Eûzü Besmelenin ma’nâ’sı ve zevki nedir?

Eûzü, sığınırım…
Kime sığınacağız, neden sığınacağız?
Kovulmuş olan, huzurdan kovulmuş olan şeytandan Allah’a sığınacağız.
Ondan sonra Allah’ın ismini anacağız: Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allah’ın ismini anmak ondan sonra. Öyle ise Bismillâhirrahmânirrahîm’in sırrını çözmek için, bu bir isimdir, Allah’ın ismidir.
Cümle ehlullah ittifak halindedir. Bu bir esmâdır. Biz bu esmânın müsemmasına yani vahdet-i vücuduna, zâtına doğru yol alan ehl-i tarikiz.
Tabi, tarikatlar çeşit çeşit olmuş. Bütün ehlullahlar aynı ittifak halinde. Değişen bir şey yok. Nasıl ki dinler aynı olduğu gibi, tevhid dini olduğu gibi. Fakat, tevhidi kaybolan dinler, yalnız şeklinde, sûretinde, zâhirinde kaldıkları gibi, tevhidi zuhura getiren peygamberler, onun şeriatını iptal ediyor, tevhidini iptal etmiyor. Ehlullahlar da böyle. Her ehlullah, tevhidi var ediyor, zuhura getiriyor, fakat asır geçtikçe tevhid ortadan kalkıyor, esmâsı kalıyor, esmâsı. Müsemmâsı tekrar zuhura geliyor. Vaktâki bizim asrımıza kadar, melâmilik asrına kadar. Bugünkü melâmilik asrında da tevhidin yani müsemmânın, esmâsında kalan melâmilik çok ve pek çok.
Şimdi biz, bu esmâsında neden kaldı bunlar, neden müsemmâsına ulaşamadılar ve ulaşamıyoruz, biz de dahil olmak üzere? Düşünecek olursak biz; Eûzüyü tam çekmişlerden olmadık. Bismillâhirrahmânirrahîm’in ilm-i tevhid yönünden ma’nâsını öğreniyoruz. Rahîm diyoruz, Tevhid-i ef’âl’e işâret. Rahmân diyoruz, Tevhid-i sıfata işâret. Allah lafz-ı celâl’i, Tevhid-i zât’a işâret. Bütün peygamberler de böyle geçtiler. Bütün ehlullahlar da aynı böyle geçtiler. Ama olduk, ama olmadık. Neden? Eûzüyü çekmedik.
Peki, eûzüyü nasıl çekeceğiz? Eûzüyü çekeniniz var mı? Bir taneniz varsa çıkın bakalım. İşte tam yirmi senedir Eûzü çekmeye çalışıyoruz. Besmeleye geçmedik daha. Besmeleye geçsek kolay iş ama bu besmeleye geçebilmek için iyi Eûzü çekmek lâzım.
O şeytan ki, o huzurundan kovulmuş olan şeytanın şerrinden, sana sığınırım, diyor. Bu da bir esmâdır. Bunun da, müsemmâsını alacağız. O sığınacağımız yer neresi? O şeytan ne? O şeytanın sıfatları ne? Alâmetleri ne? Şeytanın sıfatları neler? Kovulan, huzurdan atılan, recmedilen, o şeytan. O şeytanın sıfatlarını, tam yirmi senedir size anlatıyorum. Ben de dinliyorum, siz de dinliyorsunuz, hepimiz de dinliyoruz.
Kimimiz, Ahmed Efendi çok güzel anlatıyor, ama daha güzel anlatan da var. Oraya gidiyor, gayet güzel. Daha iyi bileni var oraya gitsin. MÜRŞİDLER BİR DEĞİL Mİ? Tamam. O yana, bu yana koşmaya lüzum yok. EÛZÜ ÇEKİN EÛZÜ, BESMELEYİ DE. Kolay, onu da öğreniriz. Bismillâhirrahmânirrahîm’i öğrenmek kolay, Eûzü çekin. KOVULAN ŞEYTANIN SIFATLARINI öğrenin.
İşte tam yirmi senedir, bu sıfatları öğretmeye çalışıyorum. Elimden geldiği kadar, dilimin döndüğü kadar. ŞEYTANIN SIFATLARI neler? Bakın: ŞÜPHE, EVHAM, HAYAL, ACABA, BENLİK, GURUR, KİBİR, İNAT, HASET. Nâmütenâhi, sonsuz sıfatları var. Ve: BU SIFATLARLA ZUHURA GELEN KİŞİNİN, ŞEYTANDAN HİÇ FARKI YOK. Şeytanı, gafillerin, cahillerin anladığı gibi, gökyüzünde uçan, kanatlı, kuyruklu bir şey zannetmeyin. Onu ben her muhabbetimde anlatırım, ama hiçbiriniz düşünmez.
Peki Efendim, nasıl bir şey? Kim HASET ise kendini kontrol etsin. İşte ŞEYTAN O. Sen diyorsun ki kendi kendine: “Yâ Rabbî, beni sen koru, senin o şeytan sıfatların, huzurundan attığın sıfatlarından sen beni koru.” diyorsun. En ince bir yol. Peki, nereye alsın? BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM’e.
Onun sıfatları ne? TEVHÎD, AŞK, TESLİMİYET, MUHABBET, ZİKRULLAH, SEVGİ, BAĞLILIK, SAMİMİYET. Bunlar Allah’ın kendine mahsus sıfatlarıdır.


