Bir Çayın Peşinden Gelen İntisap

Yazar: Hasan Fehmi Kumanlıoğlu
Yazı Tarihi: 8.07.2026 Çarşamba / Karşıyaka
Siteye Eklenme Tarihi: 12.07.2026

Bismihi

Kayıkçı Muhittin Usta

( Hacı Muhittin Durgut Ağabeyimiz )

“ Ashabım ( candostlarım) gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz” Hadis-i Şerif.

Ashabın yolunu izleyip bugünlere gelen yüce canlara selam olsun.

İşte size, hayat veren unutulmaz bir anekdot..

Uzun bir ömür . Çok değerli ve unutulmaz hatıralar. Sizlere bir tanesini yazayım, tam ibret alınacak cinsten. 1956’da Menemen’ den göç ederek Karşıyaka’ya geldik. Şimdi hala aynı semtte Dedebaşı’nda oturuyoruz. Efendi babamızı 1978’de, Anamızı 2016’da Darül-beka’ya uğurladık buradan. Bayraklı(Karşıyaka) Soğukkuyu Kabristanı’nda birlikte medfunlar. Allah rahmet eylesin.Ruhları şadolsun.

1960’lı yıllarda Kayıkçı Hacı Muhittin Durgut Ağabey İstanbul-Ayvansaray’dan geldi, Karşıyaka Bostanlı semtinde kayıkhanesini kurdu. Bostanlı Camii imamı Yusuf Eryiğit hocayla tanıştı. Yusuf hoca Hacı Sabri Soyyiğit-Hacı Babamızın dünürü Hacı Ali Eryiğit hocaefendinin kardeşi. Araklı ‘dan arkadaşlar.

Efendi Babamız Ahmet Ef. hz.leri ilm-i Tevhid’in neşrine başlamış ve etrafına sakin abdestli namazlı insanları toplamaya başlamıştı. Başta bacanağı Mehmedali eniştem ve onun yakın arkadaşları Balcı Vahit , kuzeni kamyoncu Hurşit, komşuları Arıcı Kemal, Kumcu Mustafa ve Dondurmacı Mehmet amcalar, hepbirlikte evlerde ve kahvehanelerde sohbet ediyorlar. Sonradan bu sohbetlere Aşık Hüseyin amca ve kayınpederim Süleyman Ef. ve isimlerini sayamadığım birçok güzide derviş katılıyor.

Muhittin Amca çok kaliteli tekne yaptığından meraklıları tarafından ısrarla aranıyor ve bu sebeple hali vakti iyi. Camide görevli. Tanıdığı bir hayli fazla. .

Deniz Bostanlısı da denilen bu yerde o zaman denize nazır meşhur bir kahvehane vardı. Nihat’ın kahvehanesi diye bilinirdi. Orada tertemiz imbat rüzgarı esen ikindi vakitlerinde sohbetler olurdu çaylar içilirken. Muhittin amca Nihat’a kıymetli misafirleri olduğunu, dolayısıyla çayları demli yapıp billur bardaklarla getirmesini sıkıca tembihlerdi. Çaylar içilirken derin ilm-i ledün sohbetleri yapılırdı. Orada bulunanların içinde oranın eşrafından kalburüstü ağabeyler de vardı. Bunlardan göçmenlerin doktoru Salih Salnur beyin babası Boşnak Hıfzı Bey amca, Tülbentçi Yusuf Üçler ve Bankacı Şaban Ağabeyleri sayabilirim.

Sohbet bitiminde Muhittin Usta Efendi Babama ; – Efendi, Çaylar nasıl ama, beğendiniz mi ? diye sorar, Babacığım da; – Gel sen bizim oradaki çayları gör, Dedebaşı’ndaki çayın tadından mest olursun, diye cevap verdiğinde, Ustamızın şunları dediği hala kulaklarımda çınlıyor. “ Ya hu ben, İzmir’in hangi köşesi olursa olsun bütün çay ocaklarını biliyorum, oranın çaylarını da biliyorum. Mesleğim gereği gitmediğim yer ve tanımadığım çaycı yok. Nasıl olur da bu çaylar bizim Bostanlı’daki çaydan daha güzel olur, olacak şey değil.”

Halbuki Dedebaşı’ndaki Yüksek kahvehanedeki çaylar, derin ilm-i hakikat sohbetleriyle tatlılandırılmış, İşte bunun farkına varmak lazım. Muhittin Amca’nın aklı eriyor ve maksadın çay içmek değil, Kevser suyu mesabesindeki Tevhid nimetlerinin işlendiği sohbetlerle beslenmek olduğunu kavrıyor ve Melamet’e intisap ediyor.

Daha sonraları bütün varlığıyla Efendi Babamızın dizinin dibinde can kulağıyla sohbetlere devam ediyor. Oğlu Hüseyin’i İzmir İmam-Hatip Okuluna yazdırmıştı. O kısa bir süre sonra başka okula geçiyor.

1972 yılındaki düğünümüzde Şavrole taksisiyle Düğün arabasını sürerek Karşıyaka’yı gezdirip evimize getirmişti.

Efendi Babamızın vefatından sonra Hacı Babamızla hiç ayrılmadan birlikte oldu. Bostanlı’daki evinde ihvana çok ikramlarda bulundu. Sohbet, zikir ve ilahilerle mana ikliminde de yüzerdik.

6102 sokak no. 13 teki üç katlı evimizin kereste ihtiyacını karşılamıştı. Maddi yardımlarda hep ön safta idi. Hacı Babamızla birlikte kalabalık bir ihvan grubuyla hac vazifesini ifa etti.

Bir motosıkleti vardı canavar gibi, hep onunla iş görürdü. Sonra Anadol marka taksimiz çıkınca onunla işlerini gördü. Son günlerde Mersedes ile Serinkuyu’daki ihvan Mehmet Dağ’ın çalıştırdığı çay ocağına gelir, gönlünü dinlendirirdi ve bu arada ekmek arası helva ile demli çayını yudumlardı.

Kütüphanemizde, kendi elyazısıyla kaleme aldığı melamet aşkı ve mürşid-i kamile bağlılık dolu mütevazı yazıları mevcuttur. Birlikte nice fotoğraflarımız var.

En sonunda hastalandı ve apar topar kendisini doğduğu yer Zonguldak Alaplı Gökhasan köyüne götürttü ve birkaç gün sonra da orada sırlandı. Ruhu şadolsun.

Daha anlatmadığımız nice hatıralar var. Sırası geldikçe yazarız inşallah.

“Güzel bir çay” ile başlayan bu biat gerçeği, böyle güzellikle noktalanmış oldu.

Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine, der atalarımız . Allah’a emanet olunuz candostlarım.

23 Muharrem 1448 / 8.7.2026 Çarşamba Karşıyaka

Hasan Fehmi Kumanlıoğlu
İletişim Telefon: 0554 239 55 12

Scroll to Top