Yıllar Geçse O Bir İsim, Unutulmaz Unutulmaz

Yüce Mevlâ’ya hamdüsena, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S.) ve yakınlarına salatü selâm ederiz.
Divan’ın ilk baskısının üzerinden tam yirmi yıl geçti. Dolu dolu yirmi yıl. Artıları, eksileriyle birlikte çeyrek yüzyıl neredeyse…
Bu zaman içerisinde oluşan mecburi değişiklikler, kitabın “Hayat ve Şahsiyeti” bölümünde kısaca arz edildi. Bu bölümde ise genel hayatı dillendirmeye çalışacağım.
Şöyle ki; Eğitim ve kültür düzeyimiz, imrenilir derecede. Sosyal yaşamda edinilen yer hatırı sayılır durumda. Toplumda hizmet alanı genişlemeye devam ediyor. Teknolojik gelişmelerden yararlanma azımsanmayacak ölçüde. Halkla ilişkiler, yükselme eğiliminde. Eser vermede çalışmalar, arzu edileni yakalamaya yönelik. Gönül dostlarının birbirini tamamlaması ve kaynaşma duyguları canlı tutulmaya devam ediyor. Bu güzellikleri ve özellikleri bize, insan sevgisini esas alan Hakikat ve Ledün ilminin isabetli yorumu Melâmet zevki kazandırmıştır ve kazandırmaya devam edecektir.
İlk “Takdim”de “Eserlerin kendilerini meydana getirenlerin hayatlarından sonra da hizmet edeceğini” yazmıştık. Varılan sonuç, bunu desteklemekte. “Melâmet”e gönlünce bağlanan efendi babam, Ahmet KUMANLIOĞLU Hz.’nin temiz inancının eseri, bugün bu zevkin bağlıları arasında çalışanı ve emeklisiyle her branştan gönül erleri vardır. Hepsi pırıl pırıl, insanlığa hizmet aşkı ile yanıp tutuşmaktalar. Vatana, millete, cumhuriyete; bize bu değerleri kazandıranlara son derece hürmetkâr bir eda içinde toplumdaki seçkin tavırlarını korumaktadırlar ve her halükârda korumaya azimlidirler.
Dünya hayatının cilveleri arasında ana gayeden uzaklaşmadan yürümek zor, ama, gayet onurludur.
Biz zoru seçtik, çünkü O’nunla olmayı kendimize şiar edinmişiz.
“Kınayanın kınamasından korkmayanlar” (Maide, 5/54’den) ın – Melâmete erenlerin – Hak Teâlâ’nın onurlandırdığı, yüce bir taife olduğu gün gibi aşikâr.
Ne mutlu bu hedefi seçenlere…
Gecelerini gündüzlerine katanlar, canı-başı Hak yolda kınamaya adaylar. İlim -irfan ve hizmet aşkıyla yananlar, Allah’ın Velileri- Dostları olup Onlara hüzün ve korku yoktur. Ölmeden evvel ölmeyi gerçekleştirme, bu yüce zatların işidir. İnsanların iyisi insanlara yararlı olandır, ilkesini bunlar, teoriden uygulamaya koymuşlardır. İçlerinde, Hakk’a yaptıkları secdeyi, cennet ve nimetlerine satmayanlar vardır. Viraneleri, kâşânelere tercih eder onlar. Halkı severler, Hakk’ı severler. Her yüzde Hakk’ın tecellisini görürler. Kulluk görevlerini billâh-lillâh yaparlar, fenafillâhta süzülüp, bekabillâh’a ulaşmışlardır. Yâr ve ağyâr ikileminden kurtulup, Tevhid-i Hakiki’yi özlerinde yaşatmaktadırlar. Veren el olmayı, alan el olmaya yeğ tutarlar. Fail-i Mutlak’ı tanıdıklarından her olayda hep huzuru yakalarlar.
Neden, niçin, acaba, keşke, tesadüf vb. kavramlar, onların sözlüklerinden silinmiştir.
Kısaca, Hak ile Hak olmayı özümsemişler, Ehl-i beyt sevgisiyle yoğrulmuşlar. İslâm’ın beş temel ilkesini hayata geçirmişler, büyük üstad Muhyiddin Arabî’nin en üst düzeyde kabul ettiği “Melâmet”e erbab kişiler olmuşlardır.
Anlattıklarımız, anlatacaklarımızın yanında denizden bir damladır. Bu kadarı bile: “Bu dünyada böyle insanlar da var mıdır?” sorusunu sordurmaktadır.
Cevap: Elbette vardır. Çünkü dünya üzerinde “hayat” halâ devam etmektedir.
“Ahmed erişince, Hasan Fehmî’ye
Canı başı koydu Melâmîliğe”
dizelerinde, Melâmetin, canlılığı ifade ediliyor. Bir zevk, bir keyif, bir neş’edir Melâmet. “Bir Çift Yürek”te çekilen zahmetler, “Yogo”luk tâliminde verilen eziyetler, Riyazat ve Çile’deki sıkıntılar maddi unsurlar olarak göze çarparken, fenası ve bekasıyle Melâmet anlayışında, bu zorluklar gösterilmez. Nefs terbiyesi, sultanlıkta otururken bile yapılır, diyordu ve diyor büyüklerimiz. Bunu demekle, belki daha da zoru üstleniyorlar. Olsun, farketmez. Serdengeçti olmak, öyle kolay değil.
Bilirim ganisin, rahimsin Rabbim
Edeceksin ihsan, oğlum Hasan’a;
dizelerinde de “Hasan” adıyla remzedilen “güler yüzlü topluluğumuza” Rabbim ihsanını bol bol sunmuştur, sunmaya da devam edecektir, İnşaAllah.
İhsan edilenin içinde yer alan ve adlarını “gösteriş olur” endişesiyle veremediğimiz Candostlarımıza gönül dolusu selâm ve sevgiler. Hayatta olan kâmillerimize uzun ömürler.
Efendi Baba’mızın rûhu şâd, O’na gönül verenler var ve berhudar olsun.
Hizmet alanında destek ve teşviklerinizi bekliyoruz.
Allah’a emanet olunuz efendim.
Hasan Fehmî KUMANLIOĞLU (Sizden biri)
08.12.2000 Cuma Karşıyaka – İZMİR


