İbrahim Hakkı Öçal Efendimiz Sohbeti 7

Bismillahirrahmanirrahim;
Kerameti kevniyeyi kaldırdık,kerameti fenniye yerine geldi, o kerametler var ya onlarda bir şey yok, görünen fen var şimdi. Ne yapıyoruz? Allah’ı açık görüyoruz, zuhura getiriyoruz sohbete getiriyoruz ,konuşuyoruz. Efendi, aç biraz bunu; Şimdi, babam öldü, anam öldü diye… Her evden bir cenaze çıkmıştır, baba sen çok meraklıydın namaza, hep Allah derdin, hadi bir yudum su içiver ! Nerede?.. Neydi onu diri tutan, kırmızı yanakları, hoş sohbetleri, torunlarına ikram edişi, yavruları sevişi, muhabbet edişi nerede?.. Ruhudur,ruhu… Bizi diri tutan manamızdır, madde değil. Bunlar ayrı ayrı mıdır? Yok, değildir. Açayım; Birisi ruh, birisi beden, ruhun gideceği yer Allah’tır, ”Külli nefsin zahikatün mevt sümme ilayna turce’un”, ayeti, “Her nefis ölümü tadacaktır ve sonra bize döndürüleceksiniz” Madde ise topraktan, bütün nebatatı da giydirdi hayvanatı da, namütenahi meyveler,sebzeler, her şey rengarenk. Hepsinin ayrı ayrı tadı.
İnsan’da topraktan, toprağa gittikten sonra her şey bitiyor mu? Bu oluşları, bu bitişleri, hep bu sohbette öğreniyoruz, tamamlıyoruz ömrümüzü. Eğer orda â mâ isek burda â mâ ’yız, burada demek ki bir imtihan eden var, birde imtihan edilen var. Kim imtihan ediyor? Allah . En büyük rütbe, en büyük şahadetname kulluktur. Allah kulumdur dedi mi, Muhammed ümmetimdir dedi mi, anne, baba da evladımdır dedi mi… ”Anneciğim, bir arzun var mı , bir isteğin var mı?”, ”Hadi anne dua et bana”. Onun için cennet istiyorsan annenin ayağının altında. Akılları ermiyor! Reisicumhurlar var ya, o mebuslar var ya, idareciler var ya… aklı erse bu içtimai hayatta bize maaş bağlarlar. Bizim duamız ise; Allah Rahmetini esirgemesin, millete, memlekete faydalı insanlar olsunlar.
Kesret vahdet, vahdet kesret olmazsa !.. Biz vahdetten geldik, bu kesret bizi aldatıyorsa yazıklar olsun bize. Merhaba hediyedir, nasılsın hediyedir. Bir gün dedim ki Oruç’a;”Allah’ı arıyorlar”,”Önümde bir deli kadın vardı, hem dinliyor, hem ağlıyordu , sarıldım , öptüm” , dedi . Dedim ki ; ”İşte Allah, işte esmadan müsemmaya, işte suretten sirete insan”,dedim. Allah’tır be!.. Kıyamet koptu orda. Kaldır suret libasını, bak kim görünecek sana! Mesele surette değil, sirette. Bu suret libasıdır hak’tan ayıran bizi, sen seni bilmedikçe, bilemezsin sen beni!.. Sen, seni bulmadıkça, bulamazsın sen seni.
Ey harabat ebsem ol çek başına hırkayı
Zaman ahir zamandır mülhid ederler seni
Hocalarımız, hepsi, Kur’an okuyanların hepsi, o mollalar yok mu, Kur’an’ı ezberlemiş, ezberlememiş,vallahi çok şerefli insanlar. Öyle şeyler anlatıyorlar ki, ben onların bir tek sözünü geri çevirmem, çeviremem.Peygamber efendimize;”Ey örtüsüne bürünmüş kişi, kalk”, diyor. Uyandı; Vahiy var.Tam 40 yaşındaydı, ne var 40’ta hiç düşündünüz mü, ne ruhsat var? Kim bilir. Allah kime müsait kılmışsa, kimin hanesini hoş bulmuşsa, o haneye girer. Durup dururken hiçbir şey olmaz. Her şey hareket halinde. Sen Kur’an’ı Allah’ın anladığı tarzda, okuduğu tarzda anlamıyorsan, okumuyorsan; Kur’an’a yabancısın. Kim okudu? Muhammet okudu. Allah’ın rahmetinden ümit kesenler, en büyük azaba uğrayacaklardır.Ümit kesmeyin çocuklar.



