FEHMİ’de sen alimsin
Her umurda hakimsin
Sen duyar sen görürsün
Sensin Allah’ım benim

Her zaman bülbül gibi efgan edeni severim
Açılıp güller gibi handan olanı severim

Misl-i behime olup biderd olanı sevmezem
Mübtela-yı biilac derdlileri çok severim

İzzü cah ile kürşad mağrurları ben sevmezem
Fakrile fahreyleyip izet bulanı severim

Tac ile hırka giyip suret düzeni sevmezem
Tacı nurani olup beka bulanı severim

Ruz u şeb esma ile şaşkın olanı sevmezem
Ol müsemmadan haberi var olanı severim

Dört duvar içinde halvet eyleyeni sevmezem
Dost ile halvette halvet eyleyeni severim

TALİBİ der ki kafeste papağanı sevmezem
Cism-i Kaf’tan içeri Anka olanı severim

Ne acebdir zikrine tenbel terahi sevmezem
Can ve dil zikrine mağruk olanı ben severim

Kalbi mat hem dili rabt olanları hiç sevmezem
Feth-i kalb-i dilküşa olanları çok severim

Zühdile dembeste olmuş sofuları sevmezem
Meydan-ı tevhid içinde demgüzarı severim

Bağlanıp suretle hem gümrah olanı sevmezem
Ahsen-i takvim sıfatla var olanı severim

Efkar-ı dünya ile dilhastayı hiç sevmezem
Daima mesrur olup dilşad olanı severim

Şol ki kargadır misali ehl-i aklı sevmezem
Daima bülbül gibi zar, ehl-i aşkı severim

Ucb u kibrile bürünmüş dilazarı sevmezem
Meslek-i Tevhid’de derviş dilşikarı severim

Şol ki garazla ibadet eyleyeni sevmezem
Bigaraz olup cemale yar olanı severim

Dünya ve ukba için bülbül olanı sevmezem
Vech-i Baki’ye yanıp pervaneyi ben severim

Dili ikrar kalbi inkar müslümanı sevmezem
Ahdin ifa edip sadık olanı severim

TALİBİ der mesleğinde reybedeni sevmezem
Baş ve can feda edip lareyb olanı severim

Mest ü medhuş olmuşum
Ben aşık-ı biçareyim
Dertliyim derdim içinde
Arzu-yu dermaneyim

Dün ü gün asker-i aşkı
Davet ettim haneme
Yağma oldu hep imaret
Şimdi ben uryaneyim

Aşıkım aşka giriftar
Yanarım her subh u şam
Terkedip mal ü melali
Bir acep viraneyim

Ta ezelden döndü kaldı
Üstüme bu aşk benim
Yıktı varlık şehrini
Baştan başa viraneyim

Ma’şuk’un gamze-i çeşminden
Dokundu bir kabes
Yaktı kül etti vücudum
Sanki bir peravaneyim

Yana yana aşk oduyla
Külli pürnur olmuşum
Cism-i sadeften içeri
Gizli bir dürdaneyim

Cümle alem halkı bunda
Bilmediler sırrımı
TALİBİ aklın verasında
Gezip seyraneyim

Gönlümün kararı yoktur
Her saat bir haldeyim
Bazı fırkat bazı hasret
Bazı mihnet içreyim

Bazı mahrum bazı mağmun
Bazı mahkum olurum
Bazı gurbet bazı vuslat
Bazı cennet içreyim

Bazı gafil bazı cahil
Bazı alim olurum
Bazı ifrat bazı tefrit
Bazı evsat içreyim

Bazı şakir bazı zakir
Bazı mezkur olurum
Bazı kesret bazı vahdet
Bazı halvet olurum

Bazı fakir bazı bahil
Bazı sehi olurum
Bazı zengin bazı şadan
Bazı hayran olurum

Bazı zahid bazı zındık
Bazı sünni olurum
Bazı arif bazı ma’ruf
Bazı irfan olurum

Bazı menfur bazı mergub
Bazı aşık olurum
Bazı giryan bazı uryan
Bazı seyran olurum

Bazı inkar bazı ikrar
Bazı şekte olurum
Bazı havfsız bazı gamsız
Bazı müzeyya olurum

FEHMİ’nin halleri çoktur
Binde birin demedim
Bazı gökte bazı yerde
Bazı perde içreyim

Bu aklın maverasından ki nurdan bir saray gördüm
İki alemde misli yok ki dünya ile ukbadan

Nazar ettim ona, gördüm dışında mana-yı hikmet
İçinde türlü ni’met var gelir daim müheyyadan

Onun aşıkları Nakşi okurlar ders-i Ma’şuk’u
İçerler came-i aşkı şarab-ı layezaliden

Onun ismi Hakikat’tır ki masivadan ol paktır
Ona giren lamuhaftır ne kim ula ve uhradan

Onun zerrin libasından giyer uşşakları her an
Göremez haşa a’malar müberradır bu esmadan

Çün esmada kalan kimse ne bilsin ol müsemmadan
Bakar gözü görür suret haber bilmez muammadan

Bu bir sahra-yı vahdettir ona herkes ayak basmaz
Sanır sen ey FEHMİ bilir herkes bu ahfadan

Gönül Allah’ı yadeyle müsemmasın şuhud eyle
Ol dilşikarı seyreyle bu mir’at-ı müreyyadan

Nedersin ol gözü çünkü biri iki görür daim
O görmez mahbubun yüzün yüzündeki mücelladan

Kişi mahbubunu görse nikabsız onu seyretse
Tanır ol onu her yerde nice yüzbin musaffadan

Kime ref-i hicab oldu gözü mahbubunu gördü
Ona sor mahbubun vasfın kisorma gözü amadan

Ki ma’şuk ismine aşık olan bilmedi ma’şukun
Yüzün gören odur aşık sen aşkı sor o şeydadan

Hezaran mevcin içinde görünmez tal’at-ı derya
O bahrı seyreden gözler payın aldı “Ev edna”dan

Bu dağ-ı Kaf-ı enfüste görenler murg-ı Anka’yı
Geçerler mavera-yı Kaf olan sevda-yı Anka’dan

O bahr-ı ab-ı hayattan içenler oldular hep hay
Ki Hızr’a oldular hem dem beka buldular ifnadan

Yine ol cilve-i mahbub muhatab oldu karşımda
Mukavves kaşların oku yaralar açtı bağrımdan

Bilirim ma’şukum daim benimledir değil gayrı
Niçin eder gönül zarı uzak değil visalinden

Bu aşk zincirini FEHMİ ezelden taktı boynuna
Şikayet eylemez asla ki razı oldu halinden

Senin ismin biri Ahmed çü geldin aleme rahmet
Sadakatla sana biat eden dönmez misakından

Hayat bahşeyledin nice ölüler eyledin ihya
Dirileri fenafillah uyandırdın niyamından

Senin ol bahr-ı ilminden bilenler bildi bir zerre
İçenler içti bir katre şarab-ı has zülalinden

Vücud-ı kabr-ı kuddusü ziyaret edene müjde
Şefaatın olur vacib işittiler lisanından

Hitab-ı bezmi ezelde görenler gördüler yüzün
Ol şemsten bedr olanlar geçerler hep masivasından

O kabr-i manevi içre vücudun görseler zühhad
Atardı şem’a pervane gibi canım ferahından

O kabri bildiler FEHMİ cihanda ancak arifler
Şefaat buldular onlar kim o sultanla likasından

İlahi feth-i bab eyle künuz-ı ilm-i hikmetten
Muhabbet kıl derununda mücella eylesin irfan

Nidem ben gayrı muhabbet çu Sen’sin maksad-ı aksa
Mukaddes mahbubum Sen’sin bu gözler hüsnüne hayran

O bir göz ki sana baktı nice gayre bakar bilmem
O nu ki nur-i vahiddir görür Sen’le Sen’i her an

Kani bir dil Sen’i ansın kani bir han Sen’i bulsun
Kani bir göz Sen’i görsün gören de Sen’sin ey canan

Hüdaya hangi dillerle Sen’i zikreyleyen kullar?
Sen’inle nutkeder diller Sen’inle görür ol aynan

Evvel ahir ve batınsın kamu esmada zahirsin
Münezzehsin bilinmekten nice bilsin Sen’i efnan

İlahi cud-i fazlından kerem kıl bizlere vuslat
Cemalinle müşerref kıl olalım sahib-i heyman

Tecelli-i cemalinle münevver eyle kıl mağfur
Ki ben yokta zuhur et sen çu Sen’sin cümleye sultan

Sen’indir zır u bala Sen’in dir hem vemafiha
Ki Sen’den gayrı yok asla muhitsin arşı Ya Rahman

Rahim’sin şüphe yok asla Habib’in oldu müsemma
Onunla cümle arifler buluptur suret-i insan

İlahi hacetim Sen’den bu FEHMİ’ye nazar kıl Sen
Elimden tut de Ya abdı ki Sen’sin lutfu çok mennan

Her nefeste Hakk’ı zakir olmayan
Dedi hak Kur’an’da ona “Gafilan”
Soyunup bayr-ı fenaya dalmayan
Cahilandır cahilandır cahilan

“Fakru fahrı” devletine yol bulan
Arifandır arifandır arifan
“Selsebil tesnim rahık”ten mestolan
Mubibbandır muhibbandır muhibban

Ol beka iklimine azmeyleyen
Bu fenaya uğradı her salikan
Vuslat-ı Ma’şuk ola değil asan
Canı kurban eyledi hep aşıkan

İrfan-ı cennete neil olmağa
Sevdiğin infak eyledi salikan
Ol cemal-i pakine bülbül olan
Meskeni olur onun baı cinan

Yandı FEHMİ şems-i zatın narına
Yakmaz artık o cehennem bigüman

Eya ey abid-i Rahman
Ediptir Hak bize ilan
Kalanlar şirk-i hafide
Bulamaz derdine derman


Bu şirk iki kısımdır hem
Biri şirk-i celidir bil
Biri şirk-i hafidir hem
Bunu bilmedi cahilan


Odur şirk-i celi bil kim
Ederler saneme secde
Bu alem maverasında
Nedir bilmezler ol subhan


Gel ol şirk-i hefiden kim hem
Biraz sırlar edem ifşa
İşitip olalar irşad
Okuyan cümle salikan


İkidir şirk-i hefi hem
Biri ameldedir bilkim
Biri itikadında hem
Buna şah durur Kur’an


Amelde şirk odur bilkim
Edersin gayre muhabbet
Uyarsın nefs hevasına
Olursun nefse abidan


Gece gündüz budur fikri
Ki doğmuş kalbine zikri
Tasavvur etti kalbinde
Oyunbaz halleri her an


Onlar Hakk’ın “Mudıllun”
Esmasına mazhar olmuşlar
Ol esma onların Rabb’i
Ederler secde gafilan


Onlardır nefse arif
Değildir, Rabb’ini bilmez
Onlar ol “Şerrü’d-devab”tır
Ki etti nefsleri tuğyan


İkinci şirk budur bilkim
Mu’tekidin itikadında
Bu şirkin a’zamıdır kim
Bunu bilmedi zahiran


Eder secde kuru yerde
Ki bilmez Rabbini nerde
Olur kendi Hakk’a perde
Budur sahib-i kamısan


Olur abid Hakk’ın gayrı
Ki kendi gayrı Hak gayrı
Onlar “zenb-i vüvud”dur hem
Erişmez onlara gufran


İlahi nice edelim
Sana tesbih u takdisler
Ki biz fanizülaliz hem
Göründük cümlemiz bir can


Alan sensin veren sensin
Gören ve görünen sensin
İşiten söyleyen sensin
Yine sensin o mahmudan


Bu FEHMİ’nin haceti senden
Bana bildir ki ben bilmem
Bilen ve bilinen sensin
Senindir ilmile irfan

Bir yüze verdim gönül her dem ona divane ben
Yakarım sinemi onun aşkına pervane ben

Geç bu sevdadan dediler salma kavgaya başın
Ben geçerim sevda geçmez uğradım emraza ben

Dost belasıdır başıma geldi nice bin bela
Her bela geldikçe hamd ederim ol Subhan’a ben

Bir acep sevdaya düştüm ona çare bulamadım
Çünkü mahbub bendedir düştüm neden sevdaya ben

Yok vücudum çün bilinmez aşk odu nem yandırır
Bulmadı derdime devasöyledim Lokman’a ben

Mahv-ı mahz oldum görünmez varlığımdan bir eser
Çekseler dare bu cismi girmezem hiç havfe ben

Ölmüşüm ölmezden evvel erdi canım vahdete
Ol beka-yı gülşen-i vahdetteyim yekdane ben

Gir bizim bahçeye gör bülbülleri efgan eder
Cümle bülbüller içinde şeyda gör bir tane ben

Mavera-yı akıl içinde sohbet ettim dost ile
FEHMİ dediler bana çün vakıfım esrara ben

Hayvanlığı terketmeden
İnsanlık arzularsın
Rüşd-i Hakk’a ermeden
Mevla’yı arzularsın


Taklidi terk etmeden
Hem tahkika ermeden
Sırr-ı Kur’an bilmeden
İrfanlık arzularsın


Sermayesiz bezirgan
Karı olmaz bir zaman
Ne sergin var ne dükkan
Zenginlik arzularsın


Kuyuya atılmadan
Kervana katılmadan
Kul olup satılmadan
Sultanlık arzularsın


TALİBİ evrad ile
Bir keçe külah ile
Hemen bir hırka ile
Hilafet arzularsın

Ey Gani Mevla ey hikmeti Yezdan
Alemi bir “kün” den icad eyledin
Dünyanın fenasını bildirdin bize
Ukbayı kullara abad eyledin

İkiye ayırdın halk-ı cihanı
Kafir biri ehl-i iman eyledin
Kafiri narınla eyledin inzar
Mümüni cennetle ibşar eyledin

Asi’ye adlinle gösterdin azab
Mutiye lütfunla ihsan eyledin
Münkiri inkarda eyledin tuğyan
Mümini ikrarda sebat eyledin

Alemi varlığına kıldın alamet
İnsanı zatına mir’at eyledin
Zahidin zühdünü alimin ilmin
Arifin irfanın izhar eyledin

Esma ef’al evsafındır görünen
Kendini kendine ağyar eyledin
Nadana evsafın eyledin hicab
Aşıkı zülfüne berdar eyledin

Cahildir ol gören kendini gayrı
Arifin gönlünde mihman eyledin
Zülfünün her telinde bağlı bir Mecnun
Her birin bir yolda ısar eyledin

Tedbiri kullara eyledin tavsif
Takdiri fevkinde ikdam eyledin
Ne yapar kulların elinde ne var?
Pençesin kabzinde ikbaz eyledin

İlahi şükründen acizdir FEHMİ
Kendini izhara mazhar eyledin

Aldır beni aldır beni
Dost yoluna döndür beni
Bak yüzüme güldür beni
Aşıkın olayım senin

Yandır beni yandır beni
Pervaneye döndür beni
Senlik ile doldur beni
Hayranın olayım senin

Al beni benlik kalmasın
Senden gayrı var kalmasın
Perde hicab hiç olmasın
Seyranın olayım senin

Aşık oldum çün ben sana
Hub cemalin göster bana
Bir kez bakam senden sana
İrfanın olayım senin

Gurbete çıktım çağında
Düştüm kesret pazarında
Bülbül gibi dost bağında
Figanın olayım senin

Aşkını verdin sen bana
Yandım yakıldım ben sana
Gece gündüz hep bir bana
Seyranın olayım senin

TALİBİ oldum ruyuna
Yandım yakıldım uğruna
Şefkat eyle ben kuluna
Kurbanın olayım senin

Hoş geldin ey ilminin irfanı sensin hoş geldin
Hoş geldin ey ruhumun efrahı sensin hoş geldin
Gece gündüz senin için zar ile giryan idim
Hoş geldin ey mısrımın sultanı sensin hoş geldin

Bunda gelmezden mukaddem talib-i cemal idim
Kimse bilmezdi halimi ah ile figan idim
Mest ü medhuş olmuş idim valehu haran idim
Hoş geldin ey canımın canını sensin hoş geldin

Bunda gelmekten murad çün kim bize ihsanındır
Baktığınca yüzümüze lütfile ikramındır
Bizdeki zevk u sefalar ilmile irfanındır
Hoş geldin ey canımın cananı sensin hoş geldin

Gelmeseydin bizlere sen, fark olunmazdı iman
Bir gelişte gör ki nice alem oldu şadüman
İstikbale çıktı nice hep cemil ü cavidan
Hoş geldin ey ilminin sultanı sensin hoş geldin

TALİBİ sensiz cihanı neylesin ey padişah
Ayırmam gözümü senden sensin bize rehnüma
Kıl şefaat marifetle eyle bizi pürziya
Hoş geldin ey canımın cananı sensin hoş geldin

Salik rah-ı Hakk’a merdane gelsin
Yansın nar-ı aşka, pervane gelsin

O varlık şehrine aşk askerini
Yağmaya saldır ki virane gelsin

Gönül kalesinde Tevhid topunu
Kur düşmana karşı uslana gelsin

Sadakat tablini çaldır şehrinde
Hidayet askeri seyrana gelsin

İsrafil surunu can kulağına
Nefheyle uyansın cevlane gelsin

Gönül sarayını eyle münevver
Hazret-i Süleyman mihmane gelsin

FEHMİ rah-ı aşkı etti aşikar
Salik olan canları irfane gelsin

Kuruldu ol bezm-i ezel
İkrarın verenler gelsin
Açıldı gülşen-i vahdet
Ol güllü derenler gelsin

Okundu birliğe ezan
Huzurda duranlar gelsin
Olundu farza ikamet
İmama uyanlar gelsin

Şarab-ı aşkı içenler
Mest olup meydana gelsin
Şem-i tevhide can atan
Yanmağa pervane gelsin

İlm-i esrarı bilenler
Mekteb-iirfana gelsin
Muhabbet bahrına dalan
Dergahı seyrana gelsin

Dost için cana kıyanlar
Meclis-i kübraya gelsin
Kevser-i Ali’den içen
FEHMİ’den peymane gelsin

Hamdülillah ilmile irfana erdim ben bugün
Açılıp kalb-i basiret cana erdim ben bugün


Nokta-yı vahdette mahvedip vücudu şöyle kim
Zerreydim gün katreydim ummana erdim ben bugün


Hep görünen nokta-yı vahdette zatın gölgesi
Yeknazarla cümleden Rahman’a erdim ben bugün


Ne acebdir zevk ile bana içimden söylenir
Ruh-i Akdesle nüzul ilhama erdim ben bugün


Bunda gelmekten mukaddem TALİBİ didar idim
Valehu hayran iken sen şaha erdim ben bugün

Zümre-i ehl-i melamet dersi Hak’tan aldılar
Zevklerine yok nihayet çünkü Hay’dan aldılar

Reyn-i kalbi ettiler pak darb-ı zikr u fikrile
Kıylu kalden geçtiler hep hubb-i fillah aldılar

Nefsi hiçe saydılar kim “Fail Allah” bildiler
Gamze-i cilve-i Mahbub’tan atalar aldılar

Her sıfatı Mevsuf-i mutlaka nisbet ettiler
Ol cemal-i şems-i enverden tenevvür aldılar

Çün vücud-ı Hakk’a mazhar zatına mahvoldular
Havf-ı mevtten kurtulup hay layezali aldılar

Bir adem şehrine nisbet varlığı selbettiler
Kaf ademde cismi yok bir şekl-i Anka aldılar

TALİBİ Fahr-i risalet fakrı tercih ettiler
Fakrile fahr eyleyenler yokluğa var aldılar

Her ne ki görür gözün bil vech-i Rahman onda var
Her ne işitse kılağın sırr-ı Subhan onda var

Baktığınca her bir eşyada bir esma görünür
Her bir esmada şüphesiz bir müsemma onda var

Bu huruf-i halka bakma cümlesi bir noktadır
Her ne harfi ki okursan nokta-i Ba onda var

Arifin herbir kelamı tuhfedir aşıklara
Tut kulağın her sözüne ilm-i irfan onda var

Kahr-ı lütfu sen ata bil ol sana Hak’tan hida
Hayr-ı şerri hoş gör ancak sırr-ı hikmet onda var

Zahidin zühdün kerih görme şükret haline
Ol sana ibretnümadır hükm-i takdir onda var

Lafzu surette kalanlar bulmadı fevzü felah
“Mutlu kable”den haberdar olmadı,şirk onda var

İlmi evraktan alanlar Hakk’ı arif olmadı
Vuslat-ı canan dilersen tevhidi irfanda var

Şer-i pak-i Ahmed’e eyle riayet tut penah
Armağan-ı mi’rac oldur Hak rızası onda var

Ol salat-ı hamseye sen ol müdavim zevkile
Bir sadeftir ol kim ancak dürr-i yekta onda var

Sordular FEHMİ’ye sen derviş misin vergil haber
Bilmezem derviş nedir ben ilmimiz Kur’an’da var

Bülbül gibi efgan edib esmada kalan
Onlardaki esma-yı müsemmadan haberim var

Her şam u seher mescidlerde boyun eğen
Zahidlere cennet-i a’ladan haberim var

Fakr u fena ile mahvolup serden geçen
Dervişlere mülk-i bekadan haberim var

Pervana gibi aşkın narına can atan
Aşılara vasl-ı likadan haberim var

Dünya ve ukba hülyasından geçip bidar olan
TALİBİ’ye sor lamekan ilinden haberim var

Nuş ettim badeyi pirim elinden
Lezzetin misali “Kevser”de meğer
Aşkının şarabı mestan eyledi
Onun beyhuşluğu “Tahur”da meğer

Gönülden okudum aşk kitabını
Anladım Fıkıh’ın her sevabını
Okudum çün İlmin yedi babını
Böyle bir ikrarım veririm meğer

Besmele Şerif’e beda eyledim
Yedi ayetini ezber eyledim
Ehl-i süluk için ayan eyledim
Himmeti mürşidin rahıdır meğer

Yedi ayet bunda isbat olundu
Üçü batın dördü zahir denildi
Muhammed Ali’den tasdik olundu
Tarık-i müstakim rahıdır meğer

Selase Besmele taksim olundu
“Er-Rahimü”İlme’l-Yakın bilindi
“Er-Rahmanü” Ayne’l-Yakın göründü
“Bismillahi” Hakka’l-yakın’dır meğer

Münafık bu söze La deyip geçer
Cevahir sözümü kara pul eder
Furuhat eylese mangıra satar
Onun aldangıcı unsuran meğer

Ehl-i akıl bunda idrak eylemez
“Men aref”ten dersi almayan bilmez
TALİBİ bu sözü kendinden demez
Lisan-ı Hak ile söyledi meğer

Uyan bu nevm-i gafletten ey can
Sivaya muhabbet dünya dediler

Her kulun ameli ecri sonunda
Verilir adına ukba dediler

Sonu ecr-i hasen olsa bir işin
Onu işlemeye sevab dediler

Sonunda seyyie olan bir işe
Onun da ismine günah dediler

Meyvesiz bahçeyi eyleme imar
Çektiğin zahmete heba dediler

İbadet kozunun kabın kırmadan
Ona da bir kuru dava dediler

Emraz-ı gaflet-i senden ref’etmek
Mürşidin telkini deva dediler

Katresin sen uzak olma bahirden
Bu’d-ı fırkat nar-ı cehennem dediler

Arif ol seyreyle cemal-i yari
İlm u irfan zevkin cennet dediler

Nokta-yı vahdeti şuhud eylemek
Birliğe yetmeğe vuslat dediler

Pekçe sarıl FEHMİ “hablü-l metin”e
Çünkü sana bugün İMAM dediler

Bulmak istersen felah Rabb’ıne kul olmak yeter
İnsan-ı tahkık bulmağa sıdk ile bir ikrar yeter

Her kim aşık olsa güle bülbül gibi düşer dibe
Baktıkça bülbül ol güle ol zevk ona cennet yeter

Aşık olan tezgah kurmaz ukba için bez dokumaz
Hiç bir şeye vermez gönül matlub ona maşuk yeter

İlm-i fıkıh ettin ezber almadın hiç Hak’tan haber
Eyle bu eşyaya nazar oku sana Kur’an yeter

Bu görünen mefhuma bak metni insandır bir kitab
Ol kitabı her kim okur ol ders ona irfan yeter

Duysa sofu Hak’tan haber evradını hep terkeder
Zühd ü hevasından geçer ol aşk ona evrad yeter

Bilmek istersen kuş dilin gir kalbine Hak mürşidin
Ol dili ta’lim etmeğe FEHMİ bugün muallim yeter

Ey hocam benim sualim çoktur
Aradım müşkilim halleden yoktur
İşittim seni alim dediler
Alemde nam ile şöhretin vardı

Namazda kıyam huzur-u Hak ise
Muhit ve muhatab var mı bir kimse
Kimedir huzurun görmedin ise
Huzursuz namazım encamı yoktur

Ahkam-ı Şer’iyye cümlemize farz
Elimizde asa başımızda tac
Beş vakit namazdır mü’mine mi’rac
Bu derde bir deva bulacak yoktur

Ne rumuz Musa’nın Tur’i Sina’sı
Yunus’un girdiği balık kursağı
Hazreti İsa’nın göğe çıkması
İdris’in cennete kalması nedir

Nedir Ashab-ı Kehf’in mağarası
Zülkarneyn’in iki yakın manası
Şark ile garba gitmenin esası
Bu remzin hakikat hikmeti nedir

Lokman’a tabiblik eyledi ihsan
Eyyub’e sabrile verildi derman
Yusuf’u tenezzül eyledi Sultan
Ya’kub’un kör olma hikmeti nedir

Süleyman kuş dilin bilirdi tamam
Emrine musahhar idi hep cihan
İbrahim’i yakmayan ol ateş heman
Nuh kavmim garkeden ol Tufan nedir

Madem ki mevcuddu Allah her yerde
Muhammed niçin çıktı göklere
İnsanın gözünden kalkarsa perde
Tanrı görünmeye bir taraf yoktur

FEHMİ’nin müşkili çoktur sayılmaz
Bu sırrı meydana koyan bulunmaz
Kur’an’da ol yedi mesan bilinmez
Besmele üç isim manası nedir

Kesret-i alem senin hep birliğin andırır
Sun’i asarın senin ol ululuğun andırır

Birliğe yol bulmayanlar doğmuş a’malar gibi
Bastığı yeri göremez sağa sola saldırır

Köstebektir Hak cemalin görmeyen ehl-i hicab
Duysa tesir ol güneşten kendin yere daldırır

Vech-i paki şeş cihetten her nazar seyreyleyen
“kenz-i lafeyna”yı buldu kalbin irfan doldurur

Halk-ı alem içre FEHMİ’yi gördü görenler bir keda
Bir hakikat mülke maliktir nihayet yokdurur

Cümle alem yok iken ol var olan Mevla nedir
Adem’i halkeyledi ta’lim olan esma nedir

Her neye baksa gözün kim Hak yüzüdür gayrı yok
Enfüs ü afak ve cümle görünen eşya nedir

“Ahsene’t-takvimde çün halketti insanı Hüda
Kimi elsiz kimi gözsüz kimi dilsiz nedir

Hakk’a arif olmak oldu dünyaya gelmek madem
Kimi ikrar kimi inkar kimisinde şek nedir

Hak buyurdu “Ben kulun a’malini helkeyledim”
Kimi cennet ile tebşir kimine niran nedir

Cümle alem bir pazarda vüs’atince aldı mal
Sende fazla bende eksik ortada kavga nedir

FEHMİ mahbub vasfını işittiler hep koştular
Adın işitmekle yalnız bir kuru sevda nedir

Şer-i pak-i Ahmedi’de İlm-i ledün gizlidir
Bir sadeftir ol kim anda dürr-i yekta gizlidir


Aşıkın dün ü gün fikri mahbubun zikreylemek
Gönlünün her köşesinde hubb-i Mevla gizlidir


Ehl-i istidlale sun’un varlığına bir delil
Arifin her gördüğünde bir görünen gizlidir


Hep celalin perdesidir oldu zahide nikab
Gördü aşıklar celalinde cemalin gizlidir


Vaslına azmeyleyen pervaneye yanmak nedir
Aşığa nar-ı suzanda bağ-ı canan gizlidir


Hüsnüne meftun olan mecnunları kimle bilir?
“Evliyadır taht-ı kubabda” o canlar gizlidir


Hüsnünün mefhumu alem ,metni insandır hemen
Künh-i zatı hem sıfat-ı Rahman anda gizlidir


Mevc-i zatındır vücudum katresi bunca sıfat
Katrenin her zerresinde bahr-ı umman gizlidir


Mazhar-ı tam oldu insan mir’at-ı numayı Hak
Beyt-i Hak’tır kalbi anın anda Allah gizlidir


Tal’atın ihsan buyurdun FEHMİ’ye her zerreden
Bir şuhudi zevktir ol akl u hayalden gizlidir

Nevnihal gülzarımız var
Zevk-i canan bizdedir
Cismi berrak yüzü revnak
Huri gılman bizdedir

Ravza-i rıdvan ve gurfe
Kasr u çardak hücreler
Evrak-ı yakut zeberced
Huld-i eşcar bizdedir

Ab-ı kevser hem leben
Cümle asel ırmakları
Selsebi rahık-i tesnim
Huld-i enhar bizdedir

Zevk-i in’am ile perverde
Olan vildanları
Şabb-ı emred haddi lale
Huld-i enhar enhar bizdedir

Gülşen-i cennette cevlan
Eyleyen pertev cemal
Dili bülbül yüzü pürnur
Dilgüzarlar bizdedir

Dili hamuş aklı beyhuş
Eyleyen hub dilşikar
Hak cemal ile müşerref
Bezm-i safa bizdedir

Ölmeden FEHMİ bu zevke
Nail oldu sanmayın
“Mutu kable en temutu”
Mevt-i ihfa bizdedir

Yüzüm tuttum sana ya Hazreti Pir
Bu can kurban sana ya Hazreti Pir

Visalin gülüne divaneyim ben
Hu deyip gezerim ya Hazreti Pir

Cemalin nuruna pervaneyim ben
Yakarım sinemi ya Hazreti Pir

Yanarım aşkınla nar-ı suzanda
Şikayet eylemem ya Hazreti Pir

“İzheb” emrinden sen geldin da’vete
Şanındır şefaat ya Hazreti pir

Gezerim alemde canım yok tende
Sensin bu cisme can ya Hazreti Pir

Vasfını işittim çün arş istiva
İlmin muhit oldu ya Hazreti Pir

Senin medhinden ben aciz bendeyim
Vasfın kal’e gelmez ya Hazreti Pir

Budur TALİBİ’nin daim niyazı
Ayırma kapından ya Hazreti Pir

Abdest alan su ile onun dışı pak olur
Kalbi zikir olursa onun içi pak olur

Bir odanın içinde bir süpürge olmazsa
Ona giren bir kişi bir daha girmez olur

Bir bardağın üstüne yaldız cila verseler
Necis olsa içinde suyu içilmez olur

Pis sarayın içinde reis-i cumhur oturmaz
Sultan sarayı denen içi dışı pak olur

Tefekürrle Tanrı’yı bir saat zikreylesen
Yetmiş sene ibadet etmeden efdal olur

Cehri kavile değil Tanrı’yı zikreylemek
Mü’minin kalbinde ol bihuruf devran olur

FEHMİ zikr-i hakk’ı sen sanma öyle bulunur
Ol bir pirden mü’minin kalbine ilka olur

Kamil mürşid olanın sözleri Kur’an olur
Nakıs mürşid olanın sözleri güman olur


Uydun zındık sözüne mürşis dedin kendine
Senden derviş olanlar bir kızıl şeytan olur


Taklid ettin Tevhid’i girdin fasık rengine
Sana yoldaş olanın meskeni niran olur


Evrad ettin esmaya Tanrı dedin eşyaya
Eşya bir masivadır gelir bir gün yok olur


Esmada kalan kişi suretledir her işi
Dünya ukba teşvişi kalbinde pazar olur


Hak yoluna gidenler menhiyyattan kaçarlar
Şarab-ı aşk içenler her dain sekran olur


FEHMİ şükret haline düştün güller bağına
Ol gülistan içinde dost ile didar olur

Her kime açılsa hicab
Hep gördüğü didar olur
Gözüne sed olmaz serab
Hep gördüğü didar olur

Dünya ve ukbadan geçer
Vahdet ile kanat açar
Şer ve sevabından geçer
Hep gördüğü didar olur

Söyler kelam bakar sana
Görmez gözü hiç masiva
Vermiş gönül Hak’tan yana
Hep gördüğü didar olur

Ol sırra ermiş mutlaka
Kalbi secde etmiş Hakk’a
Seyranı var Kaf’tan Kaf’a
Hep gördüğü didar olur

Görmez hiç ol nar-ı azab
Geçmeyecek köprü sırat
Dünyada çün vermiş hesab
Hep gördüğü didar olur

Bunlardır Hakk’ın kulları
Takdir’e bağlı işleri
Kur’an okur hep dilleri
Hep gördüğü didar olur

FEHMİ’ye ol haşdaş olur
Yolunda ol canbaş olur
Sırrına ol sırdaş olur
Hep gördüğü didar olur

Edelim Hakk’a hamdiyet
Vücuda geldi hürriyet
Böyle bir gün gördü millet
Yaşasın Pir Melamiyyun Muhammed Nur


Yeni meclis meb’us oldu
Bütün alem memnun oldu
Eşkiyalar nabud oldu
Yaşasın Pir Melamiyyun Muhammed Nur


Niceler kasdına vardı
Çare yoktur ilan oldu
Bunu ihvan ayan gördü
Yaşasın Pir Melamiyyun Muhammed Nur


Bize Pir eyledi himmet
Kalmadı ucb ile zillet
Kamu işler Hakk’a nisbet
Yaşasın Pir Melamiyyun Muhammed Nur


Bugün oldu cumhuriyet
Kalmadı harice minnet
Oturdu tahtına millet
Yaşasın Pir Melamiyyun Muhammed Nur


Oldu bir bayram inde’n-nas
İttihad-ı mecmuu’n-nas
Yeni elbiseler libas
Yaşasın Pir Melamiyyun Muhammed Nur


Kelam-ı TALİBİ billah
Bizde ihda etti Mevla
Bunu bilmezdi şeyh u şah
Yaşasın Pir Melamiyyun Muhammed Nur

Ey zahid gel zühdünü bırak sultan-ı aşka ulaş
Nefsin askerini mağlup eyleyip Hakk’a ulaş

Mescide varmak değil mi huri cennetten garaz
Cennet-i irfana dahil olmayan bulmadı aş

Üç bölüktür muttakiler Hakk’a abid oldular
Üçlü üç türlü hevesle koydular secdeye baş

Biri dünyada malı çok olsun eyledi dua
Biri cennet arzusunda kendine verdi telaş

Biri dünya ile ukba sevdasından geçtiler
Hak rızasında ibadet eylediler bitelaş

İki kısımdır Hakk’a arif olan hem ehl-i aşk
Birisi kılmaz namaz Hak emrine eğmedi baş

Arif olan emr-i Hakk’a eylemez asla hilaf
Dinini ifa için Hak yolunda eyler savaş

Birisi ehl-i namazdır emr-i Hakk’ bildiler
Hak rızasın buldular attırmadılar dine taş

FEHMİ olanlar iki yüzlü Zülfikar’ı çektiler
Girdiler meydan’ı aşka kestiler binlerce baş

Gel hocam boş yere eyleme salış
Gördüğün serabdır fevkine danış
Şol dolu bulutu gibi gürlersin
Cehalet buzunu yağmura değiş

Binip kürsüye va’zedersin
Hep doğru söylersin anlarsın yanlış
Yağmur ol yere in benlik göğsünden
Sel olup nehirle deryaya karış

Güney ol güneşin tığından feyz al
Yetişkin meyve ol kemale eriş
Ki ilmin kemale ermek istersen
Musa ol Yuşa’la sen Hızr’a kavuş

Dedir kayığı hem katlet gulamı
Harabede kenzin setrine çalış
Enbiya rumuzun bilmek istersen
Bir kamil mürşidin eline yapış

FEHMİ’nin sözleri sana hediye
Kabul et sırrına ermeye çalış

Aşıklara aşkı Hak bahş eylemiş
Vuslatın onlara ihsan eylemiş
Aşık olan bunda gördü uhrayı
“Mutu kable” sırrın mahrem eylemiş

Neş’e vermek zevk-i cennet aşığa
Ol cemal-i yari seyran eylemiş
Cennetü’l-berzah’tan çıkan bir kişi
Cnennetü’l-irfan’da evtan eylemiş

Gülzar-ı Tevhid’e dahil olanlar
Hep sıfatın huri gılman eylemiş
Hak cehennem vermez hiçbir kuluna
Cahilin nıran eylemiş

FEHMİ girmez zahidler cennetine
Kendine irfanı cennet eylemiş

Dervişlik yolu pek hoştur
İki kanatlı bir kuştur
Dahil olmayanlar boştur
Biz değiliz saçlı derviş
Biz değiliz gafil derviş

Dervişler gittiği yere
Atar adım göre göre
Hiç basmazlar çukur yere
Biz değiliz saçlı derviş
Biz değiliz gafil derviş

Dervişin hırkası nurdur
Zevk ile Hak huzurudur
Pirimiz Muhammed Nur’dur
Biz değiliz saçlı derviş
Biz değiliz gafil derviş

Dervişin hırkası üçtür
Sakın sanma aba yundur
Onu giyen has mü’mindir
Biz değiliz saçlı derviş
Biz değiliz gafil derviş

Dervişler giyerler hırka
Günden güne gelir farka
Açar gözün bakar Hakk’a
Biz değiliz saçlı derviş
Biz değiliz gafil derviş

Dervişin hırkası ulu
Hep cepleri irfan dolu
Onlardır cennetin gülü
Biz değiliz saçlı derviş
Biz değiliz gafil derviş

FEHMİ’ye bir nasib olsa
Varıp dervişliği bulsa
Büyüklerin kulu olsa
Biz değiliz saçlı derviş
Biz değiliz gafil derviş

İmam-ı kevneyn ol şefaat kanı Muhammed
Mana yüzünden etti nida şah-ı velayet
Uyandı çerag kalbimizde kalmadı zulmet
Fesalli ala seyyidina ali Muhammed
Fesalli ala mürşidina şahı velayet

İlmi medine ol Muhammed rehberi Ali
Yoluna kurban ederiz canı dönmeyiz geri
Eylemez ihsan olmaz isen sıdkile kulu
Feselli ala seyyidina ali Muhammed
Fesseli ala mürşidina şahı velayet

Hamd ü senalar Rabbiye çün eyledi zuhur
Pir Muhammed Nur sayesinde eyledik huzur
İmanımız var kalbimizde kalmadı futur
Feselli ala seyyidina ali Muhammed
Feselli ala mürşidina şahı velayet

Hak nasib etti ol Rasul’ün gördük yüzünü
Sürmeler çektik gözümüze izin tozunu
Görür gözümüz ol toz ile mahbub yüzünü
Feselli ala seyyidina ali Muhammed
Feselli ala mürşidina şahı velayet

Gel ey FEHMİ sen de oku ilm-i esrarı
Kamil-i ikrar edenlerin kalmaz gülmanı
Pervaneye bak nice atar ateşe canı
Feselli ala seyyidina ali Muhammed
Fesalli ala mürşidina şahı velayet

Esti çün bad-ı saba
Kalmadı gayrı heva
Doğdu güneş maşrıktan
Hiç dolanmaz gün oldu

Gitti kış hiç kalmadı
Nihayetsiz yaz oldu
İlkbaharın bülbülü
Gülün dalına kondu

Yok olmadan var olmaz
Var dahi yoktan olmaz
Anladım çün ben beni
Hep görünen Hak olmaz

Gül kokanlar gül oldu
Bülbüle didar oldu
Kaf’tan Kaf’a hükmeden
Mülke Süleyman oldu

Sır idi zahir oldu
Nur idi batın oldu
Hep gönüller bir oldu
Evvel ahir ol oldu

Geçtim dünya deminden
Hem ukbanın seyrinden
“Len terani” yok bana
Güle gül didar olmaz

Dostu buldum tenhada
Konuştum kana kana
TALİBİ’den görünen
Kendisi canan oldu

Ağlama gönül ağlama
Can u ciğerin dağlama
Boş yere gönül bağlama
Gel beru ey can gel beru
İç dest-i Haydar’dan dolu

Ara bul mürşidi kamil
Dinle sözüne ol kail
Sakın bulunma sen gafil
Gel beru ey can gel beru
İç dest-i Haydar’dan dolu

Anla seni sen sen nesin
Cahil değilsin hem nesin
Kaldır o varlık perdesin
Gel beru ey can gel beru
İç dest-i Haydar’dan dolu

Mürşide uydur izini
Kulak ver dinle sözünü
Ayırma ondan gözünü
Gel beru ey can gel beru
İç dest-i Haydar’dan dolu

İç aşk şarabın mestan ol
Yüzün yere sür yeksan ol
Bul sırr-ı Tevhid irfan ol
Gel beru ey can gel beru
İç dest-i Haydar’dan dolu

Sen güle karşı bülbül ol
Dal bahr-ı aşka mecnun ol
Cemal-i yare meftun ol
Gel beru ey can gel beru
İç dest-i Haydar’dan dolu

FEHMİ gönülden kıl zarı
Bülbül isen bul gülzarı
Etme boşuna efganı
Gel beru ey can gel beru
İç dest-i Haydar’dan dolu

Geçtim mülk-i fenadan
Gönlüm Allah’a döndü
İçtim ab-ı bekadan
Gönlüm Allah’a döndü


Kalbim sazı çalıyor
Ruha neş’e veriyor
Cümle aza Hak diyor
Gönlüm Alah’a döndü


Ben aşığım ezelden
Ta “Elestü” bezminden
Ol dem “Beli” dedim ben
Gönlüm Allah’a döndü


Terk ettim ben izzeti
Buldu gönlüm zilleti
Nidem gayrı devleti
Gönlüm Allah’a döndü


Ben bir sultan kuluyum
İlm u irfan doluyum
Bildim ki ben faniyim
Gönlüm Allah’a döndü


Oldum bir pire bende
Etti beni perverde
Kalktı aradan perdi
Gönlüm Allah’a döndü


Ben FEHMİ’yim üftade
Bunda geldim irfane
Ko desinler divane
Gönlüm Allah’a döndü

Ariflerde ar olmaz
Hiç bir şeyden kahrolmaz
Kahrı lutfu bilmeyen
Hiç bir dem rahat olmaz

Hak diyen gafil olmaz
Siler kalbin kir kalmaz
Kişi nefsin bilmezse
Ol Hakk’a arif olmaz

Çağır Allah’ı seste
Allah de her nefeste
Can bülbülü kafeste
Ötmeyince şad olmaz

Severim seni candan
Hiç çıkarmam gönlümden
Sana inanmayanlar
İman-ı kamil olmaz

Senden gayrı yok ma’bed
Kıblem sensin her cihet
Huzurum ile’l-ebed
Senden gayrı yar olmaz

Geldim vahdet ilinden
Zevki gitmez gönlümden
Ben bir garip bülbülüm
Kimse bana yar olmaz

Ben FEHMİ’yim ar etmem
Kuş gibi karar etmem
Bu kafesten uçarım
Hiç beni gören olmaz

Mekteb-i irfana erdi yolumuz
“Sümme dena fetedella” okuruz
Şer’-i paka var mıdır hilafımız
Bir nazar et göresin erkanımız


Yezkürunallahe”nin devranıyız
Her nefeste zikrinin agahıyız
Zatının şem’ine hep pervaneyiz
Fezküruni ayetin mazharıyız


Şeş cihetten görünür dildarımız
Bahr-ı ummandan çıkar dürdanemiz
Nice keşfolur bizim esrarımız
Kenz-i mahfiden doğar irfanımız


Cümle esvat-ı huruf noktasıyız
Mevc-i derya katreler ummanıyız
Gökteki necm ü kamer envarıyız
Şems-i sırda kevkebin ziyasıyız


“Fakru fahri” devletinin fahrıyız
Fahr-i tammın izzetin sultanıyız
Cümle mevcud-i vücudun varıyız
TALİBİ’yle yad olur elkabımız

Cümle sevda-yı hakiki aşk-ı şinas geldiler
Bildiler bir gonca-yı hamra-yı gül şeydasıyız

Devr-i inkılaba su-i fikrimiz yoktur bizim
Medeniyet aşığıyız cumhuriyet yarıyız

Suçumuz Tevhid’i ifşa eylemekle mahkumuz
Cümle yaranla beraber bir yüzün meftunuyuz

Halk-ı alem gördüler surette bizi bir keda
Alem-i vahdet içinde cümlenin sultanıyız

Ol Muhammed Mustafa’nın ruhuna yüzbin sala
Kapısında biz fakir ü aciz biçareyiz

Meyhane-i Nur-ı Muhammed’den dolu peymaneden
Sundu aşıklara FEHMİ ta ebed mestaneyiz

Ervahi alemde saflar kuruldu
“Elestü” hitabı nida olundu
Onda ikrar eden bunda bilindi
Allah Allah daim Hu diyelim biz
Allah Allah daim Hak diyelim biz


Bülbüllere açtı ilkbahar gülü
Aşıklara esti seherin yeli
Kuruldu muhabbet kadehler dolu
Allah Allah daim Hu diyelim biz
Allah Allah daim Hak diyelim biz


İçmişiz doluyu olmuşuz sekran
Fikrimizde yoktur cennet ve niran
Dilizde ancaj sohbet-i Rahman
Allah Allah daim Hu diyelim biz
Allah Allah daim Hak diyelim biz


İçelim badeyi sarhoş olunca
Yakalım aşk odun suzan olunca
Yanalım yanalım ta kül olunca
Allah Allah daim Hu diyelim biz
Allah Allah daim Hak diyelim biz


Gelin ey kardeşler sürelim demi
Fırsat elde iken dyrmayın geri
Bize fayda vermez zahidin yolu
Allah Allah daim Hu diyelim biz
Allah Allah daim Hak diyelim biz


Pir seyyidimiz ol Muhammed Nur-i
Varis-i rasüldür Gavs’tır zuhuru
Bize ta’lim etti sırr-ı Tevhidi
Allah Allah daim Hu diyelim biz
Allah Allah daim Hak diyelim biz


Gel ey FEHMİ sen de Hakk’ı fikreyle
Uyandır kalbini daim zikreyle
Fenadan bekaya bir sefereyle
Allah Allah daim Hu diyelim biz
Allah Allah daim Hak diyelim biz

Dersi Ahmed’den aldı ol Nur Muhammed Pirimiz
Ondan okuduk bu ilm-i Tevhid’i her birimiz

Ol gül-i hamraya bülbül nice olmaz aşıkan
Rayiha-yı rih-i Rahman onda aldı canımız

Da’vet-i Rahman’ı duydu oldu gönül şadüman
Ol huzur-ı Hak’ta verdik sıdkile ikrarımız

Ders-i ilm-i Ledünn’ü Ahmed’den aldık ol zaman
Nokta-yı Ali’ye vardı ilmile irfanımız

Şüphe ü şirk-i hafiden kurtulup bulduk eman
Korkma FEHMİ var iken ol Mustafa Sultanımız

Çün bezm-i ezel açıldı bugün
Ol dost ile bayram oldu bugün
Aşıklara seyran oldu bugün
Nur Muhammed’in bendeleriyiz
Vahdet gülünün bülbülleriyiz

Tesnim-i şarab mestanesiyiz
Şem’a-i muhit pervanesiyiz
Esdaf-ı vücud dürdanesiyiz
NurMuhammed’in bendeleriyiz
Vahdet gülünün bülbülleriyiz

Sakı-yi şarab ol Haydar Ali
Doldurdu bize cür’a-yı safı
Eyledi ebed mestane bizi
Nur Muhammed’in bendeleriyiz
Vahdet gülünün bülbülleriyiz

Nakşibendinin salikleriyiz
Rif’at Melami havzeleriyiz
Seyyid Ali’nin dervişleriyiz
Nur Muhammed’in bendeleriyiz
Vahdet gülünün bülbülleriyiz

Ten Ya’kub’un mahbublarıyız
Can Yusuf’un aşıklarıyız
Derde düşenin tabibleriyiz
Nur Muhammed’in bendeleriyiz
Vahdet gülünün bülbülleriyiz

Ol kutb-ı cihan eyledi ayan
Fakriyle fena bildirdi beyan
Tahsilde göründü cümle ayan
Nur Muhammed’in bendeleriyiz
Vahdet gülünün bülbülleriyiz

Aşkile firak zevk ile sibak
Bildirdi bize mecmu-yu kitab
TALİBİ’ye çekmez dostu nikab
Nur Muhammed’in bendeleriyiz
Vahdet gülünün bülbülleriyiz

Hasan Fehmi Tezdoğan Efendimiz’in Hayatı

Scroll to Top